Firuz

Firuz


Çok uzak diyarlardan yazıyorum,
Kendimden oldukça uzak diyarlardan sana.
Aklımı kaybettiğim gecelerde
Sokaklarında ayak izlerini takip ediyorum.
Kağıtlara değil, bu şehrin yollarına kazıyorum seni.
Kaldırım taşlarından kaleler yapıyorum.
Sonra kendimi orada yaşama terk ediyorum.
Koca bir izdihamdayım,
Zihnim kan kusuyor.
Ben yine de seni düşünmeyi bir gün olsun ihmal etmiyorum.
Gözlerinin değdiği her kelimeyi göğe sesleniyorum usulca.
Gök üzerime yağıyor,
Sen hissiyatıyla.
Yüzlerce sokak, binlerce cadde ve huzur dolu mekan varken,
Ben kendimi terkedilmiş ücralarda buluyorum hep.
Sana bu kadar yakınken
Bu içimi boğup atan şey nedir?
Hırçın bir çocuğun sevdiği oyuncağı aradığı gibi dağıtıyorum evreni, ama bulamıyorum.
Bir romanın en can alıcı noktasından
Haykırıyorum adını.
En anlamsız kelimesin de birbirine değiyor
Gözbebeklerimiz...
Tenine dokunmayı seviyor gözlerim.
Eşsiz bir müziğe tanıklık etmek güzeldir bilirsin.
Sesinle yaşamı tadıyor evren görmelisin.