Bir Yanım Nostalji

Geldim gördüm dünya büyük yalanmış...

Bir Yanım Nostalji

Geldim gördüm dünya büyük yalanmış. Sararmış solmuş bütün fotoğraflar. Eskiye dair her şey yok olmuş. 90'lardan kalma bir gazete, 80'lerin saman sarısı takvimi, derme çatma bir kumaşla örtülen pencereden sızan güneş ışınları yüzümden geçerek o tarihi testilerin olduğu gömme dolaba ulaşıyor. Kaç nesil geldi geçti kim bilir kaç hikaye yazıldı , kaç bağ kazıldı o testilerle. Bu yüzden hiç hakkım yok şikayete bile bile lades. Çünkü bile bile kendi ellerimizle teslim ettik büyük bir yok oluşa bu değerleri. Bir tarih geldi geçti. Sorun da bu ya geçti işte kalıcı kalamadık. Plakta bir melodide , kartpostalda bir fotoğrafta postada bir pulda, tipografi bir sanatta kalamadık. Geliştik mi değiştik mi bilemiyorum. Her şeyde olduğu gibi değerlerimizede sahip çıkamadık. avuntularımızla, kendimize yalanlarımızla döndürdük bu yalan dünyayı. Eskiler eskiden güzeldi özlemek değil bu ,hasret kaldık hasret. Bir eşya veyahut bir nesnede takılı kalmadık sadece. Eskilerin kokusu eskilerin tadı yok şu hayatta. Akşam öten cırcır böcekleri, mesela sabahları baharın habercisi guguk kuşları nerededirler 

şimdi ? Eskiden ayrı bir güzellik;  yazları gökkubbe altında dolaşırdık sokak sokak. Edebiyat sokağımız olurdu orta oyunları sergilenen. Sanat sokağımız olurdu sınırsız hayalgüçlerinin konuştuğu, bir de o kimsesiz sessiz sessiz sakin karanlık köşede uçuşan ateş böcekleri olurdu. Neredesiniz şimdi ateş böcekleri? Bulamıyorum sizleri. Bak vakitlerden akşam, durumlardan yalnızlık, gecenin bilmem kaçı ufak bir dokunuşla yine göklere uçarak aydınlatır mısınız bu karanlığımı? En ücra köşeme geçtim yine bekliyorum sizleri. Giden gitti yan ateş böceği, şarkını söyle sazını çal...