Çok Yaşa

İnsanın sadece kendisi için yaşamadığını hatırlatan bir yazı.

Çok Yaşa

    İnsanın hayatı nefes aldığı andan başlamaz. Annesinin, babasının, dedesinin, büyük annesinin yaşantılarıyla can bulur; tecrübeleriyle yaş alır, düşünceleriyle de değişir. Doğduğunda ise bunlar yüklenir sırtına. Daha doğmadan yirmi yaşındaki adamın parasızlığıyla büyür. Doğar, annesinin şefkatiyle yirmi beş yaşındaki kadının sevgisi filizlenir kalbinde, ömrü boyunca da boy alır. Tohumu bozuksa da... Başka şeyler büyür. Yutar hepsini: farklı yaşantıları, yaşam biçimlerini, yaşama sebeplerini... Büyür, büyür. Yaşadığı bir sürü hayatla birlikte adımlarını atar. 

    Sonra bir gün aklına ileride doğacak çocuğu gelir. O çocuğun ilk nefes alışıdır o an. "Onun için yapıyorum." dediğin zamanlar onu yaşatırsın. Onun rahatı için çalıştığın günler onu çoktan mutlu etmiş olursun bile. Pes etmediğin her an onun hayata tutunma sebebi olursun. Değişirsin. Farklı düşünmeye çalışırsın, buna alışırsın. Koşturursun. Öyle ya artık annen baban yaşatmıyordur seni, sen yaşıyorsundur o zamandan sonra. Aynı zamanda yaşatıyorsundur. 

    Baban yapıyor bir şeyler sen rahat ol. Doğduğunda görüşürüz.