Evlilikteki Erkek ve Etek Giyen Diğer Erkek

Şubat 21, 2026 - 22:35
 0
Evlilikteki Erkek ve Etek Giyen Diğer Erkek

....Ama şu nettir: Eril kadın irade sahibi bir erkeği zayıflatmaz. Onu ya güçlendirir ya da tüketir. Ortası yoktur.

------------------------------------------

Bugün sıkça dile getirilen “eril kadın” meselesi, kolayca erkeğin omzuna yükleniyor. Oysa bu yaklaşım gerçeği saptırmaktan başka bir şey değildir. Bir kadının eril davranışlar sergilemesi, bir erkeğin eksikliğinin değil; kadının kendi tercihinin sonucudur.

Kadın isterse yumuşak olur, isterse sert. İsterse yön vermeye çalışmakta inat eder, isterse uyum sağlar. Bunların hiçbiri doğrudan karşısındaki erkeğin duruşuna bağlı değildir. Güçlü bir erkek karşısında da eril kalan kadınlar vardır; çünkü mesele denge değil, karakterdir. Eril kadın, çoğu zaman kontrol etmeyi seven, yönlendirmeye çalışmaktan vazgeçmeyen ve ilişkiyi bir rekabet alanı olarak gören kadındır. Bu bir savunma refleksi değil, bilinçli bir yaşam biçimidir.

Bu noktada erkeği, kadının karakterinden sorumlu tutmak adil değildir. Erkek kimliğini koruyabilir, sorumluluğunu alabilir; buna rağmen karşısındaki kadın eril kalabilir. Çünkü bazı kadınlar yumuşaklığı zayıflık, uyumu teslimiyet olarak görür. Bu, erkeğin değil kadının bakış açısıdır.

Eril bir kadınla karşı karşıya kalan iradeli bir erkek ise geri çekilmez. Aksine sertleşir, bilenir ve mücadeleye girer. Erkek doğası gereği, karşısında güç gördüğünde rekabet duygusuyla harekete geçer. Eril kadın, erkeği pasifleştirmez; onu sınar.

Böyle bir ilişkide erkek, sürekli kendini ispat etme ihtiyacı hisseder. Alanını korumak, sözünü duyurmak ve liderliğini kabul ettirmek için daha fazla efor sarf eder. Bu durum erkeği yumuşatmaz; tetikte tutar. Ancak bunun bedeli çoğu zaman kaybolan huzurdur. Çünkü ilişki bir ortaklık olmaktan çıkar, bir bilek güreşine dönüşür.

Kadın geri adım atmadıkça erkek de geri adım atmaz. İki taraf da kazanmaya odaklanır; birlikte yol almaya değil. Bu mücadele bazı erkekler için motive edici, bazıları için ise yıpratıcıdır. Ama şu nettir: Eril kadın irade sahibi bir erkeği zayıflatmaz. Onu ya güçlendirir ya da tüketir. Ortası yoktur.

Sonuç olarak eril kadın, bir mağduriyetin değil; bir tercihin ürünüdür. Bunun faturası erkeğe kesilemez. Aynı zamanda eril kadın, erkeği edilgen hâle getirmez; onu sürekli sınayan bir güç hâline gelir. Bu sınavı kabul eden erkek daha hırslı, daha dirençli ve daha mücadeleci olur. Ancak çoğu zaman bunun bedeli, elden giden sakin ve dengeli bir ilişki ihtimalidir.

Yazan 
Korhan KÜLÇE 
29/12/2025

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Korhan KÜLÇE Ben; Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı. Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu. Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur. Kitaplarım… Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli. Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler. Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı. Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır. Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın. Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim. Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir; onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir. Ben sustukça onlar konuşur. Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi. Kitaplarım; Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler İlişkiler Hakkında - 1 Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı Sen de Haklısın Korhan KÜLÇE