Hokus Pokus 17.Bölüm

Hokus Pokus

1.

Keyifli okumalar.

Bölüm Şarkısı: Dolu Kadehi Ters Tut: Madem

Şarkıyı bahsettiğim yerlerde açın :)

*

17.Bölüm: Sonun Başlangıcı

"Bizim hikayemiz!"


''Benden bu kadar!'' diyerek kendimi yere attım.

Yaklaşık 1 saattir tırı boşaltıyorduk ve koliler giderek büyüyor azalmak yerine sanki çoğalıyordu.

''Hemen pes ettin bakıyorum?'' dediğinde Pars'a sitemle baktım. ''Öyle bakma çaylak, pes eden sensin.''

Beni gaza getirmeye çalışıyordu ama yemeyecektim. Kollarımı hissetmiyordum ve kasada nereden baksam 10 koli daha bulunuyordu. Yerimden kalkıp onlara yardım etme fikri şu anda bana hiç cazip gelmiyordu ve zaten yeterince koli taşımıştım. Gözlerimi devirerek ona karşılık verdiğimde sanırım içime o anda Gazel kaçmıştı.

''Kızı gaza getirmeye çalışma.'' Gazel söylene söylene yanıma geldi. ''Ayrıca benden de bu kadar!'' diyerek yanımdaki yerini aldı.

Yere uzanırken gördüğümüz tek şey gökyüzünün ihtişamıydı ve Pars'ın gözlerini devirerek kolilere yönelmesi de anlık bir kadraj sorunuydu. Odağımı tekrardan gökyüzüne çektiğimde Gazel kollarını ovuşturuyordu.

''Böyle olacağını bilseydim Ceren'e daha erken gelmesini söylerdim!''

Duyduklarım karşısında hemen sağımda bulunan Gazel'e doğru döndüm. Bakışlarımı üzerinde hissettiğinde omuzlarını kaldırıp indirdi. ''Ceren'de gelecekti.'' Daha sonra açıklama yaptığında başımı usulca onaylayarak salladım.

Ceren'i aylardır görmemiştim. Onu özlediğimi yeni yeni fark ederken en son ne zaman görüştüğümüz zihnimin dönme dolaplarında dolaşmaya başladı. Yaklaşık 2 ay önce Gazel ile birlikte Pars'ın beni götürdüğü villaya gelmişlerdi. Sanırım onu en son o zaman görmüştüm.

''Bakıyorum da yüzlerinizden düşen bin parça?!''

&Burada açabilirsiniz:)- Madem-&

Gazel ile sekronize bir biçimde yerden doğrularak arkamıza baktığımızda Ceren elinde 2 bira şişesiyle gülerek geliyordu. Yüzüne takındığı tebessümü anında solarken arabaya doğru koştu. Ne olduğunu çözmeye çalıştığımda arabadan yükselen ritimle beraber müzik açtığını anlamıştım. Yüzüne az öncekinin aksine daha enerjik bir gülümseme takıntığında ilk defa böyle güldüğünü görmüştüm ve gülmek ona gerçekten çok yakışıyordu. Ruhundaki yaralara veda ediyor içindeki yıldızları ortaya çıkarıyordu. Ondan bahsederken karşımıza çıkması tesadüflerin belki de en güzeliydi. Ceren'e karşı tarif edemediğim garip sempatim onunla beraberken daha da yeşeriyor ve içimi huzurla kaplıyordu. Gülüşüne karşılık vererek başımı sağa yatırdım.

''İşte bu be!'' diyerek ritme uyarak ayaklandı Gazel.

İkisine birden tebessüm ettiğimde Arel ve Pars başlarıyla Ceren'e selam vermişlerdi. Ceren'de gülerek onları aynı şekilde selamladığında Gazel, koşarak Ceren'e sarıldı. Ceren'e karşı içimden sarılma isteği gelse de bunu susturarak tekrardan Arel ve Pars'a baktım. Arel, aracın kasasındaydı ve elindeki büyük koliyi Pars'a uzatıyordu. Pars bacağından destek alarak kutuyu taşıdığımız diğer kolilerin yanına götürdüğünde kulaklarım çığlıklarla doldu. Yüzümü buruştuduğumda Gazel ve Ceren bir birlerini kollarının altına almış çığlık çığlığa gülüşüp şarkıya eşlik ediyorlardı.

