Kar Tanesi 6.Bölüm

Gökten düşen pamuk şekerlere gülümsedi. Annesine döndü ve işaret parmağıyla göğü gösterdi. Annesi ona gülümsedi.Avucunu açıp sokağın ortasında gökten yağan pamuk şekerleri yakalamaya çalıştı, avucuna düşen kar tanelerine baktı ve avucundaki kar taneleri kırmızıya bulandı.Bu kar tanesinin kırmızıya bulandığı yolda yeni aşklar ve yeni aileler bulunacaktı..

Nisan 28, 2022 - 07:40
Nisan 28, 2022 - 16:24
 0
Kar Tanesi 6.Bölüm

-SALINCAK-

Keyifli Okumalar!

Şarkılar:İkilem,Bu Saatten Sonra

"Kaç yaşında olursan ol, uyuyunca geçecekmiş gibi gelecek. Kaç yaşında olursan ol, uyuyunca geçmeyecek." 

-Cesare Pavese-

"Kızım sen nesin böyle? Üstüme döktün, ahh bacağım!" Theo sandalyesini arkaya doğru ittirdi ve ayağa kalktı, kahve onun da üstüne dökülmüştü. Bense duvara boş boş bakıyordum. Ellerim çok fazla titriyordu, sanki dünya dönüyor ve yer ayağımın altından çekiliyordu. Biri beni ittirdiğinde sandalyeyle birlikte yere yığıldım. 

"Theo!" Lois ona bağırdı ve onu ittirip yanıma geldi. Bense vücudum titrediği için kalksam da geri yalpalayıp yere düştüm." Lavin titriyorsun gel bana tuttun." Kafamı iki yana salladım. Elimle masadan destek aldım ve zor da olsa kalktım. 

"Sorun yok iyiyim. Sadece bir an kahve elime dökülünce.."Theo odadan sinirle çıktı ve Buse ile Elena da ardından çıktı. 

"Elini uzat. "Harry yanıma küçük bir çantayla geldi. Ona elimi uzatmayınca elimi kendine çekti. "Merak etme, el fantezim yok. Sadece elin çok kötü yandı, merhem sürmem gerek." 

"Ben gerek yok lütfen, SANA GEREK YOK! "Ona karşı ani bir tepki vermiştim ama belki de yaşadıklarımdan o görüntü aklıma geldikçe.." Şey özür dilerim ben aniden dokununca rahatsız oldum, lütfen yanlış anlama. "

"Sorun değil. "deyip çantayı masaya bırakıp gitti. Onun ardından öylece baktım. Bir süre aklıma geldi yine görüntüler. Daha çocuktum, bizler daha çocuktuk bunlar için ve dahası için.. 

"Alışacaklar, merak etme."

"Lois sence ben normal biri miyim? Yani saçma bir soru oldu ama çevremdeki insanlar bu hareketlerimi garip bulurdu, kabuslarımdan bıkan erkek arkadaşlarım bir sabah baktım gitmiş olurdu, şimdi de Harry sence ben normal biri miyim?" 

"Lavin Vanessa sen gayet normal birisin. Sadece yaşadıkların sende yara bırakmış, bu yaralar tabi acıyacak, var olmak da zorlanacaksın ama ben buradayım, sana yardımcı olacağım, ben burada olacağım." Aramızda bir süre sessizlik hâkim oldu. 

"Bana neden yardım ediyorsun kimse beni istemezken burada, neden?" Yüzüme birkaç saniye bakıp cebinden sigara paketini çıkardı, içinde son kalan sigarayı çıkarıp çakmağı ile yaktı, boş kutuyu ve çakmağı masanın üzerine bıraktı. Ve verandaya çıktı. Sigarasını dudaklarının arasından çekip dumanı üfledi." Neden? "Bana bakmadan verandanın merdivenlerinden inip bahçede yürümeye başladı. "Sana diyorum Lois Henderson!" 

"Güvenmeyi öğrenmelisin, senden birşey istemiyoruz. Sadece annenin katilini bulacağız, bunu istiyoruz anladın mı?" 

Ormanın derinliklerine doğru ilerledi, ardından ben de ilerdim. Göğe kafamı çevirdim ve yukarıda uçuşan kuşlara baktım gülümsedim. Ara sıra ormanın içinden uluma sesleri gelse de umursamadım, arkasından ilerledim. Bir anda durdu. Kırık bir salıncağın önüne gelmiştik.İki ağacın arasında en güneş alan yere kurulmuştu ama o salıncağa baktığımda sanki her ne kadar güneş alsa da sıcak değil gibiydi, orası soğuktu. Yalnızlık vardı orada.

