İÇİNDEKİ ÇOCUK

Hiç büyümeyen geçmiş çocuklarız biz.

İÇİNDEKİ ÇOCUK

Çocukluk. Adanılmış saf duyguların, oyunlarda hayat bulduğu,  samimi zamanlar. Tek derdimizin arkadaşımıza küsmek olduğu, barışmayla hayatın yeniden güzelliklere aktığı kaygısız yıllar. "Nede çabuk geçti." demelere doyamadığımız özlemli hatıralar. 

  " İçindeki çocuğu öldürme." diyorlar ya, aslında o çocuk hep orda. Varlığını bir kırgınlıkta, bir sevinçte gösteriyor çoğu zaman. Bu gün yaşanılanlar, geçmiş çocukluğun izdüşümleri değil mi? Şimdi adına travma dedikleri, tamamlanmamış hayal kırıklıklarının, debelenen yankıları. Ne kadar öğretildiyso kadar karışıyor hayata. Kendini bilmek bir erdemse,  yüklemi koyabilmek, tamamen geçmişin gölgesinde kalan hayatları kurtarabilmekle mümkün. Olgunlaşmak, olmak, büyümek, küçük bedenlere sığdırılmış coşkuların uzantılarıyla karışıyor ileri zamana. Yalan yanlış hatırlanan hayali kareler , bir davranışta çıkıyor ortaya. Alakasız bir anda tetikliyor zihnini. Kendin bile anlam veremiyorsun olanlara. Sebebi nette, bilinçaltı zarfını açmayı başarabilirsen , gönderebiliyorsun mutluluğa giden mektupları pullarıyla. Oda sessiz, kendinle kalmaların sonucunda mümkün. İster saatlerce istersen bir anda.  Kapanan gözlerin dinginliğinde, sakin ve ferah bir nefesin ardından. Dinle dinle dinle. Dön kendine, izle ve bak yüreğine, saklı düşüncelerine. O zaman buluşacak içindeki çocuk şu anki senle.