Sevildiğine İnanamayan Kalp

Şubat 21, 2026 - 11:12
 0
Sevildiğine İnanamayan Kalp

İyileşme birinin “gitmeyeceğim” demesiyle başlamaz.
Defalarca kalmasıyla başlar.
Ama bir noktadan sonra
kalbin de silah bırakması gerekir.

Çünkü sevgi tek taraflı bir ispat süreci değildir.
Güven, iki kişinin birlikte inşa ettiği bir zemindir.

---------------------------------------------

Geçmişte tutarsız sevilmiş bir kalp,
şimdiki sevgiyi olduğu gibi alamaz.

Çünkü o kalp sevgiyi hep şartlı öğrendi.
Bir gün yoğun, bir gün yok.
Bir gün sarılan, bir gün uzaklaşan.
Bir gün “sensiz yapamam”,
ertesi gün sessizliğe gömülen.

O yüzden şimdi biri gerçekten sevince, kalınca,
gitmeyince,
sabırlı olunca…

Kalp huzur bulmak yerine tetikte kalır.

“Şimdi iyiyse, birazdan değişir.”
“Nasıl olsa bitecek bari şimdi bitsin.”
“Bu kadar güzel gidiyorsa kesin bir şey olacak.”
“Bu ilişkinin sonu yok, niye uzatayım?.”

Geçmişte terk edilmiş bir kalp,
mutluluğu yaşarken bile ayrılık provası yapar.

Mesaj geç cevaplandığında,
eski hikâyeler uyanır.
Ses tonu biraz değiştiğinde,
zihin geçmiş dosyaları açar.
En ufak tartışmada,
''işte demiştim olmaz diye bitti buraya kadar'' denilir

Şimdiki insanın suçu yoktur aslında.
Ama kalp eski savunma sistemini kapatmayı bilmez.

Çünkü o sistem zamanında işe yaramıştır.
Önceden hisset,
önceden hazırlan,
önceden uzaklaş ki daha az acısın.

Ve şimdi biri gerçekten sevdiğinde bile
kalp şöyle fısıldar:

“Diğerleri de başta böyleydi.”

En zor olan şey budur:
Gerçek sevgiyi, geçmişin hayaletlerinden ayırabilmek.

Çünkü geçmişte tutarsız sevilen biri
sevgisizliğe değil,
istikrarsızlığa travmatize olur.

O yüzden bugün sevildiğine inanamıyorsa,
bu nankörlük değil.
Bu, yarım kalmış güvenin yankısıdır.

Ama işin en acı tarafı şudur:
Bazen bu korku, gerçekten seveni de yorar.

Sürekli test edilen,
sürekli şüpheyle karşılanan,
her davranışı geçmişle kıyaslanan biri
bir süre sonra şunu hisseder:

“Ne yaparsam yapayım yetmiyor.”

Ve bazen gerçekten seven,
terk etmek için değil,
yorulduğu için gider.

İşte o an kalp şunu söyler:
“Bak, yine haklıydım. Herkes gidiyor.”

Oysa kimse ihanet etmemiştir.
Sadece korku, sevgiden daha yüksek sesle konuşmuştur.

Tutarsızlıkla büyüyen savunma,
bu kez istikrarlı sevgiyi de tehdit sanmıştır.

Ve insan farkında olmadan
kaçmaktan korktuğu şeyi kendi elleriyle yaratabilir.

İyileşme birinin “gitmeyeceğim” demesiyle başlamaz.
Defalarca kalmasıyla başlar.
Ama bir noktadan sonra
kalbin de silah bırakması gerekir.

Çünkü sevgi tek taraflı bir ispat süreci değildir.
Güven, iki kişinin birlikte inşa ettiği bir zemindir.

Gerçekten sevilen ama buna inanamayan kalp,
aslında sevgiyi reddetmez.

Sadece bir daha yıkılmaktan korkar.

Ama bazen en büyük risk,
hiç risk almamaktır.

Çünkü sevgiye inanmayı sürekli ertelemek,
bir gün sonsuza kadar kalacak olanı da
gerçekten kaybetmek demektir.

Yazan
Korhan KÜLÇE
21/02/2026 07:00
www.korhankulce.com

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Korhan KÜLÇE Ben; Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı. Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu. Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur. Kitaplarım… Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli. Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler. Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı. Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır. Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın. Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim. Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir; onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir. Ben sustukça onlar konuşur. Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi. Kitaplarım; Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler İlişkiler Hakkında - 1 Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı Sen de Haklısın Korhan KÜLÇE