"Lavin bu salıncağı hatırlıyor musun?" Kafamı hayır anlamında salladım. "Bu salıncak 23 Mayıs 2007'de kırıldı. Bunu biz kırdık. Hâlâ hatırlamıyorsun galiba. 23 Mayıs 2007'de baban senin için büyük bir doğum günü partisi vermişti. Her yerde balonlar pembe pembe süsler vardı. Baban senin için prensler, palyaçolar getirtmişti. Bizim yurt müdürümüz Bayan Rachel da davetliydi, o gün sabah hızla bizim odaya girdi. "Gülümsedi." Beni yataktan bir kaldırışı vardı görmen lazım; yangın var sanmıştım, kadın öyle bir telaşlıydı ki davetiyeyi o gün dosyaların arasında bulmuş, ben de çok zeki olduğum için yani övünmek gibi olmasın. "Boğazını temizledi, koluna yumruk vurdum." Acımadı hahaha neyse, babandan burs alabilirim belki diye beni de götürdü. Üstüme yeni aldığı kıyafetleri giydirdi, o benim ilk hediyemdi. Senin doğum günü davetiyenle oldu. Eve geldiğimizde sen bahçede kenarda oturmuş, ellerini çenene koymuş somurtuyordun. Üstünde mor ince zarif kuyruklu kuyruğunda simler olan bir elbiseyleydin, etrafında insanlar dönüp dolaşıyordu ama sen umursamadan kaşlarını çatıp oturuyordun. Bayan Rachel beni orada bırakıp babana bakmaya gitti. Bense kenara geçtim ve koşuşturan çocukları izledim. Bir çocuk yere düşmüştü, annesi endişeyle yanına koşmuştu. Sen bunu görüp bu geldiğimiz yoldan koşarak gittin. Sadece arkandan ben geldim, diğerleri umursamadı bile. Senin yanına geldiğimde şu karşında gördüğün salıncakta ağlıyordun. "

(

" Sen kimsin? "dedi Lavin burnunu çekerek. 

"Lois, Lois Henderson." 

"Burada ne arıyorsun peki? Senin evin de mi burada yoksa?" 

"Benim evim yok." 

"Nasıl yani evsiz misin?" 

"Evet, yetimhanede kalıyorum." 

"Senin de mi annen yok?" 

"Annem ve babam yok." Lavin salıncaktan inip boynu eğik Lois'in yanına geldi. Lois'in çenesinden tutup kaldırdı. Ağlıyordu, Lavin ona elindeki çantasından mendil çıkarıp verdi.

"Lois, Lois Henderson benim babam da beni sevmiyor. Zaten babalar galiba hep kötü olur, bu yüzden baban olmaması daha iyi. Üzülme Lois, sen de benim gibi hayal et; mesela benim annem gece ortaya çıkar, annem en parlak yıldızdır, onunla gece buraya gelip konuşurum."Lavin ağlayarak ona bakan Lois'e sarıldı. "Hayal et Lois, biz yaralı çocuklara tanrı en büyük nimeti vermiş: hayal etmek." 

"Ve biz seninle saatlerce konuştuk birlikte, sallandık. Burada tam ta ki salıncak ortadan ikiye kırılana dek. İlk defa yere düştüğümde ağlamadım, güldüm. Beni sen güldürdün."

"Ama sen bana babamın okulundan burs aldığını.." Cümlemi yarıda kesti. 

"Yalandı. O an korktum, neden bilmiyorum ama korktum inanmazsın diye galiba." 

"Lois, Lois Henderson. Sensin, ben bu çocuğu nasıl unuturum? Babam bizi burada basmıştı ve sizi kovmuştu, o gün çok ağlamıştım. Hatırladım evet, hatta sen de bir emanetim olacaktı.

Cebinden anahtarı çıkarıp uzattı," Bir gün sana bu anahtarı vereceğim günü hayal ettim Lavin.."Elime doğru uzandı, gülümsedi. Ben de ona gülümsedim, elimi okşadı ve diğer elimi gözümden akan yaşları silmek için yanağıma uzattı. 

"Neden ben gidiyorum,beyin kusan çocuk nerelerdesin, duyuyor musun beni? "Bizi gördü ve koşarak yanımıza geldi."Upss yanlış zaman seni salak Harry. Miyop olmanın kötülüğü kusuruma bakmayın, hemen yok oluyorum. "Sırıtarak arkasını döndü ve yürümeye başladı. 

"Harry bizi de bekle."Lois onun yanına doğru yürümeye başladı, bense hala orada durmuş o çocuğun Lois olmasının şaşkınlığı içindeydim." Lavin gelmiyor musun? "

"Hıh tabi, geliyorum."

"Doğru söyle ne yapıyordunuz, burada gizli fantezilerinizi mi konuşuyordunuz? " Lois 'e gülerek omuz attı, bana da bakıp kaş göz yapıyordu. 

"Hayır Harry, şimdi işine bak. "Kafasına yavaşça vurdu.Harry ona dil çıkartıp kollarını önüne bağlayıp önden yürümeye başladı. 

