Nerede bana papatyalar getiren avuç içlerin

Nerede bana papatyalar getiren avuç içlerin...

Nerede bana papatyalar getiren avuç içlerin
Masum papatyalar

Hani nerede şimdi o saçlarımı okşayan parmakların?
Nerede bana papatyalar getiren avuç içlerin?            Ruhumu okşayan, kalbimin etrafını sevgi seliyle dolduran sözcükleri söyleyen dudakların nerede?
Göğsün sevgilim, en çok benim başımın yakıştığı o göğsün neden bomboş?
Dizlerine yatmayalı hayli zaman oldu , içim bir hoş...
Kahvelerime bakarken sıcacık kahvelerin aşkla,  şimdi nerede boncuk gözler? 

Oksijen misali ciğerlerime doldurduğum benim "nefes almak" diye tabir ettiğim o kokun nerede?

Bedenimi saran , kendimi güvende hissettiğim  kalp atışımı hızlandıran bedenin nerede?

Sımsıkı sarılırken sana bir an boşluğa düştüğümü hissettiren o his!

Ahh!

Göz kapaklarım telaşla aralanırken iki dudağımın arasından dökülüverdi acı ve tek kelime,

Yoksun!

Boynu bükük papatyaların yere düşüşüne kaydı gözlerim bomboş kalakaldığım yağan yağmurun tam orta yerinde. Akan gözyaşlarım bulutların gözyaşlarının arasında belirsizce akıp giderken beynim istemeden kavrıyordu gerçeği.

Artık Yoktun.

Kaybolmuştun.

Sisli bir günün sabahında kaybolan yollar gibi kayboldun. Kar tanesinin kaldırım kenarına ilişiverirken aheste aheste eriyip yok olması gibi kayboldun.

Bir an da... Yavaş yavaş...

Gitmek zamanı gelmiş belli ki senden...

O vakit
Buruk kalbimi yanında acıdan sızlayan ruhumla beraber alıp 
Ben de gidiyorum sevgilim

Yağmurlu bir sokağın sonunda Denizi görmek umuduyla

Mavinin sonsuzluğuna
Gemi de veyahut bir teknede, Denizin ortasında...
Dalgaların sesinde , rüzgarın ensesinde...
Sevdiğime, sevildiğime; Denize

Gidiyorum sevgilim