Ay'ın Kızı

Umutsuz geleceğime karşı görünmez bir umuda aşkla yaslanıyorum.

Ay'ın Kızı

Emek , anla saydam boyayla resmedilen zor sanat.

Sanat , hür kılmasa da kuşlara kabulümü kılan asil kanat.

Onunla kucakladığım gök kubbe kan ağlar.

Yaşlarından bir yudumla sarhoş olan ayyaşlar,

Kara cana can armağan etmekten yılmadılar.

Yorgun kuşlaraysa bir sürgünü helal kıldılar.

Kemiklerden inşa tahtlarından kağıtlara sığınan kuşları taşladılar.

Gene de o kuşlar şiirlere uçmayı bırakmadılar.

Kabullenmeyecek kadar zamanım var.

Asırlık tiyatroda kendi komedyamda oynayacağım.

Gece görülür yeryüzündeki elmaslar.

Her birinde esareti tadan yalnız ruhlar var.

Umutsuz bir gecenin karanlığında tek birini aydınlatan o ışık,

Ay'ın kızından güneşe yıldızlar bir armağan.

O gecenin suskun bekçilerinden biriyim sadece.

Bu eşsiz olaya şahitliğimi şiirle resmedeceğim.

Kalemin küskünlüğünü kaldıramıyorum. 

Umutsuz geleceğime karşı görünmez bir umuda aşkla yaslanıyorum.

Bu aşk uğruna yavaş yavaş ölüyorum.

Kendimin katiliyim , bitmez karanlık bir zindanda bir başıma sorgum.

Tadı cazip zehirli yemeklerle doyamayanlar, Yaş şerbetli tatlılara mahkum.

İçimizdeki boşluğu kaç yıllık yalanlar doldurur.

Yine de "Sana güveniyorum" son sözümüz oldu

Sözden gelen özlem zehri amansız hastalık.

Dayanamayan yüreklerin sonu oldu.

Kılıcına güven ve kalkanına sarıl.

Hayat savaşında nice hayatlar harap oldu.

Samimiyet , sahtelik maskesiyle örtülmezse büyük günahmış.

Bir adım bin ölüme bedelmiş.

Masallar yaşlara dayanan.

Yaşlar masalları yalanlayan.

Yalanlar çölde bulunan serap vahalarmış.

Küçük çocuğun bilmezliği.

Yaşlı adamın yabancılığı.

Saçları yaşları beyazlara boyarmış.

Aslında yaşlar saçları kara yaşamdan temizlermiş.

Yaşlandıkça tertemiz kılarmış.

Çünkü toprak ananın bağrında kirli evlatlara yer yokmuş.