Kar Tanesi 4.Bölüm

Gökten düşen pamuk şekerlere gülümsedi. Annesine döndü ve işaret parmağıyla göğü gösterdi. Annesi ona gülümsedi.Avucunu açıp sokağın ortasında gökten yağan pamuk şekerleri yakalamaya çalıştı, avucuna düşen kar tanelerine baktı ve avucundaki kar taneleri kırmızıya bulandı.Bu kar tanesinin kırmızıya bulandığı yolda yeni aşklar ve yeni aileler bulunacaktı..

Kar Tanesi 4.Bölüm

-O Beni Anladı-

Keyifli Okumalar! 

Şarkılar;Sezen Aksu, Düş Bahçeleri

Perdenin Ardındakiler, Gökyüzü

Tuğkan, Yazık

Bilmem kaç saattir odamda oturuyordum, kapının çalınmasıyla kendime geldim. Hâlâ kıyafetlerimi yerleştirmemiştim, öylece bavulu kenara atıp yatağa oturup pencereden dışarıyı izlemiştim. İçeri Buse girdi.

"Lavin, hadi yemek yiyeceğiz. Sana seslendim ama duymadın galiba." Arkam dönüktü, ona başımı onaylarcasına salladım." Bavulunu boşaltmana yardım etmemi ister misin?" 

"Teşekkürler, gerek yok ve aç değilim, sadece biraz yalnız kalmak istiyorum."Cevabıma kırıldı mı acaba bana sinirlendi mi?Aklımda yine düşünceler dolanıyordu. Bir şey demeden odadan çıktı, gittikten sonra kapıyı ardından kilitledim. Kendimi dışarıda çiseleyen yağmuru izlemeye bıraktım. Burası şehir merkezine çok uzaktı. Her yer ağaçlarla doluydu ve görünürde başka bir evde yoktu. Burası neresiydi, bilmiyorum ama hafızamın bir yerlerinde bu ev var... 

Yağmur şiddetini artırmıştı.Yanağıma bir damlacık düşmesiyle irkildim. Kafamı yukarı kaldırdım ve çatıdan su damladığını gördüm.İleride gördüğüm boş saksıyı alıp yatağın üstüne koydum. Bir süre saksının içine düşen damlaların sesini dinledim. Cebimde bir şey titriyordu, elimi cebime götürdüm ve babamın beni aradığını gördüm. Ellerim yine titriyordu. Telefonu yatağın üstüne bıraktım. Yataktan kalktım, odanın içinde dolanmaya başladım. Hâlâ telefon titriyordu. Ellerimi saçlarıma geçirdim ve hızlı adımlarla odada dolandım, bir oraya bir buraya giderken telefonun o titreme sesi beni deli ediyordu. Nefes alışverişlerim hızlanmıştı. artık çıldırmış gibi hissediyordum. Gözümün önüne yine yine aynı görüntüler geliyordu. Şimşek çakmasıyla irkildim ve artık bu da son damla olmuşçasına görüntüler beni ele geçirmişti. Telefonu elime aldım, duvara fırlattım. Telefonun parçaları etrafa saçıldı. Duvara haykırıyordum, kendimde değildim. 

"Bırak. Hayır. İstemiyorum. Çekil lütfen. HAYIR GELME ÜSTÜME." Yatağın kenarına yığılmış, çığlıklar içinde ağlıyordum.

Kapı vurulma sesleri zihnimdeki görüntülerin arasına karışmıştı. Birinin omzuma dokunmasıyla geriye düştüm. "Bana yaklaşma istemiyorum, dokunma!" Duvarın köşesine sindim ve bağırıyordum, saçlarımın arasındaki ellerim saçlarımı diplerinden çekiyordu. Nefesim gittikçe hızlanıyordu. Lois yavaşça yaklaştı.

"Zeynep bana bak. Ben Lois, sana asla zarar vermem ve diğerleri de burada, güvendesin. Lütfen sana yaklaşmamıza izin ver, kendine zarar veriyorsun." Onayımı bekliyormuş gibi bakıyordu. 