''Simsiyah bir gece yalnızdın, aydan bile beyaz!''

Onların gülümseyen yüzleri bana da bulaştığında buruşan yüzüm gerinerek eski tebessüm eden haini aldı. Şarkının sözlerine uyarak bağıran Gazel'e büyük bir şaşkınlıkla baktım. Az önceki bıkkın sesi kaybolmuş, hatta eser dahi kalmamıştı! Bu durum karşısında neredeyse küçük dilimi yutacaktım.

''Seni ilk gördüğümde dedim, Bu kız lütfen biraz benim olabilir mi?''

Ceren, Gazel'i göstermiş elindeki bira şişesinden birkaç yudum almıştı.

''Dedim "Olabilir''

Gazel ile birlikte sırayla şarkının sözlerini söyleyerek bir birlerine atıfta bulunuyorlardı. Gülerek ayaklarımı bağdaş haline getirip telefonumu çıkarttım. Galerim de Gazel'in kendi resimleri haricinde başka bir şey yoktu ve bana 'Özledikçe bakarsın!' diyerek galerimi doldurmaya karar verdiğini gülerek açıklamıştı. O anlar hafızama iliştiğinde yeni bir anı için kendimi hazırlayıp kıkırdayarak videoyu başlattım. Ortamın bir anda değişmiş olması oldukça hoşuma gitmiş, adeta yorgunluğumu unutturmuştu.

''Sordum,Olabilir mi?'' Ceren, işaret parmağını Gazel'e savurdu ve Gazel'de yüzüne eğlendiğini belli eden mimikleri yerleştirip aynı hareketi Ceren'e yöneltti. ''Dedin, Olabilir.''

''Kıskananlar oldu, üzülenler oldu, delirenler oldu Dedim, Olabilir.''

Gazel, Ceren'in kolunu omzundan çekip ellerini tutarak bira şişelerinin yere düşmesine izin verdi. El ele zıplarken bu kez beraber şarkıyı bağırarak söylüyorlardı. Pars ve Arel işlerine devam ederlerken gözleri tıpkı benim gibi Gazel ve Ceren'in üzerindeydi ve ikisine gülerek bakıyorlardı.

''Of, bu ne güzellik be hatun! Elalemin gözünden seni sakınmaktan yoruldum!''

Gazel bir anda sesini yükselterek Ceren'e bakarak devam etmişti. Ceren'in ruhuna gölge düştüğünün sinyallerini veren siyah gözleri ışıl ışıl parıldarken aralarına utançta serpilmişti. Dudaklarını hafif bir tebessümle kıvırdığında gecenin gerçek yıldızı, hepimizin karşısında yer alıyordu.

Ben düşüncelerimde kaybolurken ikisi birden bana döndüğünde gülerek telefonu bıraktım. Birbirlerine attıkları kurnaz bakışlar üzerime tekrar dönerken şarkıya devam ettiler.

''Madem seni çok istiyorlardı öylece ortaya koymasalardı. Aldım bi' kere, geri vermeyeceğim aşığım, mutluyum, vazgeçmeyeceğim..''

Sanırım atıfta bulunan kişi bu kez bendim..

Ceren öne doğru uzanarak kolumu kavradığında başımı iki yana salladım. O sırada Gazel yere düşmüş, birinin ağzı açık diğerinin kapalı olan şişeleri dik bir şekilde kaldırmıştı.

''Tuttum bi kere, kim ne derse desin bırakmıycam!''

Ceren'in eğlenen ses tonu şarkı sözlerini kendince uyarladığında beni etrafında döndürerek şarkıya devam etti. Vücudum, kendimi bile şaşırtabileceğim bir şekilde hem şarkıya hemde onlara uyarken her şeyi bir anlığına unutmuştum. Ayaklarımın altından zemin bir kez daha kaymış, bu sefer konuklarım Ceren ve Gazel olmuştu.

''Madem seni çok istiyorlardı!''

Gazel de bize katıldığında kollarını iki yana açmış havaya doğru zıplıyor eğlendiğini tüm hücrelerine kadar hissettiğini haykırıyordu.

