Denizkızının Aşkı

my jolly sailor bold şarkı hikayesi.

NOT: Şarkıyla birlikte dinlerseniz daha iyi bir okuma deneyimi yaşayabileceğinizi düşünüyorum. Bazı bölümleri ortalama okuma hızını göz önünde bulundurarak şarkıyla uyumlu yazmaya çalıştım. İyi okumalar dilerim.

Deniz Kızının Aşkı

Sular serin olsa da güneş tam tepede ve çok sıcak. Omuzlarım alışık olmadığım sıcaklıklarla kavruluyor. Hemen derinlere kaçmak istiyorum. Ama ondan uzaklaşamam artık. Keşke onu bir kayıkta taşısaydım. Ama bir anda oldu. Planlamamıştım. Bir baktım ki onu kolumun altına almış huzura yüzüyorum. Ahh, yakıcı ama su gibi akışkan bir heves var içimde. Suları hızlıca yararak ilerliyorum. Ancak bir süre sonra tepedeki güneş fazlasıyla canımı acıtıyor. Sanırım omuzlarımdaki deri soyuluyor. Telaşla omuzlarımı ıslatıyorum. Gözlerimden birer birer yaşlar süzülüyor. Ancak her ne kadar canım acısa da bunların aksine mutluyum hiç olmadığım kadar. Yolumdaki küçük pürüzler bunlar. Gözyaşlarımın arasından kıkırdıyorum ben bundan sonra hiç üzülmem ki. Kendi mutluluğum kollarımın altında, dünyadan uzaklaşıyorum.

O esmer bir adam. Nadir bir kuşu takip edip yuvamdan çok uzaklaşmıştım. Sonra, onu gördüm. Biriyle neşeyle konuşuyordu. Ve ah, gülüyordu. Gülüşünü yeniden gördüm açık denizde, yanımda o, gülüşü ise her yerde. Ona takılıp kaldım. Başka hiçbir şeyi görmedim ve bu yüzden az daha yakalanıyordum. Aşık olduğumu hemen anladım. Sonra o da bana baktı. Gözleri büyüdü. Beni yanındakine işaret etti ve yanıma doğru atladı. O kulaç atarken anlamıştım, bizim kaderimiz birleşti o an. Şu ana kadar olanlarda tek sinir bozucu yan ise yanındaki adamın bana nefretle bakıp onu almaya çalışmasıydı. Ama tabii ki bir sorun çıkmadı. Onu boğup kenara fırlattım bizi korumak için. Sonra da sevdiğimi alıp yollara düştüm işte.

O bir denizci. Güçlü, cesur biri ve çok güzel gülüyor. Arkadaşını gömmek istiyordu sanırım benimle gelmeden önce. Bu yüzden benimle inatlaştı ben de onu en güzel şarkılarımı söyleyerek uyuttum. Hala uyuyor. Onu gideceğimiz yere ben taşıyorum. Bir masalı yaşayacağız onunla. Ariel ve Eric olacağız ikimiz de köpüğe dönüşünceye kadar. bir süre durup geleceği hayalimde canlandırmak için sırt üstü yattım. Onu da kollarıma aldım. Sakin dalgalar beraberinde bizim bedenlerimizi de dalgalandırırken huzurla doldum. Güneş bu sefer tüm vücudumu yaksa da kollarımda sevdiğim adam varken bunu hiç hissetmiyordum.

Yeniden ilerledim. Sonunda ulaşmayı umduğum ada gözüktü. Güneş bu sırada sonunda ufukta yerini almıştı ve artık yanıklarıma iyi gelen meltemler vardı etrafta. Okyanus gün batımına boyanmıştı. Denizcimi kumsala bırakıp onu inceledim. Saçları çok yumuşak görünüyordu. Onları okşarken gözlerini açtı. Simsiyah, kömürden kara gözleri benim gözlerimle buluştu.

Hemen elini tuttum. Başımı göğsüne yasladım. Nefes almayı bıraktı bir süre. Gülümsedim. Sonra neden bilmiyorum beni itti. Ayağa kalkıp benden uzaklaştı. Şok olmuş olmalı. Ama bana bağırmaya başladı. Kaşlarımı çattım. Bana neden kızıyordu ki.

Onu kısa bir şarkıyla sakinleştirip yanıma çağırdım. Benden uzaklaşamaması için de kıyıdan uzağa açıldık. Sonra yeniden bana kızacak gibi oldu. “Ssh, bağırmana gerek yok. Az önce sanırım uyku mahmurluğuyla şaşırdın ama ben sana aşığım ve böyle ufak şeyleri affedebilirim.” Neşeyle kıkırdadım. “Burayı bizim için seçtim. Sizin türünüz daha önce bu adaya hiç ayak basmadı. Burası bundan sonra bizim yuvamız. Sen artık hep, sonsuza dek benim yanımda olacaksın. Hep güleceksin. Eh, çünkü çok güzel gülüyorsun. Seni incitmem, hiçbir zaman… Az önce ya sana zarar verecektim ya da sakinleştirecektim. Bu yüzden kullandım şarkımı.” Ona sıkıca sarıldım.

Sanırım ciddi bir insan çünkü benden uzaklaşmaya çalıştı. “Sen neden bahsediyorsun, kimsin? Ne kadar uzaktayız karadan?” Arkasını işaret ettim. “ Çok değil?” gülümsedim. “Hayır, onu sorma- Kuyruk? Denizkızı mısın sen?” Sesini yükseltip uzaklaşmaya çalıştı. Sıkıca tuttum. “ Tabii ki.” Kuyruğumla sırtını okşadım. Bir gözü seğirdi. Bense hülyalı hülyalı “Biz Eric ve Ariel olacağız. Onun başka versiyonları elbette. Sahi senin adını bilmiyorum ama.” dedim.

Kıskacımdan kurtulmaya çalışıp “Yaratık! Bırak beni. Ne aşkı? Seni şimdi köpüğe dönüştürmemi istemiyorsan geldiğin çukura geri dön.” Ve elimden kurtuldu. Bana çok kaba davranıyordu. “Saygısız.” diye tısladım. Ama sonra yumuşayıp “Önümüzde koca bir gelecek var. İstiyorsan şimdilik kızabilirsin ancak uzun sürmesini istemiyorum.”

Güldüm. Gülüşüm kahkahaya dönüştü. Kahkahalarımın arasında onu yakaladım. Kulağına rüzgar kadar soğuk nefesimi üfledim. “ Ben sana, sen de bana aşıksın. Seni bulmuşken bırakmam asla. Bu aşkın ikimiz de ölünceye kadar süreceğine yemin ederim.”

Sonra kalacağımız huzurlu yuvayı yapmak için onu şarkımla uyuttum. Çünkü ben anlayışlı biriyim. Ve artık mutluyum da.

Sevgilerle...