Zamansız uçurum

Zaman dursun ve geriye aksın istemiştim sadece nerden bilebilirdim ki uçuruma kendimi sürüklediğimi. Asıl korkunç tarafıda o uçurumu sevmem oldu. korkunç mu? sanırım öyle ama her çukurumun kenarı intihar değildir. Uçurumların amacı yaşadığımızı hissetmek. Ben hissetmek istiyorum hissetmek ve yaşamak Var mısın? beraber hissetmeye ve uçurumun kenarından durmadan, korkmadan yürümeye.

1. Uzun yolculuk

Sabahları kalkmak bu kadar zor olmamalıydı oysa ki benim için dünyanın en zor işiydi. Uyku vazgeçilmez derecede haz veriyordu bana tüm herşeyi yok sayıyor bir zaman yolculuğuna götürüyordu neresi ve konumu önemli değildi ama sorunlar, hatalar yoktu kimse yok ve sadece ben varım.

--kızım kalk artık yataktan okula geç kalacaksın. Bu uykuculuğunu ne yapıcaz haydiiii üstünü giyin.

    Annemin bağırışıyla kendime geldim okulumun ilk günü hiçte heycanlı değilim.
Yeni bir şehir yeni insanlar ve değişik huysuz komşular. Düşünme zamanımı kesip hazırlanmaya başladım. Banyoya girip rutin işlerimi halledip üstüme bulduğum ilk kiyafetleri giyip çıktım odadan.

--Sonunda be kızım haydi hızlıca yemeğini ye doğruca okula naş naş.

--Ayy anne tamam.

   Sabah kahvaltısı kadar benim için korkunç olan bir şey yoktu. Hızlıca yemeye başladım en sonunda bitirmiştim ya da ben öyle kabul ediyordum.

--Annecim ben doydum gidiyorum.

   Deyip hızlıca masadan kalktım koştura koştura dış kapıya doğru yürümeye başladım tabiki de annem arkamdan bağırıyordu.

--Her gün aynı muhabbet Melis şu kahvaltını düzgün etmeyi bir öğretemedim sana.

   Annemin söylenmelerine aldırmadan ayakkabılarımı giyinip evden çıktım. Otobüs durağına doğru yol aldım. Hava mis gibiydi havanın ılık esitisinin tenime değişi bana huzur veriyordu. Sanki ruhumu okşuyordu bana umutlar vaat ediyordu sanki benimle iletişim kurma şekli buydu rüzgarın. Ve ben ruhumu iyileştirmeye çalışıyordum rüzgarda bana destek oluyordu bir baba edasıyla omzumu okşuyordu.

  Otobüsün sesiyle kendime geldim. Hızlıca sıraya girip bekledim en sonunda içeri girince yer bulup oturdum. Tabiki de her otobüste olduğu gibi kendini yaşlı sana orta yaşlı ablamız beni gözleriyle rahatsız ediyordu kesin yerimde gözü vardı ama umrumda değil gayet sağlıklı duruyor kalkmama gerek yoktu. Yolu izlemeye başladım izlemekten sıkıldım ve kulaklığımı takip sartgele bir şarkı açtım. Belli bir süre sonra sonunda gelmiştim tam okulun önünde indim.    
    
   Okulum geleneksel bir havası vardı kravat takan öğrenciler tabiki de ona takmak denirse baya eski bir moda en çok şaşırtan bu oldu beni içeri adımladım bahçe kocamandı etrafa göz atmaya başladım keşke bakmasaydım herkes bana bakmaya başladı. Herkes birbiriyle konuşmaya başladı bana bakıyorlardı ne var yani bok mu var bakıyorsun. 
   
   Neyse okula yürümeye başladım kapıya girmeden önce biri omzumdan dürttü. Siyah gözlerini üstüme kitlenmişti korkunç bir enerjisi vardı. 
Elimden tutup çekiştirdi beni. Ne olduğunu anlamadan kendimi sessiz bir araya çekilmiş buldum. O da yetmemişti  iki duvar arasında kalmıştım. Ne oluyordu ve bu çocuk neden böyle davranıyordu. Sinirlendirmişti beni.
  
--Ne yaptığını sanıyorsun sen çek ellerini üzerimden.

   Bağırarak konuşmama rağmen sadece suratıma bön bön bakıyordu. Bu beni daha çok sinirlendiriyordu derdi neydi bu çocuğun. Sorunlu galiba hala kollarımı tutuyordu. 

--kime diyorum be sağır mısın? Cevap versene çocuk.

    Hala gözlerime bakmaya devam etti ama beni süzmeyi de ihmal etmiyordu bu bana rahatsızlık veriyordu ve olduğum yerden kıpraşmamı sağlıyordu. Gözlerine bakmak beni ürktüse de bakmaya devam ettim sonunda konuşmaya başlamıştı.

--Sen gerçekten burdasın. 

Kitap hakkındaki yorumlarını belirtmeyi unutmayın. 

☆melisa hangi şehirden gelmiş olabilir ve biz şuan hangi şehirde yaşıyoruz tahminleri alalım? 

☆Melisa geçmişinde neler yaşamış olabilir?

☆Siyah gözlü çocuk neden Melisayı kenara çekip sıkıştırdı?

☆Siyah saçlı çocuğun meslisaya burdasın demesi ne anlam ifade ediyor olabilir?

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere hoşçakalın ????????‍♀️