BATTANİYE

Onda büyük bir sır vardı.

BATTANİYE

BATTANİYE

Birgül, ah cancağızım, ah! Böyle mi olacaktı ayrılığımız? Ben şimdi ne olurum, nereye atarlar beni, acaba yakarlar mı? Birgül ahhh!

Ben Yusuf’un elleriyle örmüş olduğu battaniyeyim. Yusuf bir kız görmüş çeşme başında, görür görmez âşık olmuş, bir hediye ile açılmak istemiş. El örgüsü battaniye, kilim yapıp satan bir dükkânları varmış. ‘Battaniyecinin çocuğu altın küpe vermez ya.’ deyip, başlamış beni örmeye. Her ilmekte sevdiği kızın yeşil gözlerini; ince telli, kıvrım kıvrım saçlarını düşünmüş. Battaniyesinin bitmesine yakın binbir heyecan duymuş. ‘Ne diyecek, ne yapacak ?’ diye düşünmekten uykusuz kalmış. Üç gecenin sonunda ben çıkmışım ortaya. Yârin dizlerini örtecek kadar küçük ama her ilmekte sevda kokan, aşkın kırmızı renginde ben.

Birgül’e çeşme başında süslü püslü bir paket içinde verdi beni Yusuf. Almak istemedi önce, Birgül ailesinden çekindi bence. Daha sonra aldı paketi. Yusuf “Ailemi göndereceğim” diye fısıldadı; utangaç bir şekilde aşağı yukarı başını salladı Birgül. Eve geldiğimde öğrendim ki ben, Birgül’e verilen ilk hediyeydim ve Yusuf ne kadar yangınsa, o da o kadar yangın Yusuf’a.

Yusuf ’un ailesi istemeye geldi ama Birgül’ün babası razı olmadı.“Bizim kızımız yokluk ne dedir hiç bilmedi, fakire veremem bir tanecik kızımı.” dedi. İki âşık çaresizdiler; kaçmak istediler ama Birgül, ailemi üzemem, deyip vazgeçti. Çok geçmeden de ailesi uygun gördükleri biriyle evlendirdi onu.

Mutlu bir evliliği vardı Birgül’ün yüreğindeki kor hariç. Hiç unutmadı Yusuf’u, yıllar akıp geçip yaşlandığında bile. Sevdası aklına düştükçe bana sarıldı. Gözünden bile sakladı çekmecede sakladı. Elleriyle yıkadı her seferinde, özenle kuruttu. Dizlerine her örtmesinde severek, okşayarak örttü. Tiftik tiftik olduğumda bile bırakmadı beni. Ailesi; “At artık şu eski battaniyeyidiyerek, bir sürü battaniye aldı ona. “Siz bilmezsiniz, el örgüsünün yeri başkadır.” diye cevap verdi her seferinde bıkıp usanmadan.

Bugün, bu sabah uyanmadı Birgül. Şimdi bana ne olacak bilinmez ya atarlar ya yakarlar; kapkara bir sevdanın tek şahidi olduğumu bilmeden.