DEHLİZ

DEHLİZ

Benim hayatımda fark denilen kavram hep vardı. Farklı olmak algısı şimdiki tanımından ziyade bende zorlukları uyandıran bir sözcüktü. Yani, bana sen farklısın dendiğinde var olan düzeni reddeden anlayış içerisinde olmak, herkese her şeye ters düşüyordu. Algı her insanda bu kadar çeşitliyken "denilenin aksine" beni yoruyordu.  Zihinlerimizin içinde dönen olay ve olguları, bir kendimize bir de  yaşadığımız çevreye göre şekillenirken, aslında  ve gerçek olanı yani kendimize göre olan düşünce topluluklarını , yine biz insanların oluşturduğu toplum baskısını - ki biz bu toplum baskısından çok müzdaribizdir ama hala bunu kendimize yaparken olan müzdariplik hali bitmez  tükenmez iken - konuşup dururuz. İçimizde yaşayan depremlerin oluşturduğu yüklü sarsıntılar, hayatımızın dönüm noktalarını zorlar. Burada gerçek farkı görürüz . İnsan hayatı dar uzun bir geçittir nihayetinde. Ruh halimiz de yaşantımızın evreleri de bu yoldan geçer. Bizim bu farklı yaşam çizgimiz dehlizde sürüklenir. Oluşturduğum soğuk kanlı kararlar cesur olmalı ki yaşantıyı dehlizden soyutlayabileyim. Herkes farkını bu yol üzerinde kanıtlar, doğruyu bilmek işe yaramıyorken , doğrular yanlışları tetiklerken "fark" doğar zihinde . Yaşam üzerinde kendini en iyisiyle oturtmaktır krallığın tahtına. Düzenin etkisine bedeninizi herkesin yaptığı farklılıkları değil zihninizin kendi farklarını çıkarmalı er meydanına. Zor olan kısım da burasıdır, zorluk hayatta olduğu sürece var olanı yıkıp yerine gerçekleri getirmektir. Bizi dehlizde verdiğimiz mücadelenin zorluğu yaşatır. Oradaki yaşam savaşı kişiliğimizi törpüler. Geçtiğimiz yol üzerinde dönüp baktığımızda çok daha farklı insan görürüz. Bizim izin verdiğimiz kadarıdır değişim ve değişimin süresi. Etkisi güçlü olsun  ama her zamankinden  aynısının dışı olan. Dehliz üzerinde fark ortaya koyulmalı ki dönemin farkında farklı olarak farkındalaşalım. Aynı dünyanın, tıpkısının aynısı olalım...