Aşk Kırıntıları

Şubat 23, 2026 - 23:29
 0
Aşk Kırıntıları

Ondan bir sevgi kırıntısı,
küçücük bir gülümseme,
minik bir temas, saniyelik bir sarılma
ufak bir teşekkür alabilmek için
kendine yaptığın, sana yaptığı saygısızlığı fark ettiğin o an…

İnsan o an birden uyanmaz.
Yavaş yavaş olur bu fark ediş.

Mesela plan yaparsınız.
Gününü, akşamını bu plana göre ayarlarsın.
O son anda bir bahane ile iptal eder.

Mesela yanında heyecanla bir şey anlatırsın.
Gözleri telefonuna kayar.
Cümlelerin havada kalır.
Ama sen yine de “dalgındır” dersin.

Bir şey yaparsın onun için.
Küçük değil, gerçekten emek isteyen bir şey.
Ama o sadece başını sallar, hatta olmamış der.
Sen yine de “önemli değil” dersin.

İçin kırılır.
Ama bunu dile getirmek yerine
kendi kırgınlığını küçültürsün.
Çünkü korkarsın.
“Ya daha da uzaklaşırsa?”

Ve yavaş yavaş bir düzen kurulur:
O az verir,
sen çok anlarsın.
O susar,
sen bahane üretirsin.
O eksik davranır,
sen tamamlamaya çalışırsın.

Ta ki bir gün şunu fark edene kadar:
Sen onun sevgisizliğini tolere ederken,
kendi değerini inkâr ediyorsundur.

En ağır olan şu değildir:
Sevdiğin kişinin seni yeterince sevmemesi.

En ağır olan şudur:
Onun sevgisizliğini kabul edebilmek için
kendi kalbini küçültmen.

Bir teşekkür beklemek,
biraz ilgi istemek,
yüzüne bakıldığında sıcaklık görmek…
sarılmak, öpmek
Bunlar lüks değil.
Bunlar seven bir insanın en temel duygusal ihtiyaçları.

Ama sen bunları dile getirmeyi bile “fazla” görmeye başlarsın.
Çünkü onun yanında ihtiyaç sahibi olmak bile suç gibi hissettirir.

İşte o an aynaya bakarsın ve şunu anlarsın:
Ben bir sevgi kırıntısı için
kendi içimde koca bir insanı susturmuşum.

Ne zaman ki birinin küçük jestleri, minik bir tebessümü sana büyük ödül gibi gelmeye başlar,
orada eşitlik bitmiştir.

Ne zaman ki bir teşekkür duymak için günlerce çaba harcıyorsan,
orada sevgi değil, açlık vardır.

Ve en can yakıcı cümle şudur:
Ben aslında ondan sevgi istemedim.
Ben ondan, beni görmesini istedim.

Ama biri seni görmek istemiyorsa,
ne kadar parlasan da gözlerini kapatır.

Gerçek dönüşüm şu soruyla başlar:
“Ben neden bu kadar azına razı oldum?”

Cevap genelde şudur:
Çünkü seviyordun,
Çünkü kaybetmekten korktun.
Ama fark edersin ki…
Sen bu arada kendini kaybetmişsin.

İyileşme, ondan vazgeçtiğin gün değil;
kendini tekrar önemsediğin gün başlar.

Birinin sevgisine ulaşmak için
kendi onurunu eğmek zorunda değilsen,
işte o zaman gerçekten sevilmeye başlarsın.

Çünkü sevgi,
insanı küçültmez.
Sevgi, insanı büyütür.

Ve bir gün artık şunu beklersin:
Kırıntı değil, bütünlük.

Yazan
Korhan KÜLÇE 
23/02/2026  23:30
www.korhankulce.com

-----------------------------------------

#KorhanYazıyor
#AşkKırıntıları
#SevgiVeDeğer
#KendiniSev
#DuygusalFarkındalık
#İlişkiGerçekleri
#KendiDeğeriniKoru
#SevgiBüyütür
#KüçükJestlerYeterliDeğil
#İyileşme

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Korhan KÜLÇE Ben; Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı. Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu. Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur. Kitaplarım… Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli. Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler. Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı. Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır. Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın. Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim. Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir; onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir. Ben sustukça onlar konuşur. Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi. Kitaplarım; Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler İlişkiler Hakkında - 1 Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı Sen de Haklısın Korhan KÜLÇE