Kalp kırıklığından daha iyi

"Sahip olamayacağın birini sevmek acı verici. Bunu ben zor yoldan öğrendim."

Kalp kırıklığından daha iyi

Sahip olamayacağın birini sevmek acı verici.

Bunu ben zor yoldan öğrendim.

Bir kafenin, sessiz bir köşesinde elimde kahvemle oturuyor ve birkaç masa uzağımda oturan kızın gülmesini izliyorum. Renkli gözlerinin parıldamasını, solgun yanaklarının kızarmasını izliyorum. Yanındaki kişinin elini tutmak için uzanmasını, sol elini başının altına koyarak karşısındakine bakmasını izliyorum. 

Bir şey söylemek istiyorum ama söyleyecek kelime bulamıyorum.

Bir rutinmiş gibi yerimden kalkıp yanlarına yürüyorum. Yüzüme sahte gülümsemelerimden birini yerleştirip yanlarındaki boş sandalyeye oturuyorum. 

"Nasılsın?" demek istiyorum. "Bugün güzel görünüyorsun" demek istiyorum. En çokta "Seni Seviyorum." demek istiyorum. 

Ama tek yaptığım, birkaç aşağılayıcı söz söylemek. Onun demek istediğim kelimeleri duymasını umuyorum. Yalvaran bakışlarla bakıyorum beni anlaması için, anlamıyor. Karşılık veriyor bana, en çokta bu huyunu seviyorum. Asla sözünü esirgemiyor. 

Onu aşağılamam, onu sinirlendiriyor. Ağzını sıkmasından anlıyorum. Bunun kendime beni reddetmesinden daha iyi olduğunu söylüyorum. 

Bu görmezden gelinmekten daha iyi.

Bu kalp kırıklığından daha iyi.

Kafamın içinde, sayabileceğimden daha fazla senaryo ürettim. Her seferinde farklı bir hikaye, farklı kelimeler var.

Ama her seferinde sonuç aynı. Reddilmenin getirdiği kalp kırıklığı. 

Bununla başa çıkamayacağımı biliyorum. 

Eğer ağzımı kapalı tutarsam en azından bir umut olacağını biliyorum. Ve acının yerine bu aptal umuta tutunuyorum.