Sosyal Medyanın Şarlatan Psikologları Bölüm 2

Şubat 28, 2026 - 23:07
 0
Sosyal Medyanın Şarlatan Psikologları Bölüm 2

Sürekli sosyal medyada psikoloji videoları izleyen her gün yeni bir “uzman” keşfeden, birinin dediğini ertesi gün başka birine göre düzelten insanlara sözüm var:

Artık bırakın. Cidden bugün bir karar alın ve bırakın.

Evliliği ya da ciddi bir ilişkiyi; üç cümlelik reels tavsiyeleriyle yürütemezsiniz.
Bir gün “mesafe koy” diyorlar, ertesi gün “ilgi azalt”, sonra “stratejik sus”, sonra “duygunu gösterme”.

“Erkeğe masraf yaptır ki değerini bilsin.”
“Erkek bir kadın için çabalarsa kendini değerli hisseder”
“Sürekli merakta bırak, ilgini azalt.”
“Erkek adam duygularını saklar, güçlü görünür.”

Sevgi stratejiyle değil, samimiyetle yürür.

Eşine taktik uygulayan insan, eşini partner değil rakip görmeye başlamış demektir.
Strateji savaşa aittir.
İlişki savaş alanı değildir.

Üstelik ortalıkta psikolog diye dolaşan şarlatanlar var.
Eline bir kamera alan, iki kitap karıştıran, üç kavram ezberleyen herkes “uzman” edasıyla ilişki tavsiyesi veriyor.

Ve acı gerçek şu:
Bu tavsiyelerin büyük kısmı yanlış, yüzeysel ya da tehlikeli derecede kışkırtıcı.

Size “üstünlük kurmayı”, “duyguyu saklamayı”, “karşı tarafı merakta bırakmayı” öğretiyorlar.

Ama hiçbiri size sabrı, fedakârlığı, özür dilemeyi, gönül almayı, güven vermeyi, empatiyi anlatmıyor.

Daha kötüsü…
Söyledikleri şeyler artık özgün bile değil.
Herkes aynı cümleleri kuruyor.
Herkes aynı taktikleri biliyor. 
Bunlar MOSSAD'ın gizli bilgileri değil.

Siz eşinize “strateji” uyguladığınızı sanarken, o da aynı videoları izliyor olabilir.

Bu bir ilişki değil, karşılıklı taktik savaşı olur.

Sürekli psikoloji videoları izleyip, okuyup eve teori taşıyan insanlar var.
Her tartışmada bir kavram:
“Bu senin bağlanma stilin.”
“Şu an manipülasyon yapıyorsun.”
“Beni manipüle edemezsin.”
“Travman konuşuyor.”
“Sen narsistsin.”

Hayır.
Bazen sadece kırılıyoruz.
Bazen sadece yoruluyoruz.
Bazen sadece üzülüyoruz. 
Bazen sadece bıkıyoruz.

Her duyguya akademik etiket yapıştırmak ilişkiyi iyileştirmez; ilişkiyi klinik bir sorgu odasına çevirir.

Motivasyon videolarıyla yaşanan ilişki, gerçek hayatta ilk krizde dağılır.
Çünkü gerçek ilişki algoritma gibi işlemez.
Karşındaki insan bir içerik değil, kalbi olan bir varlıktır.

Artık bırakın bunları izlemeyi, ciddiye almayı.

Gönlünüzden geldiği gibi yaşayın.
İçinizden geldiği gibi sevin.
Partnerinize, sevgilinize, eşinize içinizden geldiği gibi davranın.

Sevgi hesap işi değildir.
Sevgi taktikle yönetilmez.
Sevgi rol yapmayı kaldırmaz.

O “uzman” yüzleri izlemeyi bırakın.
Gerçek hayata dönün.

Uzman sandığınız insanların kendi hayatlarının ne kadar dağınık olduğunu görseniz, belki bu kadar kolay etkilenmezdiniz.

Kameraya konuşmak kolaydır.
Filtreli bir özgüvenle ahkâm kesmek kolaydır.
Zor olan; aynı tutarlılığı kendi özel hayatında gösterebilmektir.

Birinin içerik üretmesi, onun karakter sahibi olduğu anlamına gelmez.
Birinin çok izlenmesi, doğru söylediği anlamına gelmez.

Gerçek olun.
Doğal olun.
Yanlış yapmaktan korkmayın ama yapay olmaktan korkun.

Çünkü;
Sizin mutluluğunuz onların umurlarında değil.
Şarlatanlar izlenmek için içerik üretir.
Gerçek insanlar mutlu olmak için ilişki kurar.

Yazan
Korhan KÜLÇE 
25/02/2026  09:30

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Korhan KÜLÇE Ben; Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı. Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu. Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur. Kitaplarım… Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli. Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler. Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı. Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır. Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın. Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim. Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir; onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir. Ben sustukça onlar konuşur. Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi. Kitaplarım; Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler İlişkiler Hakkında - 1 Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı Sen de Haklısın Korhan KÜLÇE