Zamansız Uçurum

2.bölüm

1. Küçük bir kız çocuğu

Küçük bir kız çocuğu

       
  Geçmiş zaman
    
   Küçük bir çocuk elinde oyuncağı yanında ailesi çekirdek bir aile mutlu taaki gerçekler ortaya çıkana kadar. Her zaman olmaz dediklerimiz oldu yapmaz dediklerimiz yaptı daha çocuktum aklım bazı şeylere yetimiyordu.

   Annem üzgün ağlıyor durmadan, babam bağırıp çağırıyor kavga ediyorlar neden bilmiyorum benim yüzümden mi sadece oyuncak bebek istemiştim konuşuyordu tüm arkadaslarimda vardı kıskanmıştım anneme söylemiştim o da babama söylemiş babam benim yüzümden mi annemi üzüyor öyleyse istemiyorum bebek yeter ki annem üzülmesin.
Bende annemle birlikte ağladım salona gitmeye korkuyordum babam bana da bağırır diye sonuçta benim yüzümden oldu. Yinede dayanamayıp salona gittim.

--Baba istemiyorum bebek gerçekten istemiyorum anneme bağırma lutfen!

      Deyip ağlamaya devam ettim sonra babam bana sarılıp hiçbirşey söylemeden evi terk etti 10 yaşındaki bir çocuk nerden bilebilirdi ki gerçek sebebini. Ağladım günlerce bekledim gelmesini ama babam gelmemişti bana son kez sarılmış ve bırakıp gitmişti. Annem bana bebek parasını biriktirmek  için gittiğini söylemişti o günden sonra bir daha bebeklerle oynayamadım. Anneme;

--İstemiyorum bebek falan babam gelsin.

   Diye birçok kez ağladım ama nafile ne babam geldi ne de bir daha bebeklerle oynayabildim. Mutsuzluk 10 yaşımda kapımı çaldı büyüdükçe acım arttı dizlerim kanadı ve birçok kez düştüm ama yanımda hiç babam olmadı. Bir gün gelir diye başımı sokmadığım bela kalmadı gelir bana yardım eder diye ama nafile bana yardım eden sadece tek bir insan oldu o da annem bir tek o vardı benim için.

  

  Şimdiki zaman

    Kafam allak bullak düşünüyorum işin icinden çıkamadığım bir sürü şey var. Düşünceler ne kadar çoksa soru isaretleri o kadar fazlaydı. Zaman da acımıyordu düşüncelere bazıları geçip unutuluyordu bir rüzgar alıp götürüyor ve daha sonra bir yaprak gibi yeniden başka bir düşünce kafaya düşüyordu. Kendimi düşünürken kaybeden insanlardandım zaman duruyor rüzgar esmiyor ve yapraklar havada asılı kalıyordu kendime geldiğimde aslında oyle olamadığının farkına varıyordum zaman acımasızca geçiyordu. Tekrardan kendime geldiğimde hala bir duvar ve bir beden arasındaydım ne kadar zaman geçmişti gene düşüncelere dalmıştım.
 

  --Yeter artık çekil önümden.

   Deyip siyah gözlü çocuğun ellerinden elimi kurtarıp kollarının arasından sıyrıldım. Kendine gelmeye başlamıştı bu hareketimle. Bir tokat mı atsaydım kafayı yemiş heralde. Kendine tamamen gelince yürümeye başladı neden yaptığını söylemeden ve özür dilemeden. Sinirlerim gittikçe daha fazla geriliyordu.

    --heeyyy nereye gidiyorsun. Kime diyorummm. Alooooo.

  Diye bağırdım cevap alamayınca daha fazla sövdüm arkasından.

  ---Salakkkk. Delirmişsin sen.
  

    Ve birçok şey saydım. Beni umursamadan yürümeye devam etti arkadaşlarının yanına gitti 6 kişilerdi hepsi erkekti. Tüm arkadaşlarının bakışları bendeydi siyah gözlü çocuk bana arkasını dönmüş arkadaşlarının ona söylediği şeyleri dinliyor ya da cevap veriyordu.  Ne yaptığını anlamadım hepsine tek tek bakıp gözlerimi devirip sinirle okulun içine doğru yürüdüm. Söylenmeyi bir türlü kesemiyordum lanet çocuk.

       Müdürün odasını sonunda bulmuştum birine sormayı denemiştim  ama bana pis pis bakınca cevabını beklemeden yürümeye başladım. Sanki ona ihtiyacım var ben kendim bulurum.
Ve dediği mi de yapmıştım uzun sürmüştü ama olsun en üst kata da müdürün odasini koymazsın yani yürü yürü bitmedi merdivenler. Neyse ki bulmuştum sonunda kapıyı tıklatıp içeri girdim. 

--Merhaba. Ben yeni nakil olan melis çakır.

    Hemen girerken kendimi tanıttım müdüre.

--Ay kızım bir içeri girseydin ne bu acele .
Otur bakalım şurdaki sandalyeye.

    Eliyle gösteriyi masanın karşısındaki sandalyeye oturdum. Umarım uzatmadan söylerdi sınıfı mı.
 
