Ca'Pera

Amacını öldüren aşk amaç aşılardı. Aşk her zaman kazandırmaz, kaybettirmeye bayılırdı.

1. Pera (Kısım #1)

Pera (Kısım #1)

"Orada kalmak istediğine emin misin, Nehir?" Bavulumun tutacağına sarkan ellerim sıkılaştı. Aylardır beklediğim atamam, ufak bir semt olan Pera'ya çıkmıştı. 

Usulca kafamı salladım.

"İnan başka bir yer bulabilirim sana. Orada yaşamak zorunda değilsin."

"Yapma İhsan! Ufak bir semt işte." 

Gözlerim endişeyle bana bakan adama kaydı. İhsan, üniversiteden arkadaşımdı ve benim atamamın kendi yaşadığı yere çıkması için araya bir çok insan koyacaktı. Lakin bunu istemediğimi kesin bir dille söylemiş, teklifini reddetmiştim. Bir başarı elde etmeden, sadece üst mevkilerde tanıdığı var diye iyi yerlere gelen insanlardan değildim. Bu zamana kadar her şeyi tırnaklarımla kazıyarak elde etmiştim. Bunu en iyi İhsan bilirdi. 

"Sık sık ziyaret edeceğim seni." 

"Ona şüphem yok. Neredeyse komşu olacağız çünkü." Bu ihtimal dudaklarımdan döküldüğünde gülümsedim. "Sen ne yapar eder atamanın benim çalıştığım okula çıkartırsın kesin. Sen yaparsın." Gülümsemem suratımda büyüdüğünde o da bana eşlik etti. 

Beni yalnız bırakmamak için kaldığım yere taşınmış ve geçimimi sağlamak için çalıştığım kafede garson olarak çalışmaya başlamıştı. Benden hoşlandığını anlamayacak kadar salak değildim. İhsan, hoş adamdı ama onunla aynı yolda yürüyemeyeceğimi biliyordum. Ona evet demeyeceğimi bilse de sevgisini göstermekten geri durmuyordu. Beni rahatsız etmemeye ekstra bir çaba gösteriyordu. Bu benim için iyiydi. 

Ağustos ayının ortalarındaydık ve gür saçlarım terden enseme yapışmıştı. Saçlarımı iki yana sallayarak ensemi havalandırmaya çalıştım. 

"Anadolu yakası, Pera, Narenciye.." Bir otobüsün hemen önünde yazan yazıları sesli bir şekilde okudum. "Sanırım otobüsüm bu." 

Valizi sıkı sıkı tutan elimi bırakıp İhsan'a döndüm. Sıkkın bir ifade ile bana bakıyordu. Hayatımdaki tek arkadaşım ve ailem o olduğu için canını sıkması beni de üzmüştü. Gülümseyerek suratına baktım. 

"Her şey güzel olacak İhsan. Bak gör." 

Gülümseyen yüzümü gören İhsan'ın gözlerindeki endişe azalsa da tamamen yok olmamıştı. Ufak bir sarılma ile sentezlenen veda sahnesi ardından iki bavulumu otobüsün bagajına koydurtmuş, koltuğuma kurulmuştum. Otobüsün gitmesini bekleyen adam ile göz göze geldiğimizde kocaman gülerek ona el salladım. Hafifçe havaya kaldırdığı sol elini bir süre indirmedi. Gözlerini de mühürlediği gözlerimden çekmedi. 

Otobüsün hareketiyle hayatımdaki tek insanı da ardımda bıraktım. Annem ile babamı motor kazasında kaybettiğimden beri yalnızdım. Annemin kardeşi yoktu ve babamın ailesi de annemi sevmediği için bizi hiç kabul etmemişlerdi. Onlar öldükten sonra baş sağlığına gelen çok olmuş lakin kimse bana kucak açmamıştı. Ben de kendi ayaklarım üzerinde durup bitirmiştim üniversitemi. İhsan ile de üniversite de tanışmış çok yakın iki arkadaş olmuştuk. En azından benim için iki arkadaştık. 

Beraber çalışmış ve beraber okumuştuk. Onun ailesinin hali vakti yerindeydi ama o kendi bir şeyler için çabalamak istemiş ve istediklerini elde etmişti. Üniversiteden sonra ailesinin yanına dönmüştü. İstediği okullarda istediği mevkide kolaylıkla iş bulabilecekken onu da elinin tersi ile itmiş benimle birlikte atama beklemişti. Uzak kalmayalım diye yine benim yanıma gelmişti. Bu kez de beraber çalışmış beraber atama beklemiştik. 

Minnettarlık duygusu içimde kocaman bir çınardı. Büyük küçük her desteğini sonuna kadar hissetmiştim. Bunun beni sevmesiyle alakası olmadığını da biliyordum. İhsan kolayca bir çok kadının dikkatini çekebilecek yakışıklılıktaydı. Ne kadar bunu inkar etse de. 

Önümde 12 saatlik bir yol olduğu için kulaklıklarımı kulağıma geçirdim. Başımı cama dayadığımda uyuyacağımdan emindim. Otobüs yolculukları beni her zaman yorardı. Vardığımda da yorgun olacaktım bu nedenle otobüste biraz uyumak bana iyi gelebilirdi.

Yeni yer, yeni insanlar endişesi ve kaygısı düşüncelerimi esiri altına alırken biraz uyumaya çalıştım. İnsanlarla arkadaşlık kurmakta pek iyi sayılmazdım ve hayatım boyunca yalnız olmamın en büyük sebebi buydu. Biraz dobraydım. Annem bunu söylerdi. Zikrim neyse fikrimde oymuş. Karşıma gerçek birisi çıkmadığı için de arkadaşım olmamıştı. Tek arkadaşım annemdi.