SANI

SANI

Hayat baştan sağma olunca belli ki içinde yaşayan insanda baştan sağma oluyordu ya da bilmiyorum belki de hayata adamadığımız şeylerden ötürü bir tür akıllandırma kamplarında öğrenmeye de çalışıyor olabilirdik doğruları . Belli ki hayat baştan sağma değildi öyleymiş gibi görünüyordu sığ zihinlere bu sanı oyunuyla . Adlandıramadığımız şeylerden sorumlu olsakta cevabı bulamadıktan sonra endişesi de bir zaman sonra kayboluyordu . Ne kadarda bilinmez değil mi ? Evet, buradaki anlamlandıramadığımız gerçeklik olgusu ya da şüphe ya da ne isim koyulabilirse işte doğru oydu . İnsan ne için yaşar ? Kim için var ? Her hareketinin kişiye hitap etmesi ya da nasıl hitap ettiği de değil bu çabanın anlamının var olması , işte bence insanı insan yapan tam olarak buydu. Bir rüzgarın peşine düşen de bir kediye aşık olan da Yaratıcıya duyulan en içten sevgi de çabanın en güzeliydi ama maalesef her insanın odak noktası güzellik değildi . Bizi bu noktada ayrıştıran karakterlerimiz ve hayattan beklentilerimizdi . Kötü ve iyi diye iki kategoriye ayrılıyorduk bizi arafa düşüren bazen düşünceye karşı yenik düşmemizdi bu hem iyinin hem de kötünün ikilemiydi tıpkı iyi ve kötü gibi . Arada kalanların bir yeri yoktu genelde boşlukta kalıp devam etmeye çalışıyorlardı bir şekilde ya da çok acele karar verip istemedikleri tarafa yuvarlanıyorlardı ki bu en kötü seçenekti. Seçimlerin zorluğu kişiliği zedeler ve ruhta çatlaklar oluşur bu çatlaklar kişinin azmi ve isteği karşında kapanır eğer kapatamazsa geri dönülemez bir yola girilir , insan öyle olduğunu düşünür fakat bu gerçek değildir . Beyin ve kalp çoğu kişinin sandığının aksine birlikte çalışabilir . Bu işbirliği sonucu insan düştüğü kötü durumlardan kurtulabilir . Ve burada bahsettiklerimin tersinde bazen bazı durumlara veya durum gibi gözüken bir değeri olmayan boşluklara anlam yüklemek yerine arafta biraz zaman geçirmek iyi gelebilir . Kim bilir belki de insan özünü , doğruyu ve gerçeği tam arada bir yerdeyken bulabilir .