İnsan ve Vicdan

İnsan olarak doğmak herkese nasip olsa da insan olarak ölmek herkese nasip olmuyor…

İnsan ve Vicdan

İnsan olarak doğmak herkese nasip olsa da insan olarak ölmek herkese nasip olmuyor. Huzurlu 

İnsan olmak ile vicdanlı olmak arasında doğru orantı vardır. Ne kadar vicdanlı olursa insanoğlu o kadar da insan olur. Vicdanın da yardımcı hisleri vardır; merhamet, sevgi, minnet, vefa, izzet, sadakat gibi… Bu yardımcı dediğimiz hisler ne kadar yoğun olursa vicdanın sesi de o kadar yankılı olur ve haddi zatında insanı yanlış şeyler yapmaktan alıkoyar.

Osmanlı’da kasaplara yılın belli ayında kanunen zorunlu olarak bahçıvanlık yaptırılırmış. Kasapların hemen hemen her gün hayvan kesersek elde ettiği saldırganlık hissinin kaybolmasını ve merhamet hissini tekrar kazanmasını sağlamak için bu şekilde bir uygulama yapılıyormuş.

Her insanın fıtratında olan vicdana takılı olan mezkur hisleri uyandırmak bizim elimizde aslında. Bir bitki veya hayvan besleyerek merhamet duygumuzun artmasına sebep olabiliriz. Bizden durumu daha kötü olan insanlara yardım ederek, sevgi, vefa, gibi güzel duyguların içimizde yeşermesini ve hatta yoğunlaşmasını sağlayabiliriz. Velhasıl insan olmak, olmaya çalışmak, insan kalmak, yine insanın kendi elinde.

İnsan kötülük yaptıkça içindeki tüm güzel duyguları da yavaş yavaş çürütür ve bir zaman sonra vicdanın da sesi kesilir çünkü vicdana yardımcı tüm hisler de ölmüştür. İnsanı insan yapan değerler öldüğü için aslında insanın kendisi ölmüştür de diyebiliriz. Üstelik katili yine kendisi olmuştur.