BİR ADAM, BİR KADIN

Eliyle sokak lambasını gösterdi '

BİR ADAM, BİR KADIN

 Eliyle sokak lambasını gösterdi

 -Yağmur damlalarının ardındaki şehri görüyor musun?

 -Beni şaşırtıyorsun bugün. 

Böyle başladı o akşam muhabbet. Yağmur seslerinin altında şehri dinlediler bir müddet. Hemen arkalarındaki fıskiyenin su sesini sonra birbirlerini… Eski defterleri karıştırdılar. Birini kapatıp bir başkasını açtılar. Akşam mı olmuş, etrafta kimseler mi kalmamış, garson son hesabı mı kesmiş, kimin umurunda? 

 -İçimde bir sıkıntı var; geldi, geçmek bilmedi. 

 -Sen değil miydin uyuyunca geçer diyen?

 -Uyuyunca geçer ama geçsin isteyen kim, hiçbir şey bu kadar kolay olmamalı. Öyle değil mi? Bunu diyen de sendin sanki. 

 Sustu kadın. Ne desindi? O geçsin isterdi halbuki. Ama uyusa da bir türlü geçiremezdi. Defterini çıkardı adam. Önce müziği açtı sonra yazmaya başladı. Yüzüğü kaleme, kalemi deftere değdi. Birazdan yazdıkları kadının kalbine değecekti, haberi yoktu.

 -İçimden geçen şarkıyı açarsın sanmıştım ama olmadı, dedi kadın. Adam yeni bir şarkı açtığında…

 -Kahin değilim, biliyorsun. 

 -Kahin değilsin, biliyorum. Çoğu zaman yapıyorsun bunu, yine yapabilirsin sandım.

 Gülümsedi adam sadece. Eğdi başını, devam etti şiirine, içinden kadının beklediği şarkıyı mırıldanırken. Şarkı bitti, yeni bir şarkı seçti adam.

            -Gördün mü bak kahinmişsin.

            Kadın şarkısını mırıldandı:

            ‘Akşamdan akşama zor geçer,

            Bilmem bu hasret nasıl biter?

            Ben beklerim yollarını,

            Pervane ömrüm seni bekler.’

            Adam şiirini tamamladı:

            ‘Dostlarım huzurlu,

            Annem uyudu mu?’