HAZİRAN

Dehlizlerinde kaybolmuşluğumu anlattım anlamadın anlatmaya çalıştığım cümleleri...

HAZİRAN

HAZİRAN

Dehlizlerinde kaybolmuşluğumu anlattım. Anlamadın anlatamaya çalıştığım cümleleri… öldürüp kefen giydirdin bedenime. Unutmak kolay mıydı her şeyi bir çırpıda sen silmiş olabilirsin ama yokluğunda bile sahip çıkılır anılara…

Vazgeçtim haziranın ortasında tüm hayallerimin gölgesinden şanına yakışır bir cenaze oldu bahar sabahında. Hiçbir renk  bu kadar kayıtsız bırakmamıştı. O kadar emindim sevginden bi o kadar masum birkaç cümle ıssız emanetliğe gölge düşürüyordu sır perdenin ardındaki değişkenler.  Etten bedenime bir duvar ördün çıkabilmek mümkün değil. Yok olduğunda öğrenilir kaç çizgi oluşmuş senden sonra yüzümde. Bir sevgin vardı ulaşmaya çalışıp toz misali savrulduğum şimdi ise yollar sana karşı kenetledi ellerini… Haberin yokken  ilan  verdim gazetelere   adını sorduklarında Yabancı demek zorunda kaldım halbuki seni benden iyi tanıyan yoktu. Adını anmamam  gerekti söz verdim  seni unutacağıma… 

Güz geliyor, rüzgar savuruyor yapraklarını  ordan oraya. İçimdeki çocuk susmak bilmiyor  neler anlatıyor bilsem de sustursam…  İki satır gölgelik var ağacın dibinde yazılan sözcüklere. Hasret sinmiş toprakların kokusuna. Sen de benim kalbime sinmişsin bilinmezliklerin ardından.