Hayat

Hayat, acımasız ve zordu. Fakat nefes aldığımız sürece hep bir miktar umudumuz vardı.

Hayat

 Çünkü hayat; üzülmeye,ağlamaya,kahrolmaya değmeyecek kadar acımasızdı. Ama hayat bir o kadar yaşam doluydu. Ömrümüzden daha fazla nefes azalmadan önce yaşamanın, nefes almanın önemini anlamamız gerekliydi ancak insanların gözü körleşmiş, hiçbir şey göremez olmuştu. Ve insanlar sanki sağır olmuş, duyamayacak kadar acımasızlaşmıştı.

  Hayat çok acımasız ve zordu. Dünya bir cehennemdi. İçinde yaşayan canlılar anlayıştan yoksun kalmış, masum canlılar yorulmuştu artık. Kalbinin temiz olduğunu söyleyen herkesin kalbinde bir miktar kir vardı.

  Anlayışlı insanlar azalıyordu ve Dünya anlayışsız insanlarla dolduğunda canlıların sonu gelecekti. Kalpler durmayacak, nefessiz kalınmayacak, ölüm olmayacaktı. Ama 'son' gelecekti ve bu 'son' Dünya da yaşayan canlıların başına gelebilecek en kötü şeydi.

  Kalbinizde olan kir bırakın dursun, dostlarım. Ama lütfen sağır olmayın. Etrafınızdaki felaketi görün ve biraz anlayış bekleyen masumları dinleyin. Hayat çok zor ve yanınızda biri olmayınca, sizi dinleyen biri olmayınca, daha da zorlaşıyor. Bu yüzden başkalarının yapmasını istediğiniz her şeyi yapın. Çünkü son gelmeden önce az da olsa, kısa da olsa yaşamın tadını çıkarmalıyız. Ve ümidi kesmemeliyiz. 

  Çünkü Beyza Alkoç Aydın'ın da dediği gibi;
"Hayat her zaman bir yolunu bulup yeşerir". Bu yüzden hep bir umut vardır. Hep devam etmek, pes etmemek için bir neden vardır. 

  Son olarak tanımadığım dostum, daha önceki bloglarımda da söylediğim gibi aynanın karşısına geç ve gülümse. Gülümsemenin sana ne kadar yakıştığını gör. Unutma! Her zaman bir umut vardır. Hayat acımasız olduğu gibi bir yaşamla karşılar bizi. Ve ömür aslında bir yolculuktur. Her nefes alışımızda biraz daha ilerleriz ve bu yol ölüme gider. Nefeslerimiz tükenene kadar nasıl istiyorsak öyle yaşamalıyız. 

  Artık kendini sevmeyi başarabildiysen, seni seviyorum tanımadığım dostum. Kendine iyi bak ve gülümsemeyi unutma…