Gecenin Döngüsü (Tanıtım)

"Pişt" sesi ile arkama baktığımda, okulun duvarına yaslanmış 3 kişi duruyordu. Okulda ilk günüm ve kimseyi tanımıyordum. 5 saniye kadar kısa bir süre ortada duran kişiye baktıktan sonra yoluma devam ettim. Aynı ses yine aynı şekilde pişt dediğinde, durup : "Bana mı dediniz?" Diye yanıt verdim. Yeşilin karaya çalan gözleri olan çocuk cevap verdi: "Evet, seni eve bırakacağız." "Anlamadım." Diye yanıt verirken, cevap geldi. "Baban gelmeyecek, bekleme boşuna!" Ses tonunda ki alaycı konuşması canımı sıkmıştı, onun gibi umursamaz davranıp gerek olmadığını söyleyip, yoluma devam ettim. Ne kadar zaman geçtiğinin farkında olmadan dalmışım yeşil gözlerin sahibinin söylediklerine. Eve gidip babamla konuşmak tek isteğimdi. Aniden bir el omzuma dokundu, arkama dönmemle yeşil gözlerin sahibi karşımda duruyordu. Derin bir nefes alıp, neden geldiğini sordum. Bana tatlı bir dille ifade edince beraber yürümekte sakınca görmedim. Az ötede sarışın, mavi gözlü diğeri ise kahverengi ve kehribar gözlere sahip duran 2 kişi duruyordu. Yanımıza yaklaşıp beraber yürümeye başladık. Üçünün çocukluk arkadaşı, benden 4 yaş büyük olduklarını ve adlarının Oğuz, Ali ve Kerim olduğunu tek öğrenebilmiştim çünkü yeşil gözlü sürekli ters ve sinirli bir şekilde bana bakmaya devam etti yol boyunca. 1, 2, 3... Günler hızla devam ederken, edindiğim arkadaş anne ve babamın yoğun çalışmasından dolayı yokluğunu aratmamaya başladı. Ve ben artık tüm günümü onlarla geçirirken, birine aşık olacağım hiç aklıma gelmezdi. İlk aşk, ilk heyecan, ilk mutluluk derken tüm hayatım 'o' olmuştu. Ama işte her güzel gün, bir gün son buluyordu. An gelir hayatım olduğunu düşündüğüm kişi bir anda yok olabiliyormuş. Ve anlarsın ki hayatının tüm neşesi bir tek kişi ile hayat bulurken, yokta olabiliyormuş. Ve ondan sonra hiçbir gelecek, giden günlerin yerini alamadı. Çünkü artık giden hayatını yaşadı, kalan ise hayatın ne olduğunu unuttu.

Gecenin Döngüsü (Tanıtım)
Artık gündüzün bile gece olduğu bir zaman dilimiydi...