HENÜZ YAŞANMAMIŞ BİR GELECEĞİN STRESİ

Ağustos 25, 2026 - 20:40
 0
HENÜZ YAŞANMAMIŞ BİR GELECEĞİN STRESİ

Sinir bilimci Robert Sapolsky, "Zebralar Neden Ülser Olmaz?" adlı kitabında stresin doğasını anlatırken önemli bir noktaya dikkat çekmiş. 

Çok güzel bir örnek olduğu için size de aktarmak istedim.

Doğada bir zebra düşünün. Bir aslan tarafından kovalandığında bedeni anında alarma geçer: kalp atışı hızlanır, kortizol yükselir ve tüm sistem hayatta kalmaya odaklanır. Ancak bu stres kısa sürelidir. Zebra kaçıp kurtulduğunda, birkaç dakika sonra yeniden otlamaya başlar. (Tabii ki kurtulursa)

Aslan da yarın ne olacağını düşünmez. Emeklilik planı yapmaz, sosyal statüsünü sorgulamaz, geçmişte yaşadıklarını tekrar tekrar zihninde canlandırmaz.

Modern insanın farkı ise tam burada ortaya çıkar: "Bilinç"

Biz tehlike ortadan kalktıktan sonra bile onu zihnimizde yeniden üretebiliriz. Geçmişi bugüne taşıyabilir, ya da henüz yaşanmamış bir geleceği şimdiden yaşayabiliriz.

Bu noktada Antonio Damasio’nun duygular ve hisler arasındaki ayrımı da önem kazanır. Duygular, bedenin verdiği biyolojik tepkilerdir; hisler ise bu tepkilerin bilinçli olarak deneyimlenmesidir.

Zebra aslanı gördüğünde korkar. Aslan uzaklaştığında tehdit sona erer.

İnsan ise aslan gittikten sonra bile yıllarca korku ile zihninde onu yaşatabilir:

“Ya tekrar gelirse?”
“Ya bir dahaki sefere kaçamazsam?”
“Ya işler daha kötü olursa?”

Ortada gerçek bir tehdit yoktur; fakat beden hâlâ tehdit varmış gibi davranır.

Buna "öngörüsel endişe" diyebiliriz: Henüz gerçekleşmemiş bir ihtimali zihinde gerçekmiş gibi yaşamak.

Dolayısıyla asıl sorun stresin kendisi değildir. Stres, hayatta kalmamızı sağlayan doğal bir mekanizmadır. Asıl sorun, " kafamızın içindeki alarmın hiç kapanmamasıdır."

Ve modern insanın en büyük paradoksu belki de budur:

Geleceği öngörebilecek kadar zekiyiz; fakat henüz gelmemiş bir geleceğin korkusuyla, elimizdeki bugünü tüketebiliyoruz.

Gelmemiş bir geleceğin korkusuyla bugün elimizde olanı güzel şeyleri de kaybediyoruz.

Bizi hayvanlardan ayıran bilinç, aynı zamanda bizi kendi zihnimizin ürettiği tehditlerin esiri de yapabiliyor.

Yazan
Korhan KÜLÇE
23/08/2026
Patili çocuklarım ile sahilde

***Robert Morris Sapolsky, Amerikalı bir akademisyen, nörobilimci ve primatologdur. ( Wikipedia dan alıntı )

***Antonio Damasio, Portekizli bir nörobilimcidir. ( Wikipedia dan alıntı )

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Korhan KÜLÇE Ben; Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı. Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu. Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur. Kitaplarım… Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli. Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler. Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı. Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır. Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın. Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim. Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir; onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir. Ben sustukça onlar konuşur. Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi. Kitaplarım; Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler İlişkiler Hakkında - 1 Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı Sen de Haklısın Korhan KÜLÇE