Kendime İyi Bakamadım

Kendime İyi Bakamadım

Titreyen ellerimle kavradığım aynanın keskin parçası,
kapıya vuran yumrukların gözlerimden peşi sıra yaş düşürüyor.
"yapma!" diye bağrışların dolu misali yağıyor kalbime.
bunca zaman ruhuma ettiğin işkencelere gücüm yetmiyor artık,
benliğime vurduğun kırbaç darbelerinden kan revan kaldı içim,
göz yaşlarım kuruyup tahriş ettiği yanaklarımdan,
son kez akıyor şimdi.
sığındığım bu soğuk küvetin mezarım olmasını istemezdim,
uçurumdan yuvarlanmayı ben seçmedim.
arkamdan beni itekleyen eller sana aitken şayet,
kapıya vurduğun yumrukların yalnızca sana eziyet.
fayanslar bulanıklaşıyor göz yaşlarımdan,
avuçlarımda sıktığım cam küveti kanımla doldurmaya başladı bile,
ben yaşarsam,
ruhum ölecek,
ve bana ettiğin kötülüğün farkına dahi varmayacaksın,
fakat ben sessizce gidersem bu küçük gezegenden,
tüm bu yaptıkların bir zebani gibi üstüne çökecek.
nefes alamayacaksın,
konuşamayacaksın,
yemek yemeyi bırakıp,
yaşamayı unutacaksın,
göz yaşlarını içip,
gülüşünde boğulacaksın.
tıpkı benim gibi...
ve günü gelecek,
ruhun ölecek.
inan bana canım,
ruhu ölü bir bedende yaşamak kadar kötüsü yoktur.
ve işte çektiğin tüm bu vicdan azabı,
kaderini noktalayacak.
eline geçirdiğin ilk ipi bir ağaca asacaksın,
yahut kafana dayadığın tabancadan bir mermi ateşlenecek,
belki de tüm bunları aşıp,
daha fantezist davranırsın?
bilemem.
ama tek bildiğim,
diğer tarafa gittiğimde,
bu kez burada huzursuzca içine sığamayanın sen olacağı.
kendine iyi bak canım.
ben kendime iyi bakamadım.

Zeynep İnci Ballı