Stefan Zweig

Savaşacağımız tek şey, içimizdeki diğer benlik...

Stefan Zweig
Elinizde bir kılıç, içinizdeki sese açtığınız savaşlar için...

“Savaşacağım tek şey, içimdeki diğer bendi…”

 ????

“Savaşacağım tek şey, içimdeki diğer  bendi…” diyor Satranç kitabında Stefan Zweig .

Savaşacağı tek şeyin kendisi olduğunu, içinde yaşayan bir başka benliği olduğunu söylüyor. Aslında hepimiz için geçerli bir şey değil mi? Hepimiz içimizde yaşattığımız bir başka karakterlerle, sevdiğimiz, desteklediğimiz bir başka görüşle çelişiyor, savaşıyoruz. Bir savaş başlıyorsa biz o savaşı ilk önce içimizde başlatıyoruz, kendi benliğimizle savaşıyoruz. Kah kazanıyor, kah kaybediyoruz.

Sadece bir savaşta değil hayatımızın her alanında içimizdeki renklerle tartışıyoruz. Belki isteyerek  belki istemeyerek  sabah dışarı çıkmadan önce giyeceğimiz kıyafetimiz için bile içimizde münazara yapıyoruz.

Hayatımız boyunca içimizdeki gökkuşağının her bir rengini tek tek tanımaya çalışıyoruz, daha sonra hayatımıza farklı insanlar giriyor kendi renklerimizi tanımayı bir kenara alıp belki de asla tamamen tanıyamayacağımız, inceleyemeyeceğimiz gökkuşaklarına, renklere çeviriyoruz bakışlarımızı. Okulda öğretmenimiz bir soru sorduğunda  diğer  öğrencilerden önce cevap vermek için ufak bir yarışa giriyoruz. Kendi benliğimizi bırakıyor farklı benliklerle savaşıyoruz ve tam da bu sırada insanları engel olarak görürken bize engel olan kendi renklerimizi adeta renk körüymüşçesine göremiyoruz. Kendimizi bozuk  zannediyoruz, aslında tam da bu sırada içimizdeki o gökkuşağından muaf tutulmuş siyah ile tanışmış oluyoruz. O siyahı iyice tanıdıkça içindeki karanlıkla tanışıyorsunuz.  Burada Stefan Zweig’ın bahsettiği içindeki benliği siyah kısmı.

İçindeki bütün renkleri gördükten sonra daha da bilinçlenmeye başlıyor insanoğlu ve anlıyor ki bir savaşta da kendimizle savaşıyoruz, bir yarışta da kendimizle yarışıyoruz. Çünkü her daim bir insanın en büyük engeli kendisi oluyor. Zamanla başka insanların gökkuşaklarını tanısak bile ‘bütün’ renklerini tamamen tanımamızın imkansız olduğunu anlıyor ve bu iki kavram arasındaki farkları net bir şekilde görmeye başlıyoruz.

 

Kısacası  “Savaşacağım tek şey, içimdeki diğer  bendi…” diyor Zweig. Hepimizin aşması gereken renkleri, aşması gereken bir benliği var diyor. Hepimizin kazanması gereken savaşlar var diyor…