DÜNYA VE ATLAS

Ölümde tadılan hisler.

DÜNYA VE ATLAS
Kurtuluş yolu, denize bakan Dünya'dan geçiyor.


Beyaz uzun elbisesi rüzgara karışan Dünya bütün edasıyla ve bütün dikkati ile ilerliyordu karmaşık kayalıkların içerisinde. Annesine daha önce binlerce kez sormuştu isminin neden Dünya olduğunu. Annesi ise cevabın Dünya'da gizli olduğunu söylemişti küçükken ona. Kız şimdi daha iyi anlıyordu isminin neden Dünya olduğunu. Dünya bütün insanların yaşam alanıydı, annesi bu ismi kızına koyarken onu tanıyan bütün insanların evi olsun, herkese o kadar iyi hissettirsin, bir o kadar da iyi hissetsin diye  düşünmüştü. Ancak Dünya, kalbine, içine aldığı bütün insanları kaldıramıyordu artık.

 Annesinin tezini çürütmüş, birçok insanın mezarı olmuştu. Bu hayatta en sevdiği insan olan annesine bir yuva  olmak isterken mezar olmuştu ve şimdi, karşısında duran eşsiz denizde onun mezarı olacaktı. Kayalıkların uç kısmına doğru iyice ilerlerken kayalıkların bittiği uçta oturan bir erkek bedeni görüyordu buğulu gözleriyle. Dünya temkinli adımlar ile ilerledi oturan adama doğru. Beyaz elbisesi kefen gibi etrafını sararken uçurumda oturan çocuk adım sesleri ile gözyaşlarını sildi ve ayağa kalkıp arkasını döndü. Karşısında duran beyazlar içerisindeki kızın dolmuş gözleri karşısında kaşlarını çattı. 

"Merhaba." dedi usulca Atlas. "Adın ne?"  kızı ürkütmemeye çalışıyordu.

 Kendinden birkaç yaş küçük olduğunu tahmin ettiği kız onu derinden, kalbinden etkilemişti tek bir bakışta. Kızın gökyüzü ve denizin renkleriyle harmanlanmış, baktığınızda boğulabileceğiniz kadar güzel mavi gözleri, uzun ince ve hafif kavisli kaşları, kiraz gibi kızarmış dudakları ve yüzüne uyumlu güzel bir burnu vardı. 

Atlas ona birkaç adım daha yaklaştı. Sadece güzellik değildi onu etkileyen. Hissettiği o enerji gittikçe bedenini esir alıyordu adeta. Atlas ilk görüşte aşka inana birisi değildi ama hayatın onu inanmadığı şeylerle sınamasına alışmıştı. Bu yüzden kalbinde hissettiği bu amansız hisler onu şaşırtmamıştı.

"Dünya." dedi kız ağlamaklı olan sesiyle. "Senin adın ne?" diye sordu sıra arkadaşını tanımaya çalışan çocuklar gibi, ölüm arkadaşını tanımaya çalışan Dünya. 

Atlas ise donup kalmıştı kızın karşısında. İsmi kendisi gibi etkilemişti onu. Dünya uçurumun kenarına doğru yaklaştığında eliyle durdurdu Atlas. 

"Adım Atlas." dedi narin sesiyle. "Ne için buradasın." dedi oğlan usulca. Biliyordu ama ondan duymak istemişti. Buraya atlamak için geldiği çok belliydi. 

"Sen neden buradaysan ben de o yüzden buradayım." dedi ve uçurumun sonuna birkaç adım daha attıktan sonra denize doğru döndü.

 "Dur!" dedi Atlas derin bir iç çekerek.

"Atlama." onun geliş sebebi de gitmekti bu yaşamdan, yaşamına eklenmiş bütün yükleri dökecekti bu denize kendiyle beraber. 

Lâkin bu güzel kızın, bu güzel gözlerinin Dünya'ya kapanması adil olmazdı. 

 "Eğer beni vazgeçirmek için aklında planlar kuruyorsan denize dön yüzünü beraber kurtulalım buradan." dedi Dünya. Ağlıyor olmasına rağmen sesi pürüzsüz çıkıyordu şimdi. Atlas dediğine katılır gibi döndü yüzünü denize. Korkmuyorlardı, çünkü karanlıkta yaşayan birisini karanlık ile tehdit edemezdiniz. 

"Atlas." dedi sakince Dünya.

"Neden atladığını sormayacağım. Sen de sorma. Sadece her konuda yalnızken bu konu da da yalnız olacağımı düşünmüştüm." dedi başını Atlas'a doğru çevirerek.

"Ölürken bile yalnız olman adil olmaz değil mi? Biz boşuna denk gelmiş olamayız. Her ne olursa olsun, ikimiz de bugün burada ölecektik. Mezarımız olacaktı burası. Ben de sana neden sormayacağım Dünya. Sadece..." dedi başını denize çevirirken. 

"Korkuyor musun?"diye ekledi. Gözleri kızın okyanus gözleriyle buluştuğunda cevabını almıştı.

 Korkmuyorlardı tabii ki, emin olmak için sadece göz göze gelmeleri yetmişti. 

"Bu hayat tıpkı şey gibi..." dedi Atlas sözünü devam ettirirken derin bir nefes verdi.  

"Ölmek için ağlayan birisini ölmek ile tehdit etmek gibi." diye bitirdi sözünü.

 "Bugün bana yol gösterdiğin için teşekkür ederim." dedi Atlas yeniden sadece denize göz kırpmadan bakan kıza dönerek.

"Yani sen benim haritaya dökülmüş halimsin." dedi Dünya Atlas'a dönerken, etkilendiği ses tonundan belli oluyordu. Şok olmuş gibiydi Dünya.  Başıyla onayladı Atlas. "Yani senin haritanım." dedi gülümseyerek. "Dünya yok olursa haritanın anlamı kalmaz ."  dedi Atlas. O sırada ikilinin elleri sıkıca birleşti.

"Olmayan bir yolda harita kullanamazsın." dedi Dünya fısıldayarak. Başıyla onayladı yeniden Atlas.  "Yani benim haritamsın." diye yineledi sözünü Dünya fısıldayarak. "Beraber silinelim bütün evrenden." birbirlerinin gözlerine baktılar yeniden tereddüt etmeden.

"Teşekkür ederim." dedi Dünya. Ölüm arzusu korkuyu bastırdığı sırada Atlas konuştu.

"Bir..." 

"İki..."  

"Üç..."  havada  süzülüp denizin eşsiz suları ile karışan bu iki bedenin elleri hiç ayrılmadı ve dedikleri gibi beraber silindiler bu evrenden. 

 Nefesleri el eleyken tükendi. Yeni tanışan bu iki genç mezarlarını birbirleri ile paylaştılar ve Dünya yuva olabilecekken son kez birinin mezarı oldu...