ÇİÇEKLİ HIRKA

Genç bir kız açtı kolinin ağzını. Günlerdir ışık görmemiştim. Üstümdeki poşeti kibarca yırttı. ..

ÇİÇEKLİ HIRKA

Genç bir kız açtı kolinin ağzını. Günlerdir ışık görmemiştim. Üstümdeki poşeti kibarca yırttı. Nefes aldım. En üstten aldı beni. Benden beş tane daha vardı altta. Kırışıklıklarımı eliyle düzeltti, rafa koydu. Burada daha çok bekler miyim diyordum ki o geldi.  Sarı saçları iki yandan bağlanmıştı. Birazdan annesi olduğunu öğreneceğim eli sımsıkı tutmuştu Defne.  Ablası bu kıyafetin üstüne sıcak tutacak bir cicimiz var mı dedi annesi.  Bakın bunları biraz önce koliden çıkardım dedi genç kız. Defne giydi beni, annesi çok yakıştı kızıma dedi.

Çıkarmadı beni Defne. Kırmızı jilesinin üstünde rengarenk benle koyuldu yola. Defneyle çok gezdim. Piyano kursuna çok gittim mesela. Yüzmeye giderken de en çok beni giyerdi. Ne yakışırdı sapsarı saçları üstüme. Yıkanmayı da severdim o zamanlar mis gibi bir deterjan vardı. Sümbül sümbül kokardım. Defne çok ağlardı bazen. Arkadaşları çelme atınca, Ali saçını çekince, annesi o gün dersini çalışmadı diye kızınca. Birkaç kez birlikte uyuduk Defneyle.  Annesi kızdı sonra pijamalarını giymedi diye.  Herkes överdi beni, hırkan ne güzelmiş derlerdi Defneye süslü kadınlar. Bir gün süslü bir kadın değil de küçük bir kız beğendi beni.  Keşke benim olsa dedi. Olanlar oldu o gün. Defnenin annesi geldi üstünden aldı beni. Küçük kızın yanında yerleri silen kadına verdi. Küçüldü bu zaten dedi. Hasret giysin güle güle. Hasretmiş adı. Gözleri parladı Hasretin. Giydi beni. Defne hiç ağlamadı arkamdan.

O akşam küçük bir eve girdim Hasretle. Çıkar dedi annesi hırkayı.  Giyip kötü etme iki komşu görmeden… Güzelce katladı beni… Eski bir dolabın içine özenle yerleştirdi.  Çok uzun zaman kaldım dolapta hiç çıkmadım. Et kokan bir sabah giydi beni Hasret.  El öptü harçlık topladı sonra şeker aldık her evden birlikte. Cebime doldurdu şekerleri... Sonra katladı beni annesi gibi dolabın içine koydu. Ondan sonra her sabah geldi cebimden bir şeker alıp kapattı dolabın kapısını. Çok sıkılıyordum burada.  Hep böyle devam etti Hasretlerde.  Ne zaman ben çıksam ya evde bir kalabalık oluyordu ya da bir kalabalık eve gidiliyordu.

Bir gün sığmadım Hasretin kollarına ne de büyümüştü bu kız.

Atılır mı dedi annesi. Köyle yollarım ben onU yeğenim giyer. Eski beyaz bir arabayla çıktım yola. Pembe ve beyaz birer kilotlu çorap, birkaç hikaye kitabı ve plastik kaplar eşlik etti bana.  Evin kapısını Elif diye bir küçük bir açtı. Kolide beni görünce çok sevindi. Ertesi gün okula giderken giydi. Annesi kötü etme diyordu ama Elif beni her gün giyiyordu. Yaz gelene kadar pembelerim soldu, beyazlarım mahvoldu.

Bir dahaki kışa Elif’e de olmadım. Ve hazin sonum gelmişti. Eskimiş artık bu dedi Elifin annesi. Kahroldum. Elinde bir makasla geldi sonra. Kollarım bir yana savruldu gövdem bir yana. Ben böyle acı bilmem hayatta. Yer silinir bunlarla dedi. Kaç kez girdim çamaşır suyuna bilmem kaç kez battım kör çivilere sayamam.  İşi bitince bütün paçalarımı koyardı bir kovaya.

Bir gece yarısı çöp bidonuna atıldım sonra. Yakıcı bir sıcakta çöplüğe. Şimdi güneşin alnında ağır ağır eriyorum.