Elimi cebime götürdüm. Cebimdeki anahtarı cebimde oynadım, yüzümde bir sırıtma vardı. Şu an çok mutluydum, bu anahtara sahiptim." Teşekkür ederim. "Durdu, bana baktı ve yüzüne yine huzur veren bir gülümseme yerleşti. Sonra önüne dönüp Harry'e yetişti. Harry ona trip atıyordu, Lois de ona gülüyordu. Bense onları uzaktan izleyen yaralı bir çocuktum. 

                                          & 

Verandanın merdiveninin tırabzanlarından tutundum ve verandayı inceledim. Ellerim biraz titriyordu, daha sıkı tutundum ve cebimden anahtarı çıkardım, baktım. Onu sıkıcı tutup göğsüme bastırdım.

"Lavin hadi gel, toplantıya devam edeceğiz. "Buse verandada bir anda belirdi, ne ara geldiğini anlayamamıştım. Ona kafamı salladım ve elimdeki anahtarı hızla cebime sakladım, bana şüpheli bir bakış attı. Ona bakmadan yanından geçtim. Herkes masanın etrafında toplanmıştı. Theo ve Harry'nin yanı boştu, hemen Harry'nin yanına kendimi attım. Buse de geldikten sonra Lois konuşmaya başladı. 

"Carolina Carter'da bize ait olan bir şey var, onu oradan almalıyız. Bu dosya hayati önem taşıyor ve bu dosyanın ne içerdiğini sadece ben ve Theo biliyor, diğerleri size şuan da bir şey açıklamak için erken ama dediğim gibi bu dosya çok korunaklı bir evde. Bu yüzden hepinize vereceğim görevleri doğruca uygulayın. Elena sen pizzacısın, sakın Elena sorgulama yok. "Elena ağzını açacakken susturdu. "Sen onlarla kavga çıkartacaksın, olabildiğince uzat Harry ormanlıkta silahını defalarca havaya sık. Ön ve arkayı böyle temizleyeceğiz. Kalan adamları Theo, Lavin ve ben halladeceğiz. Eve girdikten sonra işler daha zor olacak, Buse sen kasayı patlatacaksın ve asla dediklerimden çıkmayın."

"Silahlarınızı alın şimdi masadan, gidiyoruz. "dedi Buse, masadan ortada duran silahlardan birini alıp beline koyup Lois'in arkasından gitti. 

"Aslında sana konfeti fırlatan şu oyuncak silah vermek lazım değil mi prenses?" dedi Theo kulağıma yaklaşarak fısıldadı, sonra gülüp gitti. 

"Aptal."Arkasından bağırdım.

Yola çıkmıştık. Theo sürücü koltuğunda yan tarafında da Lois oturuyordu. Biz arkaya 4 kişi sıkışmıştık. Harry arabaya biner binmez uyuklamaya başlamıştı, omzuma başı düştü ve uyumaya başladı omzumda.Uyurken aynı zamanda sayıklıyordu da. 

"Elena, Ella."

"Harry kapa çeneni. "dedi Theo ona sinirle. 

"Siz sevgili misiniz?" dedim Elena'ya sırıtarak. 

"Hayır asla! "Hiddetle bağırdı, gözlerini bana pörtleterek baktı. Sonra kaşlarını çatıp kollarını önüne bağlayıp arkasına yaslandı. 

"Peki. Bir şey demedim ya." 

Yol boyunca başka konuşma olmadı. Yine ıssız ormanlığın içinde bir konuma gelmiştik ama burası farklıydı. Evin etrafı teller çevriliydi, sanki yasaklı bölge gibi ya da hapishane gibi duruyordu. Tellerin ardında 4 katlı, siyah boyalı, eski bir ev vardı. Düşündüğüm gibi çıkmamıştı, onu tanıdığım kadarıyla lüks düşkünü biriydi, şaşırtmıştı. Lois eliyle bir yeri işaret etti. Aramızdan Elena ayrıldı, ters yöne doğru gitti. Geri kalanlarımız gösterilen yöne doğru yürüdü. Tellere doğru yaklaştıkça evin etrafında bir sürü adam olduğunu gördüm, Lois'in anlattığı kadar vardı. Hepimiz belinden silahlarını çıkardı. Tellerin etrafında çevrili sarmaşıkların ardında sürüne sürüne ilerledik. Lois bir yerde durduğunda orada açılmış bir insanın geçebileceği boşluk vardı.

Delikten hepimiz geçmiştik, ayağımızın altındaki çamur yürümemizi zorlaştırıyordu. Çamura bata çıka Lois'i takip ettik ve Harry aramızdan ayrıldı. Olabildiğince hızlı koşuyordu ve aynı zamanda çok komik gözüküyordu, koşarken kıvırcık uzun saçları hava da uçuyordu. Ellerini havaya kaldırmış koşuyordu, gülmeden edemedim. Ön taraftan Elena'nın bağırma sesleri geliyordu.Harry'nin silah sesini bekliyorduk artık ama o daha görünen mesafedeyken silah sesleri duyulmaya başladı ve çığlık sesleri duydum en son.. 

002

Instagram -Tiktok:bellaelliehall

Tepkiniz nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow