ŞAMPİYONLAR SAMPİYONU "ATATÜRK ÇOCUKLARI"

Mayıs 26, 2026 - 13:45
 0
ŞAMPİYONLAR SAMPİYONU "ATATÜRK ÇOCUKLARI"

Yazar Semanur Perim, Yeni Kitabında Banu Karadağlı'ya Yer Verdi

Basından

Akademisyen Yazar 

Semanur Perim, Yeni Kitabında Banu Karadağlı'ya Yer Verdi

Atatürk Çocukları adlı bu eser, çocuklarımıza vatan sevgisini, özgürlüğün değerini, Cumhuriyet bilincini ve milli duyguları aşılamayı amaçlayan özel bir yapıt. 

Yazar Semanur Perim, kitapta küçük yaşlarda ülkesini, milletini ve ailesini seven; “dünün küçük Atatürk çocukları”nın — yani idealist ve azimli bireylerin — nasıl büyüyüp bugün başarılı, ilham veren insanlar hâline geldiklerini hikâyelerle anlatıyor. 

“Atatürk’ün izinde filizlenen umutlar…”

“Atatürk Çocukları”, minik okurlar için kaleme alınmış sıcacık bir yolculuk. Bu kitapta; vatanını, özgürlüğünü, Cumhuriyet’i seven; bilinçli, idealist, sorumluluk sahibi bir kuşağın tohumları atan çocuklar anlatılıyor. Küçük yaşlarda yüreğine vatan sevgisi koyan kahramanlarımız, bugün nasıl hayallerine ulaştı — her biri kendi alanında örnek birer birey hâline geldi.

Bu hikâyeler, sadece çocuklara değil; ailelere, öğretmenlere ve tüm büyüklerimize de ilham verecek. Çünkü “gelecek nesiller” diyorsak; onlara böyle güzel değerlerle dokunmak gerek. Banu Karadağlı'nın yazısı ise şöyle:  

BANU’NUN ZİRVEYE YÜKSELİŞİ

 Çocukluğun Büyülü Rüyası

Minik Banu, o turuncu topu ilk avuçladığı an, basketbolun büyülü dünyasına kapılmıştı. Onun için her sepet, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yankılanan emrini taşıyordu: “Ey yükselen yeni nesil! Siz, memleketin geleceğisiniz.” Bu sözler, Banu’nun ruhuna işleyen, onu durmaksızın ileri iten sarsılmaz bir yemindi. Banu, bu inançla büyüdü.

Sınıfın en parlak zekâlarından biri olduğu kadar, okul takımının da tartışmasız yıldızıydı. Her antrenman, onun için sadece bilek gücü değil, aynı zamanda zihinsel bir gelişim süreciydi. O, küçük yaşlardan itibaren Avrupa ve Dünya Şampiyonası sahnesinde olmayı düşlerdi. Atatürk’ün spora verdiği değeri her duyduğunda, “Ben de ülkemi o en büyük arenada temsil edeceğim!” diye haykırarak motivasyonunu katlardı.

Bir gece, yatağında uzanırken, kendini dev bir spor salonunun, ışıkların altında, tüm dünyanın alkışladığını hayal etti. O ihtişamlı hayalin tam ortasında, puslu bir silüet belirginleşti: Mustafa Kemal Atatürk. Atatürk, ona üzerinde hilalin parladığı bir madalyon uzattı. Bu kutsal temas, Banu’nun kaderini mühürledi.

O an, minik Banu kalbine bir söz verdi: “Bir gün, çok başarılı bir sporcu olup, dünya şampiyonluğunu kazanırken, İstiklâl Marşımız çalındığında, ben tüm dünyaya, ay yıldızlı ve Atatürk’ün ruhuyla dolu şanlı bayrağımız ile selam vereceğim!”

 Zirveye Çıkan Zorlu Yol

Yıllar aktı, minik Banu büyüdü, olgunlaştı ve omuzlarına Millî Takım formasının ağırlığını yükledi. Yıllarca süren zorlu antrenmanlar, annelik ve hayat mücadelesinin ardından, 44 yaşında, bir veteranar şampiyonası için hazırlanıyordu.

“Kızım sakatlanırsın,” “Ne zorun var?” eleştirilerini duymuştu. Ama bu sözler, onun için sadece daha güçlü bir kadın olma sebebine dönüştü.

