DİANE'NİN LANETİ 11 / DENİZ SARGUT - DENİZDEN SESLER

DİANE'NİN LANETİ 11 / DENİZ SARGUT - DENİZDEN SESLER

DİANE’NİN LANETİ – 11

           “Kehanet”

O gün dersin nasıl geçtiğini hiç anlayamadım. Zaman su gibi akıp gidiyordu. Riley’in birkaç kez beni dürterek “Bu da ne oluyor” bakışı attığını hatırlıyorum. Darian’a durumu fark ettirmeden çözmem imkansızdı. Ben de “Sonra anlatırım” demekle yetindim. Dersin bitmesini ve insanların ardı arkası kesilmeyen sorularını dinlemeyi hiç istemiyordum. Zilin çalmasıyla birlikte gözler üzerimize çevrilmişti ancak sonuç hiçte beklediğim gibi olmadı. Alacağı cevaptan korkan insanlar tek bir soru bile sormadı. Riley, hayal kırıklığına uğramış vaziyette sınıfı terk etti. Arkasından seslensem de beni duymazlıktan geldi. Üstelik bu hayatta en çok nefret ettiğim şeyin duyulmamak olduğunu da gayet iyi biliyordu.

Boşalan sınıfların arasından bahçenin öteki yanına geçtik. Ne Kinsey ne de başka biri o günün tadını kaçıramazdı. Darian ile birlikte ormanın derinliklerinde bir koy bulmuştuk. Bu kadar güzel bir yeri bunca yıldır nasıl görememiştik? Üstelik burayı o kadar kolay bulmuştuk ki sanki her gün buraya geliyorduk. Darian’ın ellerini saçlarımın içinden geçirip usulca yanağımı okşayışını izledim. Gözlerimi kapatsam dünyadaki tüm huzuru ben çalacak gibiydim.

“Okuldaki saldırılar devam ediyormuş” dedi vereceğim tepkiyi merak edercesine.

“Hala hayatta olduğumuz için şanslıyız” dedim omuz silkerek.

“Bunların bir nedeni olmalı” diye fısıldadı. Güzelim hava kapanmaya başlamıştı. Griye dönen gökyüzü, her an ağlamaya başlayabilirdi. Zaman ne kadar da çabuk geçiyordu.

               Darian bana “Sana eve kadar eşlik edeyim” dediğinde üşümeye başlamıştım. Her zamanki yol ayrımına kadar beraber yürümüştük. Vücudumdan bir ürperti geçti. Anın içinde kalmakta epey zorlanıyordum. Yüzüme düşen bir damla yaşı göstererek “Gitsen iyi olur, birazdan yağmur bastıracak” dedim. Veda etmek için bana sarıldığında bir hayalet misali içimden geçişini izledim. Ona başka bir şey söylemeden doğruca eve gittim. Saatler gece yarısını gösterdiğinde gökyüzü son derece gergindi. Ardı arkası kesilmeyen şimşeklerin nereye indiği de belli değildi. Yağmur, damlaları son süratle yere düşerken vardıkları noktada küçük bir göl oluşturuyorlardı. İşte yine ordaydılar. Gölgeler… Perdelerin arkasına saklanmış bir halde onları izliyordum. Bu gece çok öfkeliydiler neredeyse hızlarına yetişemiyordum. O gece yatağa girdiğimde yüreğime geceden kalma kabuslar hakimdi. Korkularıma meydan okumaktan başka şansım yoktu. Ama bir şey çok garipti. Hiçbir duygu gerçekten tenime işlemiyordu.

 Sabah uyandığımda gözümü daha önce hiç görmediğim bir yerde açtım. İhtişamlı bir avizenin tam altında yatıyordum. Güneş, odayı henüz yeni aydınlatmaya başlamışken ben, bu koca sarayda ne işim olduğunu düşünüyordum.

 

 

                                                                                                                      DENİZ SARGUT