ATATÜRK VATANSEVER DEĞİLDİ O BİR VATAN KURUCU İDİ

Ağustos 29, 2026 - 22:31
 0
ATATÜRK VATANSEVER DEĞİLDİ O BİR VATAN KURUCU İDİ

Bazı insanlar vardır ki, yaşadıkları çağ onların büyüklüğünü tartamaz. O sırada onlarla birlikte yaşayanlardan çok azı bu üstün insanların aslında ne ve kim olduğunu anlayabilirler.

Onlar yalnızca bir dönemin değil, tüm uygarlığın üstün insanıdırlar. Mustafa Kemal ATATÜRK, tarihin gördüğü işte o nadir üstün insanlardan biridir.

Onu “vatansever” diye anmak, bir okyanusu avuçla ölçmeye kalkmak gibi olur.

Çünkü o, vatanı sevmekle kalmadı; onu yeniden kurdu, ona yeni bir ruh, yeni bir anlam kazandırdı.

Vatanseverlik, çoğu zaman duygusal bir bağlılıktır. İnsan, doğduğu toprakları sever, onu korur, uğruna fedakârlık eder.

Fakat ATATÜRK’ün sevgisi bu sınırları aşan bir bilgelikti.
O, duygudan öteye geçen bir bilinçle hareket etti; sevgisini akılla yoğurdu, cesaretle besledi.

Çünkü o, vatanı bir kader olarak değil, bir irade meselesi olarak gördü. Bir milletin en karanlık anında, yıkıntılar ve umutsuzluk arasında, o bir ışık yaktı.

O ışık ne salt askerî bir zaferin parıltısıydı, ne de geçici bir coşkunun ateşi. O ışık, bir milletin yeniden düşünmeye, yeniden ayağa kalkmaya, yeniden uygar insan olmaya başlamasının ışığıydı.

ATATÜRK, bir ülke kurarken aslında bir bilinç inşa etti. Vatan kurmak, yalnızca sınırlar çizmek değildir. Toprağa anlam, halka umut, geçmişe yön, geleceğe istikamet vermektir.

ATATÜRK’ün yaptığı tam da buydu.

O, bir milleti yeniden tanımladı, yüzyıllardır boyun eğmeye alışmış bir halktan, özgür bireyler ulusu yarattı.
Onun “vatanı” topraktan ibaret değildi; o, aklın, bilimin ve özgürlüğün vatanını kurdu.

Üstün insan, duygularıyla değil, ilkeleriyle yaşar.

ATATÜRK, duygusal bir kahraman değil; ilkesel bir devrimcidir. Onun üstünlüğü, insanın içindeki en saf güce, akla, vicdana ve iradeye, duyduğu inançtan gelir.

Bugün hâlâ onun adı geçtiğinde kalplerimizin bir anlığına durması, işte bu yüzdendir.

ATATÜRK bir vatansever değildi; çünkü vatanseverlik, var olanı korumakla ilgilidir.

Oysa üstün insanlar korumazlar, onlar kurarlar.

Yıkılmış bir imparatorluğun enkazından bağımsız bir devlet çıkardı.
Teslim alınmış bir milletin içinden özgür bir millet çıkardı.
Geçmişin ağırlığından geleceğin iradesini çıkardı.

En karanlık günlerde, herkes yenilgiyi konuşurken o geleceği kurdu.
Herkes teslimiyeti düşünürken o bağımsızlığı savundu.
Herkes yıkıntıya bakarken o yeni bir devletin temelini attı.

Bir milletin kaderini değiştirmek, yalnızca cesaret istemez.
Akıl ister.
İrade ister.
Sorumluluk ister.
Ve en önemlisi, geleceğe bugünden daha büyük bakabilmeyi ister.

O, bir “Vatansever” değil, bir ''Vatan Kurucu'' idi.

Yazan
Korhan KÜLÇE
09/11/2025

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Korhan KÜLÇE Ben; Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı. Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu. Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur. Kitaplarım… Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli. Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler. Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı. Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır. Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın. Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim. Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir; onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir. Ben sustukça onlar konuşur. Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi. Kitaplarım; Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler İlişkiler Hakkında - 1 Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı Sen de Haklısın Korhan KÜLÇE