Bazen, bazı günler, bazı insanların ölmüş olmasını dilersiniz.

Bazen, bazı günler, bazı insanların ölmüş olmasını dilersiniz.

Bazen, bazı günler, bazı insanların ölmüş olmasını dilersiniz.
: :

Bazen, bazı günler, bazı insanların ölmüş olmasını dilersiniz.

Öpecek bir toprak, 
Kaçacak bir yer, anlatacak birine sahip olabilmek adına.
En zorudur, nefes alan birinin yokluğu,
En zorundan bile daha zordur, size ölmüşsünüz gibi davranan birinin varlığı. 
İnsan kaderini seçebilseydi keşke, en azından bir kısmını.
Babasını, annesini, çocukluğunun tadını seçebilseydi,
Kendi karar verebilseydi, çekeceği acının miktarına ya da ne bileyim işte..


- Boğazım düğüm düğüm
Boşluğundayım bu dünyanın, 
Darağacına asılmış bir beden kadar hissizim. 
Hem bağıra bağıra ağlamak geliyor içimden, hem öylece susmak tek kelime bile etmeden. 
Kim anlar ki içimizin yandığını ? 
Ya da kime anlatabiliriz, ciğerimizi deşen acımızı ? 
Kime söylenir böyle şeyler ? 
Bu yalnızlık kiminle paylaşılır ? 
Kim kızabilir özendiğimiz hayatları gözlerimizin önünde yaşayanlara ? 
"Hayallerimi çaldınız !" diye bağırsak ne fayda ? 
Daha kaça katlanabilir kimsesizliğimiz, yetmiyor matematiğimiz...
Hayatın gözlerimizin önünde cinayet işlediğini, öldürdüğünü çocukluğumuzu ve gençliğimizi ve insanlığımızı hırpaladığını kime şikayet edebiliriz ? 


Kaç yaşındayım bilmiyorum,
Kaç yaşındaysam milyonlarca kez daha fazla yorgunum.
Kaç yaşında olursam olayım, kalbi kırılmış masum bir çocuğum.
Hiçbir mutluluk, acım kadar samimi ve devamlı olamıyor.
Ki avutmuyor beni, hiç kimsenin sevgisi.
Hiçbir sevilmek, 
Sevilmemişliklerimin yerini dolduramıyor. 


Bizler, sevinçleri kursağına dizilmiş çocuklarız.
Ertelendik.
Hep bizden önce, bizden önemli işleri vardı büyüklerimizin.
"Uygun olmayan şartlar altında yetiştirildik"
Annelerimizden terlik değil, hayatlarımızdan tekme yedik. 
Erken tanıştık kendimizle,
Kendimizi taşımaya erken başladık. 
Hepinizden fazla hata yaptık,
Çünkü hepinizden daha cesur olmak zorundaydık. 
Korksak bile, karanlıktan; ışıklarımızı yakmaya yetmedi boyumuz,
O tuhaf ürpertiyi hiç unutmasak da,
Alıştık. 
Hepinizden daha hızlı koşabilirdik,
Ayağımız takıldığında,
Kaldıracak bir el bulabilseydik...