ELLER

Kaderiydi o eller yaşamını belirleyici.

ELLER
Kemanla raks

Şehrebanu teyze üst komşumuzdu. Hayran olduğum, olmayı düşlediğim biriydi. Çocukluğumun o cahil haliyle nasıl bu kadar güçlü ve güzel göründüğünü anlayamadığım düşü.

Yıllar öncesi kopup geldiği vatanından yeni bir yaşam mucizesi. Hergün evinden gelen o bitmek bilmez, bir o kadar da heyecan verici tınılar... Onunla birlikte geçen her saati özlem ve heyecanla bekler, bana  öğretmeye çalıştığı kemanın nağmeleri arasında kaybolup giderdim.

Bir keman böyle güzel yakışmazdı hiç kimseye. O çalmaya başladı mı kemanla dans ederken bütünleşir, vücut kıvrımları notaların esiri olurdu adeta. Bense bir okyanusun üzerinde parmak uçlarımda dansa geçerdim. Vazgeçilmesi gerekenlerden vazgeçmemek, birgün biteceğini bile bile devam etmek gibi bir şeydi bu. Belleğimde ondan bugüne kalan en derin iz elleriydi.

İnce, kıvrak elleri kemanın tellerinde raks ederken parmakları sanki kemana yapışacak gibi gelirdi. Onun bir parçası olmuştu. Narin, zarif, bir o kadar da yaşanmışlık kokan eller. Kim bilir neler yaşamıştı bugüne  kadar? 

Gizemli gözlerle derinlere daldığında gözlerim ellerine kayar, onu incelerdim. Kaderiydi o eller, yaşamını belirleyici. Kaç kuşak eskitmişti, daha kaç kuşağa yetecek güç vardı bedeninde? Kim bilir? Şimdi ellerime bakıyorumda...