SİZLER DE BENİM GİBİ Mİ?

SİZLER DE BENİM GİBİ Mİ?

Benim kadar üstüne vazife edineni yok dağın, taşın, kurdun, kuşun derdini. Bir ben mi duyarım yoksa sizler de duyar mısınız bebeklerin ağlama seslerini? Bir ben mi görüyorum kardeşler, evlerden birinde kopan küçük kıyametleri. Sizin de duvarlarınıza yansıyor mu annelerin hüzünleri. Boynu bükük, nasırlı ellerin hayat gaileleri sizleri de düşündürür mü? Saçlarınızda kaç tane ak var saydınız mı? Benim yirmidördümde yirmi. Bir benim mi yüreğimin ucunda ucu keskin bir kılıç batıp çıkar, yoksa size de olur mu böyle bazenleri? Tren düdükleri ürkütür mü sizleri? Mavi renkli duvarlardan korkar mısınız? Nedir sizin korkularınız? Bir bana mı gelir böyle eserekler? Sizin de canınız burnunuzda mı yürürsünüz, sanki arkanızdan atlılar kovalar gibi? Benim gibi tavşan uykusuna mı dalarsınız doğduğunuz günden beri? Yere tüy inse duyup sıçrar mısınız, yoksa ölüm uykusu mu sizinkisi? Bir ben mi böyle aç açına belki günlerce-gecelerce yememiştir diye  birileri, yemem de üzülürüm? Sizleri de kitaplar çarpar mı? Beni olduğu gibi sizleri de sarsar mı? Sizlerin de burnunun direkleri sızlar mı? Yutkunamadığınız zamanları ne sıklıkla? Sizler de benim gibi çok soru sorar mısınız? Meraklı mısınız yoksa umursamaz mı? Kafayı yemeye yatkın mısınız yoksa bir dahi kadar akıllı mı? Ben soyumu sopumu red ettim. Ya sizler? Sizler bir aristokrat kadar seçkin misiniz? Ruhunuz büyük müdür, yoksa küçük mü? Benim ruhum sığmaz bazen kafesime dar gelir. Sizlerin de göğsü daralır mı? Gitmenin zorluğunu bilir misiniz, yoksa sizler kalmanın kolaylığını mı seversiniz? Geceleri karabasanlarla gündüzleri alkarılarıyla uğraştığınız olur mu? Sizler ne kadar savaşırsınız tutkularınızla? Böyle sorular sorup da hiç cevabını alamadığınız olur mu?