Günlüğüm ve ben : Gece sohbetleri

Hayatta ne çok soru var, ama cevabı bulan yok...

Günlüğüm ve ben : Gece sohbetleri

Hayatta ne çok soru var, ama cevabı bulan yok. Cevaplar gerekli mi bilen yok. Niye geldik, nasıl kalıyoruz, ne zaman nereye gideceğiz bilmiyoruz. Zaman nedir, nasıl işler? Geçmişten uzak, geleceğe daha da uzak... Şu an mı var sadece? Geçmişi bırak, gelecekten korkma diyorlar. Anı yaşa, elinde olan tek varlığın bu diyorlar. İki saniye sonra bu da geçmiş olmayacak mı ama?

 

Belki yanlış bakıyorum, bilmiyorum. Bilmem gerekli mi dersen, onu da bilmiyorum. Kalbim atıyor, hayattayım. Canım yanıyor, yaşıyorum. Sorularım var, düşünüyorum. Peki bunlar yeterli mi? İnsan ne yapmalı, ne yaparsa hak eder güzel yaşamayı?

 

Yine bir gece ve işte yine karşında ben... Aklımda binlerce soru dolanıyor, bazıları yeni, bazıları eski. Ama soru sormak iyidir değil mi? Felsefe böyle demez mi? Ama bunun da fazlası zararlıymış öyle diyorlar. Sanırım haklılar da. Unutmamalıyım ki, ilaçla zehir arasındaki tek fark dozdur. Yaşamak için sormalıyım ama sorgularken yaşamı ıskalamamalıyım.

 

Bu aralar kafam bir garip çalışıyor. Sürekli kendimi düşünüyorum, geçmişi, şu anı, geleceği... Küçüklüğümle konuştuğumu hayal ediyorum. Zamanında ağlayarak geçtiğim yolları şimdi sadece bir taş yığını olarak görmeye çalışıyorum, sanırım başarıyorum da... 22 yıl boyunca değişmeyen tek şey benim. Çoğu zaman kendime zulmetmiş de olsam artık o devri bitirmeye çalışıyorum. Kendimi girdaplardan uzak tutmaya çabalıyorum. Kendime şarkılar tutuyorum mesela, sevdiğim kitapları okuyorum. Kendimi affetmeden aydınlığa çıkamayacağımı öğrendim artık.