Turnuvaya, kendinden çok genç rakiplerin arasında, inanılmaz bir tempoyla hazırlandı: günde üç antrenman ve her akşam erkek takımlarıyla maç yaparak. Hedefi sadece iyi oynamaktı; 44 ülkeden gelen antrenörlerin gizli oylamasıyla seçileceğini dahi bilmiyordu. O sadece topa ve kalbine odaklandı.

Mücadele bitti, Banu ülkesine döndü. Bir sonraki yıl Amerika’daki Dünya Şampiyonası öncesi gelen telefonla hayatının şokunu yaşadı:

“Banu, şu an için ilk üçe kaldın!” “Ne üçü? Avrupa’nın en iyi üç oyuncusu mu?” diye şaşkınlıkla sordu.

Sonuç açıklandı: Banu, Avrupa’nın en iyi oyuncusu ve dünyanın da en iyi 2. oyuncusu seçilmişti! Tek Türk olarak!

“Dünyalar benim oldu, bir hafta şoku atlatamadım,” diye mırıldandı. Rakipleri, kasları kendilerinden farklı olan çok iyi oyunculardı, çoğu benden küçüktü. Tek Türk olmanın zorluğuyla, İngilizcesi yetersiz olmasına rağmen “tarzanca” konuşarak mücadele ediyordu.

Ay Yıldızlı Selam

Ancak her turnuvada, Zafer’de olduğu gibi, Banu’nun üzerinde bir ışık vardı. Tek Türk olması hemen tanınmasına sebep oluyordu ama asıl sebep başkaydı: Atatürk’ü seven ve bilenlerin sayısı uluslararası arenada şaşırtıcı derecede fazlaydı!

Çünkü Banu, çocukluğunda verdiği sözü unutmamıştı. O, her şampiyonaya, tıpkı rüyasındaki gibi, üzerinde Atatürk’ün silüeti ve sözlerinin olduğu Türk bayrağıyla katılıyordu.

Seremoni günü, 6000 sporcu arasından özel olarak seçilip görüntülendiği o an, çocukluk rüyası gerçeğe dönüştü. Kürsüde dururken, göğsü İstiklâl Marşı’nın gururuyla kabardı.

Bayrağı göğsüne bastırırken, küçük Banu’nun büyük sözünü hatırladı: O an, tüm dünyaya, ay yıldızlı ve Atatürk’lü bayrağımız ile selam verdi.

Banu’nun uluslararası arenada tanınan bir sporcu olmasındaki en büyük, en yüce ve sarsılmaz ilham kaynağı; Atatürk’ün ona verdiği güçtü.

 

