Bilemedik…

Bilemedik…

Bilemediler, anlayamadılar,

Temiz bir kalp ile,

Başladığımız her şeye,

Önce iyi NİYET ile başlayıp,

Dualarla mühürlememiz gerektiğini.

Her kötü NİYET’li insan, mühürledi

Üstümüze lanetini,

Biz de onları nazar sandık,

Kendimizi nazar değecek yüceliğe çıkardık.

Biz bilemedik, saflığın bilgeliğini.

Böylece kötülerin dileklerine yol verdik önce,

Kendimize acımakla öylesine meşguldük ki,

Acınası halimize, ilk o acımasızlar acısınlar istedik.

Anlaşılmak istediğimiz her duygumuzu,

Merhametsizlerin merhametine teslim ettik.

Biz işte böyle yanıldık,

Kendi ışığımızı, karanlığa bırakarak.

Kendi omzumuza dayanmamız gerektiğini,

Dayandıklarımızın ihaneti ile anlayabildik.

Ve sevmemiz gerekenin,  ilk önce kendimiz olduğunu,

Sevdiklerimizin sevgisizliği ile öğrendik.

Biz öğrenmenin bile tecrübeden ibaret olduğunu zannettik,

Bir nasihat yetmedi de,

Bin musibet öğretti, hayatı bize.

Biz düşmanı uzakta arayanlardandık,

Sonra bir cümle ile, gerçeğin farkına vardık.

Belki hayat yolunda çok yanıldık,

Çok da hata yaptık,

Lakin…

Yol bizim yolumuzdu,

Ve biz bu yolda kimseye çelme takmadık…