29 Eylül Sabahı

Sevgili Ravza'nın resim desteğiyle...

29 Eylül Sabahı

29 Eylül sabahı sevdiğim adamın kollarında ölü bulundum. Özür dilerim çığlıklarının arkasına saklanmış nefreti delip geçerken bedenimi çoktan tek etmiş ruhumu, gözyaşları kireç beyazına dönmüş yüzüme damlıyordu. O yeşil gözlü bir caniden başkası değildi. Bir eli ensemin altındaydı. Düşmemen için kavrıyordu sıkı sıkıya sanki düşsem canım acıyacak, yaralanacakmışım gibi. Diğer elinde tuttuğu tabancası bile lanet okuyordu ona, haberi yoktu. Sevgi diye bahsettiği şeyin benim kalbimi durdurduğundan haberi yoktu. "Ne yapacaksın, ne yapabilirsin?" diye meydan okumuştum ona, elimdeki telefonu çekip almaya çalışırken. "Kimse olamaz benden başka." diye fısıldamıştı. Kimse yoktu. Bunu birine anlatmaya çalışsam yine suçlu çıkacaktım. Yine aldatıyormuş damgası yiyecek, yine iğrenç ithamların pençesinde can çekişecektim. "Sana anlattım." dedim dolu gözlerime eşlik eden çatallaşmış sesimle. "Sana anlattım yeşil, sadece arkadaşım. Milyon kez kontrol ettin, neden böyle yapıyorsun?". Gözlerini bir süre benim son kez göreceğim gökyüzüne kilitleyip belindeki silahına sarıldı."Tek kurşun var içinde." dedi gözlerime nefretle bakarken. "Ya telefonunu bana vereceksin ve hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam edeceğiz, ya da burada toprağa ait olacaksın."" Vermeyeceğim." dedim alnıma dayalı silahla bakışırken, "Senin kazanmana izin vermeyeceğim."" Sen bilirsin." diyip tetiği çektiğinde etrafa akbabalar misali derin bir sessizlik üşüştü. Sessizliği parçalayan tek şey acımasız namlunun çığlığıydı. Ben 19 yaşında, hayat kurtarmak için canını dişine takıp okuyan genç bir kızdım. Bir 29 Eylül sabahı beni sevdiğini sandığım bir caninin kollarında ölü bulundum. İzbe bir sokak, siren seslerine karışmış bir kalabalık vardı. Öldüren o, döven o, hayatımı zindana çeviren yine oydu. Gazeteler kıskanç sevgili cinayeti diye yazdı. Hakim cinnet bahanesinin arkasına sığınarak ceza indirimi verdi. Herkes beni sevgilisini aldatan kötü bir kadın olarak tanıdı. Bana tek kollarını açan öldürüldüğüm caddede duyulan mis gibi toprak kokusuydu. Adalet bir tek yerin altında geçmiş, adalet bir tek yaradanın nezlinde gerçekleşmişti