DUYGULARIN ZEVAHİRİ

Her duyguyu yaşamanın peşindeyken tüketmek istediğim bir hayatım var artık.

DUYGULARIN ZEVAHİRİ

Çul çürüten olmaktansa kenimi kaygıya sokmaktan vazgeçemedim hiçbir zaman. İşin stresinde olmaktan zarar gördüğüm anlar olsa da bir dinamizmin içinde olmak duygularımı ifade edebilmemde onları her ayrıntısana kadar yaşayabilmemde büyük rol oynamıştır. Duygusuz bir insan olmak çok acı çektiğimiz anlarda hepimizin istediği bir durum aslında. Baktığımız zaman neredeyse hepimiz ' Bazen duygusuz olmak istiyorum.' cümlesine benzer ifadeler kullanmışızdır. Duygusuzluğu arzulamaktan çok, o an yaşamak istemediğimiz duyguların bizden alınmasını istiyoruz. Nasıl ki mutluluğu diliyorsak bu da ona benzer bir durum aslında. 

Bazen meyus olmak, endişe duymak, olumsuz düşüncelere kapılmak bambaşka sonuçlar doğurabilir. Hayatımın en üzgün dönemlerindeyken dört duvar arasında içim içimi yerken kendim için bir adım atmış olmam şimdi binlerce adımı atabiliyor olmama vesile oldu. Yazı yazmaya olan ilgim çocukken ders kitaplarındaki ' Metni hayal gücünüze göre tamamlayınız.' çalışmalarıyla başlamıştı. Hep erken olduğunu düşünerek, insanların yargılayacağını kafama koymuştum. Kimsenin yazdığım, okuduğum şeylerden haberdar olmasını istemiyordum. Birilerinin bir yerlerde benim yazdıklarımı okuyor olma düşüncesi beni tatmin ederken bir yandan da endişe duymama sebep oluyordu. 15 yaşında adım attığım medya, yarışma, dergi dünyasından sonra aslında bir şeyleri iyi yapabiliyorum hissi başladı. Çok hüzünlü bir olayın sonucu bana bu günlerimi, hayallerimi verdi. Pes etmemek gerektiğini, savaşmak için önce kendimi yenmem gerektiğini çok erken öğrendim. Kaygılarım çoğu zaman beni ben yapan düşüncelerimi hayata geçirebilmemi sağladı. Kaf Dağı'nın bir de görünmeyen kısmı vardır derler ya hani benimki de o mesele. Belki de mutsuz olmam mutlu olmama sebep oldu. Bir ölü içimdeki bahçeleri bin diriltti. Ağladığım her gün istisnasız yazdım, çizdim, söyledim. Bu sayede kendi başıma yürümeyi öğrenmişim fark etmeden. Kendime yaslanarak büyümüşüm. 

Yazarak fark ettim. Artık çocukluğuma duyduğum özlem daha da azaldı. Ona bir şiirle kavuşabiliyorum, ona kavuşmam elime kalemi almamla bir oluyor. Eski evimi, okulumu,  bisikletimi, bazen çok sevdiğim birini, bazen çok sevdiğim bir şarkıyı dinlerken bir zamanlar hissettiğim duyguları daha az özlüyorum. Yazmanın eş anlamlısı kavuşmaktır bana göre. Üzüntülerimi özlediğimde kendi satırlarımı yazarken ağlıyorum. Günden güne kelimelerin tükenmediğini aslında yazacak ve yaşayacak daha çok şeyim olduğunu anlıyorum. Bir gün yazacak hiçbir şeyin kalmamasından kaygılanıyor oluşum yazacak pek çok şeyi üretmeme de sebep oluyor. 

Bitecek olan bir ömür ve her an değişen bir duygu durumu var. Beş dakika önce kurduğum cümlelerin aynısını kurabilsem dahi aynı hislerle söylemem mümkün değil. Bir şeyler için kaygılanmak da , bir şeyleri kaybetmek de kötü bir hayat yaşayacağımız anlamına gelmez. Ne demiş şair'  Bazen iyi şeyler biter, daha iyi şeyler başlasın diye.' Her duyguyu tatmadan bir hayatı anlamlandırmak mümkün değil. Her duyguyu yaşamanın peşindeyken tüketmek istediğim bir hayatım var artık.