NİKAH

Gelin ve damat yerine oturdu, sıra kırmızı cübbeli adamdaydı...

NİKAH

                                                                         NİKAH

         Perde iki yana açılıyor. Ortamda koyu bir sessizlik hakim. Siyah takım elbiseli, siyah kravatlı güvey; arkasından kabarık eteğine tekmeler atarak yürüyen beyaz kuğunun elini tuttu. Sahnede el ele ilerlediler. İlk önce kadın, sonra erkek dikdörtgen masa etrafındaki yerlerine oturdular. Birbirlerine ışıl ışıl parlayan gözlerle bakarken; ağızları kulaklarına değil, göklere varıyordu. Onların yerleştiğini gören şahitler de yerlerini aldılar. Sıra bende şimdi. Kırmızı cübbemi giyiyorum, elime defterimi alıp, masada boş kalan son sandalyeye doğru ilerliyorum.

- Adınız soyadınız? diye soruyorum. Biraz sonra soyadını alacağa adama, aşkla bakan kadına.

- Selma Şakiroğlu diyor.

- Sizin adınız soyadınız? diye yan tarafıma tekrar ediyorum. Cevap vermiyor, gözlerindeki siyahla beyazın yer değiştirirken, başı önce geriye sonra yana düşüyor. Sandalyeden yere hızlı bir iniş yapıyor. Yerde elif misali duran vücudun titrediğini görüyorum.

-Ambulansı arayın diye bağırıyorum. Bir yandan da yapabileceğim bir şey olup olmadığını anlamaya çalışıyorum.

-Bir şey yiyip içti mi? diye soruyorum.

- Yok içmedi diyor birisi. Sesin geldiği yöne bakmadan tekrar,

-Sabah kahvaltı yapmadı mı? Ne zamandır aç? diye soruyorum.

-Yaptı diyor bu sefer aynı ses.

Bağrışlar, ağlaşmalar arasında bir ses;

- Yine geldiler diyor. Tam gününü buldular.

- O ne demek? diyorum ürpererek.

- Marazlı bu çocuk, yok yere kızın da başını yakacaklar zaten diye cevap veriyor.

- İlacı var mıydı? Almış mıydı?

- Almıştı diyor Selma. Gözü inci dolu, tedirgin, biraz da sitemli.

      Etrafıma bakıyorum. Hindi gibi kabararak içeri giren kayınvalide şimdi sönmüş bir balon gibi duruyor bir kenarda. Kocası yok, ambulansa yol göstermeye gitmiş olmalı. O esnada ellerinde çantalarıyla üç adam içeri giriyor. Yerde dut ağacı gibi silkelenen adamı, sedyeye alıp, ilk müdahaleyi yapıyorlar. En sonunda da ambulansa taşıyorlar. Onlarla birlikte salonda boşalıyor. Cübbemi çıkarıp, eve gidiyorum.

        “Hoş geldin bey.” diyerek karşılıyor karım. Yemeğimi yerken olanları düşünüyorum. Kısa bir meslek hayatım olmasına rağmen çok fazla şey gördüm. Eski sevgilisini görünce masayı terk edenler, tecavüzcüsüyle evlendirilenler hatta silah zoruyla evlendirilenler...

         Yemeğim bitince bir kağıt kalem alıyorum önüme. Yazmaya başlıyorum ilk cümleleri:

           “ Perde iki yana açılıyor. Ortamda koyu bir sessizlik hakim.”