Yüzüğü Parmağında, Aklı Hala Piyasada Olanlar

Kasım 25, 2025 - 15:01
 0
Yüzüğü Parmağında, Aklı Hala Piyasada Olanlar

Sadakat eksiklik değil; karakterdir.
Birine ait olmayı seçmek, zayıflık değil; omurga gerektirir.

-----------------------------------------

Artık öyle bir çağdayız ki, evli insanlar bile “piyasasının kapanmasını” istemiyor.
Tiksindirici, ama gerçek bu.

Evliliğin sunduğu güveni değil; hâlâ seçeneklerinin olduğunu bilmenin verdiği sahte özgüveni arıyor bazıları.

Son 15 yılda sosyal medya ve akıllı telefonlar ile yeni bir hastalık yayıldı:
Dışarıdan beğenilme bağımlılığı.

Mutlu bir evin varsa yetmiyor.
Eşinin ilgisi varsa yetmiyor.
Eşin seni seviyorsa yetmiyor.
“DM kutum boş kalmasın, paylaştığım fotoğraflara beğeniler çok olsun, çiçek, alev beğeni emojileri eksik olmasın, hâlâ talibim var hissi bende kalsın” diyen evli insanlar ortaya çıktı.

Bu yalnızca bir davranış değil; bir zihinsel çöküş.
Evdeki eşinden gelen gerçek bağın yerini “takipçi ilgisi”, gerçek sadakatin yerini “gizli hayranlar”, gerçek ilişkinin yerini “dışarıdan onay” aldı. Modern kültür fısıldıyor:
“Seçeneğin bitiyorsa, değerin de bitiyor.”

Ve o yalan öyle güzel parlatıldı ki…
Telefonun küçük ekranında sana gülücük atan, çiçek emojisi gönderen bir yabancının ilgisi, aynı evde senin için ömrünü harcayan, çaba gösteren eşten daha cazip geliyor bazılarına.

Çünkü sosyal medyada hesap verme yok.
Sorumluluk yok.
Yüzleşme yok.
Seni daha iyiye taşımaya çalışan, seni seven, geleceğini önemseyen ve bu sebeple eleştiren bir eş yok.

Sadece sahte ilgi var.
Senin gerçekte kim olduğunu, hatalarını, kötü alışkanlıklarını, sağlını, geleceğini umursamayan; sadece o geceyi seninle geçirmeyi planlayarak karşında oturan ve bu şansı kaybetmemek için her anlattığını gülümseyerek onaylayan birisi... 
Ve en kötüsü: Sende oluşan sahte bir “ben hâlâ piyasadayım” hissi var.

Eşin evde seni beklerken, sosyal medyadan tanıştığın kişilerden ilgi beklemek…
Evdeki eşinin sevgisi yerine ekran başındaki yabancıların ilgisine ve onlardan alacağın takdire değer vermek…
İşte modern ilişkilerin çürük kalbi bu.

Oysa piyasada kalmak bir üstünlük değil;
Hiçbir yere ait olamamanın acı bir göstergesidir.
Gerçek güç, seçenek çokken bile birini seçebilmektir.
Sadakat eksiklik değil; karakterdir.
Birine ait olmayı seçmek, zayıflık değil; omurga gerektirir.

Bugünün sorunu evlilik değil.
İlişkiler değil.
İnsanlar değil…
Sorun, sadakati küçümseyen, bağlılığı zayıflık gören ve “piyasa değerim yüksek olsun” psikozunu normalleştiren kültürdür.

Ve bunun bedelini herkes ödüyor:
Sığlaşan ilişkiler.
Doymayan kalpler.
Sürekli daha fazlasını arayan ama hiçbir yerde bulamayan ruhlar.

En net şekilde söyleyeyim:
Evlendikten sonra hâlâ dışarıdan ilgi arayan bir insanın sorunu eşi veya evliliği değil; kendi içindeki boşluktur.

Tanrı iyi insanların karşısına, kendisinden başka seçenek düşünmeyen ve bunu ilan etmekten geri durmayan bir eş denk getirsin. 

Yazan
Korhan KÜLÇE

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Korhan KÜLÇE Ben; Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı. Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu. Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur. Kitaplarım… Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli. Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler. Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı. Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır. Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın. Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim. Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir; onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir. Ben sustukça onlar konuşur. Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi. Kitaplarım; Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler İlişkiler Hakkında - 1 Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı Sen de Haklısın Korhan KÜLÇE