Makber - 1

Makber - 1

Sen mi bana imkansızdın yoksa ben mi bir hayali sevdim?

Yine uyku tutmayan bir gece sabah ezanıyla biterken doğruldum masanın başından. Camiye gider, sonra da biraz dolaşırdım.

Gözlerim kapının yanındaki aynaya takıldı. Ölü gibi solmuş iyice süzülmüştüm. Annem olsaydı kızardı 'Hiçbir şey yemiyorsun' diye. Sonra da bulduğunu yedirmeye çalışırdı.

Onun yokluğunda yaşayamadığımı nerden bilsin ki?

"Hayat bazen her olasılığı eleyip imkansız olanı karşımıza çıkarır" demişti fakülteden bir hocam.

Belki de imkansız gibi görünen şeyler olma ihtimali en yüksek şeylerdir.

Bu sözü ona söylediğimde sessiz kalmıştı. Çok düşünceliydi. İmkansızı tatmıştı besbelli. 

Bir süre elindeki çaya bakmış, sonra da başını kaldırıp gözlerini gözlerime dikmişti. 

"Bazı şeyler imkansızdır Makber. Öyle de kalması gerekir. Çok zorlamamalısın bazı şeyler için."

Her ne kadar onu anlamaya çalışsam da biraz içerlemiştim. imkansızdan kastı ben miydim?

"Neden böyle düşündün ki? Bence bir şey için sonuna kadar uğraşmalıyız" dedim ve fısıltıyla ekledim "imkansız görünseler bile."

Yine susmuştu. Derinlere dalmıştı yine. Bazen bu içe dönmelerden onu hiç çeviremeyeceğimi düşünürdüm.

"İmkansızlar için uğraşmak sadece vakit kaybıdır Makber. İmkansızı değil gözlerinin önündeki gerçeği seçmelisin. İmkansızlar sadece can acıtır. İncinmeni istemem."

Ama incindim Ihlamur. Yokluğunda çok incindim.