  --Tekrar baştan alalım ismin ve soyismini.

--Adım Melis soyadım çakır. Umarım şimdi olmuştur diye tebessüm ettim.

   Müdür 60 yaşlarında hafif kilolu biriydi ve fazla tatlı duruyordu. O da gülerek.

-- Evet şimdi oldu. Bakalım sistemden hangi sınıftaymışsın. Hmmm. Evet buldum 11/D Meliscim. Bu katın altındaki katta sınıfın koridorun sonunda.

Soylediklerini birbir hafızama kazımaya çalıştım. Umarım unutmam.

--Tesekkur ederim müdür bey.

   Deyip çıkacakken mudur gülmeye başladı anlamaz gözlerle ona baktım.

--Kusura bakma Melis bu okulda herkes bana müdürüm der. Kimseyle resmi konuşamam tatlı olduğumu söyleyip müdürüm derler genelde şaşırdım böyle  söylemene.

  Sanki içimi okumuştu. Gülerek;

--Bende bundan sonra müdürüm derim.

    Deyip gülerek odadan çıktım. Söylediği sınıfa doğru yol almaya başladım 11-D yazan kapıyı ararken siyah gözlü çocuğu gördüm sinirli bir şekilde telefonla konuşuyordu en sonuda göz göze geldik. Bende pisliklik olsun diye göz devirip bulduğum sınıfıma girdim. Ilk boş bulduğum camın kenarında bulunan orta sıralardan birine oturdum. Herkes hala bana tip tip bakıyordu. Umursamayıp hocayı beklemeye başladım. Umarım çabuk gelir diye düşünürken hoca girdi sınıfa.

  --Merhabalar çocuklar bugün yoklamayla birlikte başlayıp rehberlikle devam edeceğiz . Bakalım kimler  gelmemiş.

    Dalmış bir şekilde dururken birden adımın okunmasıyla kendime geldim.
 
--Burdayım.

    Öğretmen ilk beni inceledi baktı çıkaramadı ve sonunda yeni öğrenci olduğumu anladı. 
   
--Yeni öğrenci olmalısın sen, kendini tanıt bakalım bize.

   Bu fasılı hiçbir zaman sevemeyeceğim adımın neresi yetmiyor ne gerek var iki saat kendimi tanıtmama. İçimden kısa kesmeye karar verdim.

--Ben Melis Çakır. Istanbuldan izmire taşındık.

    Deyip sustum bence yeterli bir bilgiydi fazlasına gerek yoktu.

--Meraba Melis hoşgeldin. Oturabilirsin melis. Derse başlıyoruz.

   Rehberlikte ne kadar birşeyler yapıcaz gibi anlatsa da öğretmen hiçbir şey  yapmayıp serbest bırakmıştı. Sınıftaki öğrenciler ders bitene kadar dedikodu mu yapıp durdular. Fazla uyuzlar. Bir şekilde bu günü sonlandırmak gerektiğini düşündüm. Derslerde ve tenefüste hep sınıftaydım. Sonunda bitmişti dersler.

     Evin yolunu tuttum. Tabiki de giderken yanlış otobüse binmedim. Birde onunla uğraşmam iyice sinirimi bozdu. Sakin olup ilk duran durakta inip doğru otobüse binip evimin yolunu tuttum. Yorucu ve fazlasıyla gergin bir gün olmuştu. Aklımda bir sürü soru işaretiyle kalmak kötü olmuştu. O siyah gözlü çocuk neden  öyle davranmıştı bir türlü anlamlandıramıyordum.

    Sonunda evime gelmiştim. Hemen içeri girip üstümü değiştirip direkt uzandım. Erkenden dalmışım rüyalara kötü bir kabusla uyanmıştım gün içinde de uyumayı bırakmalıydım iyi etki bırakmıyordu bende. Yüzümü yıkayıp geri yatağıma gelip oturdum ve elime canım sıkıldığı icin telefonu aldım. Istanbul kalan arkadaşlarımı özlemiştim uzun bir süre bazılarıyla mesajlarak bazılarıyla sesli arayarak  konuştum.

    Farklı bir şehir,değişik bir okul, garip komşular. Bazen alışmak zor geliyor ama bu şehir bana yaşadığımı hissettiriyor. Sanki bundan önce sessizlikte geçen hayatım şimdi sessizliği özleyecek. Duygularım garip bir şekilde beni düşündürüyordu. Telefonuma gelen bildirimle elime telefonumu aldım.
Bir mesaj gelmişti bilinmeyen bir numaradan.

--Güneş hep seninleyim doğdu. Şuan batık sen beni bıraktığın için...

____________________________
__________________________

Merhaba canlarım nasıl yeni bölümü beğendiniz mi?
 
Sizce Meslisayı nasıl maceralar bekliyor?

Melisa hislerinde hakli mi sizce?

En son gelem mesaj kimden geldi sizce?

Melis acılarından kurtulabilecek mi?

Hep birlikte okuyup görelim. Yildiza basmayı ve destek olmayi unutmayin.
Öpüldünüz????????