En yakınını kayıp etmek

cinayet büro da çalışan kösem gittiği cinayet mahalinde en yakın arkadaşını ölü olarak bulur ve bu olayın peşinden giderken yeni insanlar ve yeni olaylar la tanışır.

En yakınını kayıp etmek

Günaydın.evet yine her sabah olduğu gibi saat 4'de uyandım .Uykunu aldın mı?diye soracak olursanız tabiki'de almadım .Ama artık her sabah aynı saatte uyanınca alışıyorsun.her neyse 

3 saat sonra rutin olan çoğu şeyi halletmiş 

tim sadece giyinmek ve sakinleştirici etkisi olan haplarımı içmek kalmıştı

Bunları düşünürken telefonum çaldı

Arayan kız kardeşim di bekletmeden açtım .

Kız kardeşim:bak tamam biliyorum geç kaliyor olabilirsin ama bende annemde seni çok özledik ve ayrıca imza günüme gelicekmisin diye sormam gerekiyor .

Ben:bende sizi çok özledim.ayrica sormana bile gerek yok tabiki gelicem.

Kız kardeşim:tamam tamam sorry hadi neyse geç kalma öptumm.

Ben:hadi görüşürüz bende öptüm.

Telefonu kapattım ve giyindim .altıma gri eşofman üstüme kalın askılı atlet onun üstüne de yeşil kareli, fazlasıyla uzun ve geniş olan gömleğimi giyidim .parfümümü sıkıp dudak yağımı sürdüm.her zaman ki gibi eyleynir çektim .Artık evden çıkma vaktim gelmişti çantamı alıp çıkacaktım ama aklıma kardeşim için çok önemli bir gün olduğu ve fazlasıyla güzel olmam gerektigi gelmişti.O yüzden çıkmadan önce çantama 2,3 tane makyaj malzemesi attım, anahtarı aldım ve evden çıktım

30dakika sonra

Kösem büro'suna varmıştı ve büro daki 3 yılık arkadaşı cenk e çoktan sorular sormaya başlamıştı:

Kösem:cenkk naber ?.yeni vaka oldu-

mu?.dün başın ağırıyordu bu gün iyimisin?

Kösem bir iki saniye durduktan sonra tekrar konuşmaya başladı:

Kösem:ah Özür dilerim bir anda çok fazla soru sordum.

Cenk: merak etme sorun yok .gayet iyyim ve de yeni bir vaka var evet.

Kösem:A anlatsana ne olmuş?

Cenk:kurban otuz yedi yaşında kadın adı: sebil ölmez .olay yerine henüz gidemiyoruz .

Kösem: neden?.

Cenk:eve zehirli bir gaz enjekte edilmiş ve bu zehirli gaz tam 12 saat boyunca etkisni yitirmiyor .cinayet akşam 11.00 da olduğu için de...

Kösem:daha iki saat var.

Cenk:aynen öyle.

Ben o sırada bizim köşedeki cafe'den kahve almaya gidicem sende gelicekmisin.

Kösem:iyi ki sordun cenk şuan en çok ihtiyacım olan şey .

Cenk:iyi o zaman kösemcim girin koluma da gidelim .

Sırıttım ve 

Ben:peki cenkçim .

Dedim ve koluna girdim abim gibiydi bana kendimi iyi hissettiriyordu ama kimse rüyamda beni seven adam gibi iyi hissettirmeyecekti orası ayrı .her neyse büro'dan çıkmıştık köşedeki cafe ye doğru yürüyorduk cenk in kolundan çıktım ve çantamdan nane yağı çıkarıp cenk 'e uzattım.

Cenk:ne bu?.

Ben:nane yağı. Dün Başım ağrıyor demiştin bende başına süresin diye getirdim . 

Cenk:ah evet senin yağlara olan ilgin ve güvenin.şu an basım ağrmasa da çok teşekkür ederim birtanem.

Dedi.çanatamı kapatıp cenkin koluna girdim .kafeye girdik .Cenk konuşmaya başladı:

Cenk:bacakların ağrımıştır senin otur istersen.

Ben:evet haklısın.

