Su Kuşu

Hikayenin hiçbir zaman gerçekleşmemesi dileği ile...

Su Kuşu

Beş yaşından beri suyun içindeydi.  Ama katıldığı bir yarışmada ayağına bir kramp girmesi sonucunda boğulma tehlikesi geçirir. O günden beri suya mesafelidir, Sude. Aslında annesi suda doğum yaptığından, doğduğundan beri suyun içinde demek daha doğru olur. 

Yazın sahil kıyısına gittiklerinde içi gider.  Her suya yaklaştığında nefesi tıkanır ve bayılacak gibi olur. Babası polis olduğundan birçok şehir gezmişlerdir. Bu yüzden pek arkadaşlık bağı yoktur. Bunun için ailesi tekrar başlaması gerektiğini, böylece tekrar sosyalleşebileceğini söyler. Her seferinde red eder. Kendince bir taktik geliştirmiştir. Okulla ev arasında mekik dokuyacak, kimseyle konuşmayacak, ve hafta sonları dışarı çıkmayacaktır. Eğer bir arkadaşı bile olursa ve ona bağlanırsa, bir taşında söz konusu olduğunda bir telefon veya internetle sınırlayamacağı kadar bağlanır. Ayrılık zamanı geldiğinde anormallik derecesinde üzülür, hatta kahrolur. Kararlıdır, üniversiteyi kendi istediği şehirde okuyacaktır. Ondan sonra oraya kök salacaktır. Lisenin son yılında, liseler arası yüzme yarışına katılır. Son zamanlarda ailesinden iyice uzaklaşmıştır. Çünkü yalnızlığın sorumlusunun onların olduğunu düşünür. Eğer yarışmayı kazarnırsa, gideceği okulda burslu okuyacaktır. Kazanmıştır da... Hem okulunu, hem de milli yüzücü olma yolundaki ilk adımını atar. Ta ki üniversitenin ilk yılında aşk sandığı bir duyguya kapılana kadar. 

Üniversiteyi Antalya'da okuyacaktır. Babası zorda olsa son görev yerini kızının kazandığı şehre çıkartır. Sude, başta karşı çıksa da, durumu değiştiremez. Neticede tek evlattır. Hiç bilmedikleri bir şehirde kızlarını tek başına bırakamazlar. Koca bir yaz, taşınma ve yerleşmeye gider. 

Hem okula gider, hem de hafta sonları anterman yapar. Okulda tanındıkça herkes ona "Su Kuşu" demeye başlar. Okulu temsilen birçok yarışmaya katılır. Bu yarışmalardan aldığı derece ile hem okulunu, hem de ailesini gururlandırır. Ama bu başarılar Sude'yi hiçbir zaman mutlu etmez.  Bu esnada bunun farkında olan erkek arkadaşı, zaman zaman Sude'yi antermanlardan alı koymaya başlar. Beyin uyuşturucu ilaç verip, ufak ufak hırsızlığa alıştırır. Bağımlılık arttıkça hırsızlık derecesi de yükselecektir. Ailedeki bağı ikinci kez kopma aşamasına gelir.  Birkaç kez psikoloğa götürürler. Düzelme belirtisi gösterse de, tamamen iyileşemez. Erkek arkadışının verdiği ilaç da tahlillerde belli olmaz. Doktor her defasında "Psikolojik" der. Yüzmeye gittikçe daha az zaman vermeye başlar. Hatta okuldan kaçıp, sevgilisiyle uyuşrucunun yoğun olduğu mekanlara gider. Artık tam anlamıyla hırsızlığa programlanmış bir bağımlıdır. Eve gitmez olmuştur. Ailesi ilanlarla kızlarını aramaya başlar. Her geçen gün umutları tükenir. Ve bir gün... 

Babasına bir anons gelir. Bu ihbar, banka soygunu ihbarıdır. Soyguncuların arasında kızları da vardır. Ama baba bundan habersiz olay yerine gider. Tüm uyarılara rağmen teslim olmayan hırsızlar için baskın yapıp, bankaya dalarlar ve acı gerçek ile o zaman karşılaşır. Kızı gözü dönmüş bir şekilde elinde silahla masum bir kadını rehin almıştır. Baba bir an dumura uğrar. Sude, "Bize bir araba ayarlayın, yoksa kadın ölür" der. Babası ikinci bie şok yaşar. Kızına ne olmuştur böyle?  O esnada babasını polis arkadaşı Sude'yi yaralayarak rehineyi kurtarır. Silah sesiyle kızının yere düşmesi bir olmuştur. Dikkatleri dağılan acemi hırsızlar, o an yakalanır. Baba kızının yanına koşar. Yaşadığını anlayınca kısa bir bir sevinç yaşar. Ama gerçek herzaman acıdır. Kızını kendi elleriyle hapse gönderecektir. Ağlayarak kelepçeler, kızının dokunmaya kıyamayı bileklerine. Ambulansa kadar yanında yürür. İki yıl altı ay hapis cezası alır, Sude. Artık onun adı, "Su Kuşu" değil, parmaklıkların ardındaki "Bağımlı Kuş" olmuştur. Hapisten çıktıktan sonra, yoğun bir tedavi süreci sonucunda iyileşmiştir. Ama hiçbir şey eskisi gibi değildir. Medya tarihinde şu başlık atılmıştır, "Su Kuşumuz parmaklıklar ardında."