BİR KORİDOR SOĞUKLUĞU

Elinde sadece beklemek olan bu koridor çok soğuk. Acılar ve yıkımlar, umutlar ve şanslar.

BİR KORİDOR SOĞUKLUĞU

Her kitapta bir hastane koridorunun soğukluğundan ve yürek burkan bir yanı olduğundan bahsedilir. Yürek burkmak doğru bir terim mi bilemedim. Yaşanmışlık ve yaşanacak olan acı ve yıkımı temsil ederken bu koridorlar bir taraftan umuda yeni hayatları temsil eder.

Hastaneye her adım attığımda sessizce köşe de bekleyişlerim gelir aklıma. Çaresiz, ne yapacağını bilmeden sadece beklediğin anlar... bunlar acının ve yıkımın habercileridir. Kaybedişlerin ve ölümün derin ve sarsıcı soğukluğu. 

Başka koridorlara adım attığımda beni umutlar karşılıyor, dünyaya açılan yeni gözler… çok güzel değil mi? Bir de verilen ikinci şans koridorlarına doğru ilerliyorum. Daha farklı bakıyor gözleri dünyaya daha emin ve daha kararlı. Sonra umutsuzluğun ve bir parça umudun kol gezdiği o koridor karşılıyor beni. Boğazımda bir yumru ağlamaya bile hakkımın olmadığını düşündürten o koridor beni çok üşütüyor. 

Elinde sadece beklemek olan bu koridor çok soğuk. Acılar ve yıkımlar, umutlar ve şanslar.

Tüm hislerin karma yaşandığı bir yer. Duygudan duyguya geçildiği bir yer.

İki adım öte de yeniliğe göz açılırken, iki adım geri de göz yumuluyor. Bir taraf sevinçten ağlarken, bir taraf acısından feryat figan. Bazen de öyle sessizlik olur ki ne yapacağını bilemez insan. Beklemektir tek çare, bir köşeye sinip sessizce beklemek. Ama en acısı da budur çünkü o beklemek senden günlerini alır, aylarını alır. Beklediğine değmesi de önemli bir miktar, çünkü o bekleyişlere rağmen kötü haber almak daha acıdır. İşte o an elin ayağına dolanır. Bağırmak istersin bir şey gelir sıkar boğazını, ağlamak istersin biri için daha güçlü durmak zorundasındır. İnsan öyle bir durumda acısını tam yaşayamaz. Sessizliğinle boğuşur ve yalnız kaldığında kendini yer.

Belki de bu yüzdendir koridorun soğukluğu...