Dedim ve cam kenarındaki 2 kişilik masayı göstererek bak ben şurdayım dedim.tamamdirr diye seslendi.

Cam kenarındaki masaya oturdum çantamı sandelyenin koluyla bacağımın arasındaki boşluğa koydum telefonumu çıkardım ve Hamza 'yı aramak için kişilere girdim Hamza yı buldum ve arama tuşuna bastım 3-4 saniye bekledikten sonra hamza nın sesi gelmişti.tabi bende hemen telefonu kulağıma koydum

O konuşmaya başlamıştı bile .dün gece eve geç gelmiştim geç ten kastım gece 3 tü .eve gelir gelmez de uyumuştum onu aramadıgim için bana kızıyordu şimdi haklıydı ama kendimi her zaman haklı çıkaran bir yapya sahibtim bu yüzden ona tamam haklısın falan demek yerine napiyim

çok uykum vardı dedim daha da sinirlenmek yerine" tamam bak sende haklısın ama bir daha sakın unutma" demişti .işte bu yüzden bu çocuk en yakın arkadaşlarımdan biriydi .bunu düşünürken hadi ben işe geçiyorum görürüz demişti .bende sende dikkat et kendine dedim ve telefonu kapattım ben telefonu kapatır kapatmaz cenk elindeki kahveler le masaya yaklaşmıştı bile bende hızlıca telefonumdan saate baktım 15 dakika geçmişti bunları düşünürken cenk çoktan oturmuş daldigim için adımla bana sesleniyordu.

Kösem:heh kusura bakma ya

Cenk:sorun yok alıştım artık o kadar yıldır.

Cenk haklıydı yılardır bu tarz dalmalarim vardı ama sanki bu ara daha da artmıştı ama nedenini hakkında hiç bir fikrim yok.

1saat sonra

Kahvelerimizi içip sohbetimizi etmiştik ve artık büro ya gidip günlük işleri hallettikten sonra olay yerine gitmek vardı.Aslinda illa bizim olay yerine gitmemize gerek yoktu ama müdür bizi zorunlu olarak götürüyordu bunun sebebiyse her şeyden teori üretip katili daha hızlı yakalamizdi. Bizim içinde avantaj olduğu için bir şey demiyorduk.

Her neyse işte günlük işleri de halletmiş tık ve süre de dolmuştu şimdi olay yerine gidiyorduk arabaya çoktan binmistik giderken aklimda tek bir şey vardı kız kardeşimin şu an nasıl heycanlı olduğu . Sanki ondna daha çok ben heyecan yapıyormuş gibi hissediyordum çünkü. Sonunda en çok istediği şey oluyordu kitabını çıkar mıştı ve bu gün imza günü vardı

Bunları düşünürken müdür aradı 

Müdür:Kösem Kısıklı 'daki ışıkların orda kaza görüntüsünde bir cinayet olmuş acilen oraya gitmeniz lazım .

Kösem: tamamdir.

Deyip kapattım cenk nereye gideceğimizi tarif ettim giderken aklımdaki düşünce acaba kim bu tarz bir şeyi birine karşı planlarlar ,o kişi ona ne yapmış olabilirkiydi sonuçta ölüm yani .ama o kadar yıl sonunda bunlara alışıyordunuz.neyse cinayet mahaline varmıştık. Daha arabadan inmeden bir şey dikkatimi çekmişti annem ordaydi .orada ne işi vardıki 

Duraksadiktan sonra hemen arbadan inip yanına gittim ağlıyordu sanki caninda bir parça gitmiş gibiydi .

Agliyarak bana cesed torbasını işaret etti .durakladım kız kardeşimin o ceset torbasının içinde olması düşncesi ellerimin titremesine neden olmuştu .cesed torbasının yanına koşarak gitmek istiyordum ama sadece yavaşça adımlar atabiliyordum sanki tüm vücudum yavaşlamış her şey durmuş gibiydi .

Cesed torbasının yanına geldiğimde dizlerimın bağı çözülmüştü dizlerim bükülmüştü ve yere oturmuş tum 

Cesed torbasının fermanını açtım