BEN KÖTÜ MÜYÜM? TAMAM İKNA OLDUM., KÖTÜYÜM. O HALDE HOŞÇAKAL

Ağustos 27, 2026 - 00:44
 0
BEN KÖTÜ MÜYÜM?  TAMAM İKNA OLDUM., KÖTÜYÜM. O HALDE HOŞÇAKAL

BEN KÖTÜ MÜYÜM?
TAMAM İKNA OLDUM., KÖTÜYÜM.
O HALDE HOŞÇAKAL

İnsanların hikâyelerinde kötü karakter olmaktan korkmayın.

Birisi sizin kötü bir insan olduğunuzu mu söyledi?
Onu böyle olmadığınıza ikna etmek için uğraşmayın,
çünkü o zaten kendisini sizin kötü olduğunuza ikna etmiş.

O'nun zihninde kötü bir insan olduğunuzu kabul edin ve onu sizin olmadığınız mutlu hayatı ile baş başa bırakın. Sizinle daha fazla mutsuz olmasına sebep olarak bencillik yapmayın.

Bazen sırf biri ile yollarınız ayrıldığı için kötü olursunuz,
Bazen artık eskisi gibi alttan alıp susmadığınız için,
Bazen size yapılan yanlış bir davranışı artık kabul etmediğiniz için,
Bazen çizdiğiniz sınırın geçilmesine “hayır” dediğiniz için,
Bazen uzun zamandır verdiğiniz tavizleri vermeyi bıraktığınız için,
Bazen yaptığınız fedakarlıkları yapmaktan artık yorulduğunuz için,
Bazen sırf sorun çıkmasın diye alttan almaktan bıktığınız için,
Bazen....
Bazen....

Siz değişmemişsinizdir aslında.
Sadece sınırlarınızın çok fazla geçildiğini, siz göz yumdukça saygısızlığın dozunun giderek arttığını fark edip ''tamam benden buraya kadar'' demişsinizdir.

Ve sınırlarınızın daha fazla geçilmesine izin vermediğiniz anda, sizden istediklerini eskisi kadar kolay alamayan insanlar sizi bencil, soğuk, vefasız, nankör, narsist, baskıcı ya da kötü biri ilan edebilir.

Çünkü bazı insanlar sizin iyi insan olmanızı, kendilerine iyi gelmenizle karıştırır.

Onlar için iyi insan;
onların yanlışlarını görmezden gelen,
sürekli affeden,
sürekli susan,
onlar hata yaptıklarında bile alttan alan,
bekleyen ve
gerektiğinde kendinden vazgeçen insandır.

Oysa kendinizi sürekli feda etmek erdem değildir.

Bir insanı kırmamak için kendinizi kırıyorsanız, bu fedakârlık değil, kendinizden eksilmektir.

Başkasını memnun etmeye çalışırken kendi huzurunuzu kaybediyorsanız, aslında kimseyle kavga etmiyor; kendinizle savaşıyorsunuzdur.

Şunu kabullenmek gerekir:

Herkes sizi kendi gördüğü yerden anlatır.

Birinin hayatında kötü karakter olabilirsiniz. Başkasının hikâyesinde en güvenilir insan,

Birinin gözünde bencil bir narsist olabilirsiniz,
bir başkasının gözünde ise muhteşem ve saygı duyulan biri olabilirsiniz.

İnsanlar sizi yaptıklarınızdan çok, onların yanlışlarını ne kadar tolere ettiğiniz üzerinden değerlendirir.

Sizden sürekli her yanlışına alttan almanızı isteyen biri, bunuı bıraktığınız gün sizin "kötü ve baskıcı" olduğunuzu söyleyebilir.

Sizin susmanıza alışan biri, "yeter artık" dediğinizde sizi agresif ilan edebilir.

Sizin sınırlarınızı aşmaya alışmış biri, sınır çizdiğinizde sizi "narsist" ilan edebilir.

Sizin her defasında dönüşünüzü garanti gören biri, bir gün geri dönmediğinizde sizi kibirli, baskıcı, kötü, narsist diye anlatabilir.

Ama bunların hiçbiri sizin kim olduğunuzu belirlemez.

Çünkü karakteriniz, başkalarının sizin hakkınızda anlattığı hikâyelerde değil; kimse görmezken yaptığınız seçimlerde ortaya çıkar.

Haksızlık ettiyseniz kabul edin,
Kırdıysanız özür dileyin,
Yanlış yaptıysanız düzeltin,
Ama sırf biri sizi kötü anlatıyor diye kendinizi sürekli savunmak zorunda hissetmeyin.

Her suçlama karşısında kendinizi aklamak zorunda değilsiniz.

Bazen açıklama yaparsınız, anlaşılmazsınız.

Bazen iyi niyetinizi anlatırsınız, karşı taraf işine gelen kısmını duyar.

Bazen yıllarca verdiğiniz emeğin tamamı, tek bir “hayır”ınız yüzünden unutulur.

Ve bazen gerçekten kötü biri olduğunuzu düşünen insanların hayatından çıkmanız, sadece sizin için değil onlar için de yapabileceğiniz en iyi şeydir.

Çünkü herkesin sizi sevmesi mümkün değil.

Herkesin sizi anlaması da mümkün değil.

Herkesin hikâyesinde iyi adam olmak gibi bir zorunluluğunuz hiç yok.

Asıl mesele, kendi hikâyenizde kendinizden utanacağınız bir insan hâline gelmemek.

Kendinize ihanet etmeden yaşayabilmek.

Gerektiğinde “yeter” diyebilmek.

Size iyi gelmeyen bir ilişkiden çıkabilmek.

Sizi tüketen bir insana mesafe koyabilmek.

Sürekli aynı yarayı açan kapıyı bir daha çalmamak.

Ve en önemlisi, birilerinin sizi terk etmemesi uğruna kendinizi terk etmemek.

Bırakın bazıları sizi yanlış anlasın.

Bırakın bazıları sizin hakkınızda kötü düşünsün.

Bırakın kendi hikâyelerinde sizi kötü karakter yapsınlar.

Çünkü bazen birinin hikâyesinde kötü karakter olmanız, belki de kendi hayatınızda kendinizden yana olduğunuz anlamına gelir.

Siz kendi karakterinizden emin olun, başkasının hikâyesindeki rolünüzden değil.

--------------------------------------
Onlara şöyle demeyi bilin;
Ben kötü müyüm?
Ben senin mutluluğunun önünde engel miyim?
Benimle birlikteyken kendini huzursuz mu hissediyorsun?
Benimle birlikte olmak sana zarar mı veriyor?
Peki, o halde
Şimdiye kadar vermiş olduğum rahatsızlık için özür dilerim.
Sana bensiz hayatında mutluluklar.

Hepsi bu kadar.
--------------------------------------

27/08/2026
Korhan KÜLÇE
Saat: 00:30
Kuyruklu oğlumla balkonda

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Korhan KÜLÇE Ben; Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı. Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu. Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur. Kitaplarım… Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli. Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler. Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı. Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır. Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın. Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim. Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir; onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir. Ben sustukça onlar konuşur. Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi. Kitaplarım; Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler İlişkiler Hakkında - 1 Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı Sen de Haklısın Korhan KÜLÇE