EKSİK

Bir kayıp vakası bu benliğimi kaybettim. Sizler hiç benliğinizi kaybettiniz mi ya da hiç kendi içinizde kayboldunuz mu? İşte ben sanırım kayboldum.

EKSİK

Ben bir şeylere inanmaktan çok birilerine, birine güvendim, inandım bu hayatta. Siz en çok kime inandınız? Ben ailemden birine güvendim. Koşulsuz şartsız, karşılıksız.

 

 Ama bir şey unutmuşum en çok güvendiğinizden darbe yersiniz, en çok güvendiğiniz sizi oyuna getirir, arkanızdan kuyunuzu kazar.

   

Yaşadığımız her şey bize ders olur, deneyim olur, tecrübe olur. İnsan yaşadıkça büyür, yaşlandıkça değil. Bende yaşayarak büyüyenlerdenim. Ve asıl soru, ben kimim?

  

Siz, beni tanıyor musunuz? Ben kimim?

Ben kendimi tanımıyorum, tanımıyorum da değil tanıyamıyorum...

    

Bir kayıp vakası bu benliğimi kaybettim. Sizler hiç benliğinizi kaybettiniz mi ya da hiç kendi içinizde kayboldunuz mu? İşte ben sanırım kayboldum.

Çıkmaza girmek o kadar zor bir şey ki. Ne bir adım ileri, ne bir adım geri gidebiliyor insan. Kaybolmak işte adı üstünde. Ne sağını, ne solunu kestirebiliyorsun. Takılıp kalıyorsun...

Ne için çabalasam hatta çok çabalasam tökezleyip kalıyorum. Çünkü hayat düşürmeye, sen kalkmaya mecbursun.

Hayat karşına ne çıkaracak bilmeden birçok şey yaşıyorsun. İyiliği, kötülüğü bırakmıyor hiçbir zaman peşini. Ama insan zamanla alışıyor kötülüğe gerçekten bakın, bir anda hayatınız alt üst oluyor ve tüm her şeyi sıfırdan başlarken bir sürü kötülük görüyor insan. Zaman her şeyin ilacı derler ya hani eğer zaman ilaçsa fazlası intihara girmez mi? Hadi onları geçtik diyelim ben onca yaşanan şeyleri unutamıyorum. Hadi yine diyelim unuttuk peki ya izleri geçmezse, geçmezse değil geçmiyor. Geçmişin izleri hala var içimde atamıyorum. Tercihim değil, olan bu...

Öyle boş boş oturup bir noktaya daldığımız o an aklımızdan neler geçiyor? Gelecek kaygısı, geçmiş izleri, yeni başlangıçlar, aşk acısı, aile problemleri vs. dimi? Peki ya hiç mutlu olduğunuz tek bir an film şeridi gibi gözünüzün önünden geçti mi? İllaki...

Şimdi desem size gidin o ana ve kalın bir süre orda. Nereye giderdiniz, kim olurdu yanınızda, ne yapıyor olurdunuz? Düşünün ya, düşünün. Hep son ağladığınız anı düşünmektense, son güldüğünüz, doya doya eğlendiğiniz, en çok mutlu olduğunuz o ana gidin ve kalın orda. Derin bir nefes çekin içinize yavaşça verin, kapatın gözlerinizi 10-15 dakika kaybolun bu hayattan, gidin hayallere. Kimin yanında mutluysan git onun yanına, tut ellerinden, sarıl sımsıkı ve de ki ona 'seni seviyorum, iyi ki varsın' ama sevginiz sadece lafta olmasın bunu o sarılmanızla, sesinizdeki güvenle hissettirin...

Sizler bu satırları okuyan canlarım. Ben en çok sizi seviyorum, iyi ki varsınız...

Bir şeylere adım atmak için bir dakika sonrası bile geç olabilir. Üzüleceğim, acı çekeceğim ya da kırılıp, parçalanacağım, darbe alacağım diye düşünmeden, içinden geldiği gibi davranarak ara sevdiğini, yaz sevdiğine. Utanma, çekinme. Sevdiğini haykır o sevmiyorsa onun ayıbı... En azından keşke yapsaydım demezsin neyse iyi ki yaptım dersin. Pişman olma yaptığından, sen pişman olunacak bir şey yapmadın. Sen en güzelini, en özelini yaptın...

Sev, sevil ve vazgeçme...

.

.