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 1
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Semanur Perim Semanur Perim: Edebiyat ve Pedagojiyi Harmanlayan Bir Cumhuriyet Yazarı ​Semanur Perim, üretken kalemi ve pedagojik temelli özgün eserleriyle tanınan, modern Türk edebiyatının dikkat çeken isimlerinden biridir. Özellikle çocuk edebiyatı ve toplumsal meselelere odaklanan çalışmalarıyla, geleceğin nesillerine ışık tutmayı amaçlayan bir vizyona sahiptir. ​Hayatı ve Eğitimi ​14 Şubat 1973 tarihinde Lüleburgaz/Kırklareli Ahmetbeykasabasında dünyaya gelen Perim’in eğitim hayatı, karşılaştığı çeşitli engeller nedeniyle kesintiye uğrasa da, azmi sayesinde eğitimini dışarıdan tamamlamayı başarmıştır. ​Edebiyatını bilimsel bir temele oturtmak amacıyla akademik eğitimlere yönelen yazar: ​İstanbul İşletme Üniversitesi'nde Duygusal Zekâ Eğitimi almıştır. ​ODTÜ bünyesinde düzenlenen Eleştirel Pedagoji seminerlerine katılarak uzmanlığını pekiştirmiştir. ​Edebi Kişiliği ve Temaları ​Semanur Perim'in eserlerinde; birey-toplum ilişkileri, Cumhuriyet değerleri ve çocuk gelişimi merkezi bir rol oynar. Okurları ve eleştirmenler tarafından "Edebiyat Dehası" olarak anılan yazar, çocuklara yönelik eğitici, Atatürk ilke ve inkılaplarını aşılayan eserler üretmeye öncelik vermektedir.Cağdaş kalemini 2025 yılında kaleme aldığı Çılgın Bakireler isimli romanı ile Çocuk pedegoloji üzerine eğitimin daha anne karnında verilmesi üzerine yaptığı çalışma ile Kendisine geleceğin "Bayan PAMUK"denmesi de bir yazarın ,cesaretini gösteriyor. ​Öne Çıkan Eserleri ​Yazarın 2021 yılından bu yana yayımladığı eserler geniş bir yelpazeye yayılmaktadır: ​Atatürk Çocukları: Cumhuriyetin 101. yılına özel, 8 yaş grubu için kaleme alınmış bir başyapıt. ​Güneşin Çocukları (2023) ​Cumhuriyetin Çocukları (2023) ​Sen Sıradan Değilsin (2024) ​Gülüşünü Sevdiğim Diğer Yarıma (2021) ​Benim Mavim Olur musun? (2022) ​İçimden Gidenler (2022) ​Sevişmek Sanattır (2023) Sen Sıradan Değilsin (2024 ) Çılgın BAKİRELER (2025) Atatürk Çocukları (2025) ​"Atatürk Çocukları" Eserinin Önemi ​Semanur Perim’in en ses getiren çalışmalarından biri olan Atatürk Çocukları, Türk edebiyatında yeni bir başyapıt olarak nitelendirilmektedir. Kitap, Hikayeler aracılığıyla; ​Atatürk’ün eğitim anlayışını, ​Kitap sevgisini, ​"Fikri hür, vicdanı hür" nesiller yetiştirme hedefini işlemektedir. ​Pedagojik bir altyapıyla hazırlanan bu eser, çocuklara milli değerleri aktarma konusunda önemli bir köprü görevi görmektedir. Sadece kitapları değil, karakteriyle de güçlü bir figür olan Perim, kalemiyle halkın sesi olmayı başardı. “Adamanne” tanımıyla, güçlü kadınları edebi dile taşıyarak Türkçeye özgün bir kavram kazandırdı. Toplamda 30 prestijli ödül ve plaket sahibi olan yazarın bazı dikkat çekici ödülleri şunlardır: 2022 Altın Kalem Ödülü 2023 Altın Yazar Ödülü 2024 Çocuk Edebiyatı Ödülü 2024 Altın İnsan Ödülü 2024 Başarı ve Zirve Ödülü 2024 Türk Edebiyatına Değer Katan Yazar Ödülü 2024 Global Star – En Başarılı Kariyer Ödülü 2025 Ömür Boyu Başarı Ödülü 2025 Uluslararası Antoloji Ödülü ve Sertifikası 2026 "CUMHURİYETE DEĞER KATAN EN BAŞARILI ÇOCUK EDEBİYATI KİTABI YAZARI ödülüne layık görüldü.. Şehitlerimize ve Atatürk’e Bir Saygı Duruşu: "Güneşin Çocukları" ​Yazarın 2023 yılında okurla buluşan "Güneşin Çocukları" eseri, sadece bir çocuk kitabı olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor. Bu kıymetli eser; başta aziz şehitlerimiz ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm dünya çocuklarına armağan edilmiş bir vefa nişanesi. ​Üstelik bu çalışma, edebi başarısını kurumsal bir tescille de taçlandırdı. Devrim Kütüphanesi envanterine giren eser, yazara Türk Kadın yazar olarak bir ilk yaşatarak ,literatürde de resmi olarak kayıt altına alınarak gelecek nesillere aktarılacak kalıcı bir kaynak haline geldi. Bu, bir yazar için sadece popülarite değil, aynı zamanda tarihe not düşmektir. Gelecek, Duygusal Zekâ ile Şekillenecek ​Yazarın sadece çocuklara değil, toplumun geneline hitap eden Sevişmek Sanattır veya İçimden Gidenler gibi eserleri de birey-toplum ilişkisini ustalıkla sorguluyor. Ancak onun asıl gücü, pedagojik formasyonunu kalemine bir zırh gibi giydirmesinde yatıyor. ​Semanur Perim’in şu sözü aslında tüm üretim sürecinin özeti gibi: Edebiyat, eğitim bilimleri temeline oturmalıdır. ​Toplum olarak tam da böyle "üretken kalemlere" ihtiyacımız var. Milli değerleri, pedagojik bir süzgeçten geçirerek yeni nesillere aktaran Perim, Lüleburgaz’dan doğan bir güneş gibi edebiyat dünyamızı ısıtmaya devam ediyor. ​Yolu açık, kalemi hep daim olsun.