"Lois."Ağzımdan çıkan isimle birlikte o an nerede olduğumu anlamıştım. Zihnimdeki o kötü görüntülerden uyanmış ve karşımda Lois 'i görüyordum. Saçlarımın arasından ellerimi indirip yere bıraktım, sırtımı duvara yaslayıp gözyaşları içerisinde karşıda duran çocukluğumu izledim. Lois yanıma geldi ve beni kollarının arasına aldı. Titriyordum hiç olmadığım kadar, o an da gibiydim. Korkuyordum.

"Zeynep sana zarar vermelerine izin vermeyeceğim. Artık güvendesin, benim yanımdasın.Seni ne pahasına olursa olsun koruyacağım."

LOİS HENDERSON ;

Kollarımın arasında titreyen bu beden sen neler yaşadın? Seni kim incitti? Seni kimler kırdı? Canını kimler yaktı? O çocuğa kimler bunları yaptı?

Yanağından yaşlar akıp tişörtümü ıslatıyordu. Saçlarını okşadım ve öptüm. Bana Zeynep'i gösterdi. "İşte bak tam karşımızda, kamburuyla orada yalnız başına bütün yükleri üstlenmiş ağlıyor."Senin bu incinmiş kalbini onaracağım, sana söz veriyorum.

Onu yavaşça yerden kaldırıp kucağıma aldım ve yatağa yatırdım. Hâlâ gözlerini duvardan ayırmıyordu. Ona sakinleştirici getirmek için gidecekken kolumdan tuttu."Gitme. "dedi, ardından elimi tuttu ve geri yatağa oturtturdu. "Annemi özledim. Annemi unutmaktan çok korkuyorum; yüzünü, kokusunu unutmaktan korkuyorum. Anneme kavuşmak için bir gün daha bitmesine seviniyorum, ölmek istiyorum. Evet her şey bitsin istiyorum, dursun ama durmuyor. Öyle bir his ki bu bitmeyecek gibi, hiçbir şey son bulmayacak hep bu karanlığa mahkûm gibiyim. Neden iyi bir oyuncuyum çünkü o sahneler gerçekti, o karakter bendim. Yaşadıklarımı yazdım orada, kimse anlamadı. Siz bile beni umursamaz sanıyorsunuz, kimse bilmiyor ki çok umursuyorum. Her gece hıçkırıklarımda boğuluyorum, onların dediği bir cümle aklımdan çıkmıyor hem de günlerce aklımda dolanıyor. Belki bir annem olsa bana öğretirdi, doğru ve yanlışı kimse bana öğretmedi. Bu yüzden okul hayatım boyunca aşağılandım, hayat öğretti bana ama acıtarak.." Artık konuşamayacaktı, anlatamıyordu. Onu o kadar iyi anladım ki çok zordu, devamını anlatabilecek cümle yoktu ve hiçbir zaman olamazdı. Bir insanın dili vardır konuşmak için ama her cümle için yoktur o organ ile bazı hisler anlatılmaz, o acıyı ben de biliyorum. Zeynep ya da Lavin mi demeliyim sana? Annesizlik çok zor, evet. Ben de biliyorum çünkü benim hiç ailem olmadı Lavin. 

"Kaçıncı uykundasın, hangi rüzgar aldı seni? "Yatakta uzanmış halde duvara bakarken yeşil gözleriyle gözüm buluştu. Ellerim ellerine uzandı.

"Sen?" 

"Benim hiçbir zaman ailem olmadı. Bu acıyı geçirecek çözümler aradım yıllarca. Acımı dindirecek şarkılar, kitaplar bulmaya çalıştım ama olmadı, bulamadım. Bu sözü de o dönem de öğrendim. Her şeyin durmasını istiyordum. Yani insanların, hayatın durmasını istiyordum. Seni çok iyi anlıyorum. Anneni geri getiremem belki ama annenin katilini bulacağız. Söz veriyorum. "Nefesini titreyerek verdi. Ellerimi daha sıkı tuttu. 

LAVİN VANESSA ;

Ona güveniyor muyum, bilmiyorum ama o beni anladı, bunu biliyorum. Kimsenin yapmak istemediğini yaptı. Lois Henderson o beni anladı. Titreyen bedenimin titremesini geçirdi. Lois Henderson o da benim gibiydi. Yaralarımızı sarmamız gerekti ya da birbirimize yardım etmemiz... 

Instagram -Tiktok:bellaelliehall

Size güzel bir gün dilerimm.