''Siz gerçekten içmeden sarhoş olanlardansınız!''

Arel'in hayıflanan sesi şarkının sesiyle karışırken onu duymamış gibi dans etmeye devam ediyorduk. Ben pek beceremesem de Ceren ve Gazel beni ortalarına almış iki yanımda deli gibi zıplıyor çığlık çığlığa dans ediyorlardı. Beni teşvik ediş biçimleri oldukça garibime gitse de başarılı olduklarını söylememek zordu.

''Daha kaç defa tekrar edecek?'' diye yüksek bir sesle sordu Pars.

Gazel gülerek sesini tıpkı erkek solist gibi fısıldayarak Pars'a doğru yanaştı. Pars elini kaldırarak durmasını işaret etse de Gazel dans ederek fısıltısını herkese sunuyordu.

''Bence artık şarkıyı kapatmalıyız.'' diyerek Arel'e baktı ancak hazin son Pars'ın peşini bırakmamıştı. Çünkü Arel, başını iki yana sallayarak gülmeye başlamış, aralarına girmek istemediğini belirtmişti.

Ceren kolunu omzuma atıp zıplamaya devam ederken elimi beline yerleştirerek bende zıplamaya başladım. Şarkının ritmi bizi soğuturken Gazel'i daha çok eğlendiriyor gibiydi.

Elini Pars'ın omzuna koyup kulağına doğru yanaştı, ''Madem seni çok istiyolardı..'' deyip uzaklaştı.

Gazel'i tanımasam şu anda bir psikopat gibi göründüğünü söyleyebilirdim. Ustalıkla kıvrılan dudakları bize doğru dönerken Pars'ın elinden tuttuğu gibi yanımıza doğru çekti.

''Öylece ortaya koymasalardı..'' diyerek Pars'ın elini daha sıkı kavradı.

Gülüşüm artarken Pars'ın yüzüne dikkatle baktığım da o kısacık saniyede afalladığına şahit oldum. Yutkunarak, Gazel'in tuttuğu eline okyanus mavisini andıran gözlerini çevirdiğinde yüzündeki afallama giderek artıyordu. Gözlerindeki perdeleri aniden kaldırmasıyla tamamen bozguna uğramıştım. Ondan ilk defa böyle mimikler görüyordum ve okyanus gözleri tarif edemediğim bir şekilde durgunlaşmıştı. Perdeler aralanmıştı ancak durgunluk hâlâ hakimdi.

''Yeter bu kadar eğlence!''

Arel'in sesini bu kez istesek de duymamazlıktan gelemezdik çünkü şarkıyı kapatmış doğrudan bize bakıyordu. Benim gözlerim Pars'ın beyaza çalan yüzünden ayrılmazken o, anında elini Gazel'den çekmiş Arel'e bakıyordu. Okyanusuna dalgalar serpilirken odağı Arel'den başkası değildi.

Ceren dudaklarını büzerek Arel'e döndüğünde mecburen beni de döndürmüştü. Pars'ın gözlerindeki dalgalar Arel'inde gözlerinde vardı ancak Arel'in gözleri daha çok toprağa tutunan çaresiz filizler gibiydi. Öylesi şefkat dolu Pars'a bakıyordu ki Pars'ın ustalıkla kapadığı perdeleri Arel'in acemice kapattığı perdeleri aralayıp duygularını rahatlıkla ortaya döküyordu.

''Ceren'den Vuslat'a..''

İrkilerek Ceren'e baktığımda sorgulayıcı bakışlarını üzerime yöneltiyordu.

''Dalmışım...''

''Orası belli,'' deyip dudaklarını kıvırdı. ''Aman diyeyim boğulma.''

Kaşlarım hayretle kalktığında Ceren göz kırpıp Gazel'in elindeki bira şişesinden birkaç yudum aldı. Yaptığı ima aklımı bulandırırken Arel buğudan kurtulmamı sağlayarak söze atıldı.

''Asıl eğlence şimdi başlıyor!''

Elindeki benzin bidonunu sıkıca kavrayıp Ceren'in sürdüğü siyah Range Rover'ın kapısını açıp içinden bir başka çantayı çıkarttı. Ne yapacağını çözmeye çalışırken Gazel gülerek tıra doğru koştu.

''Hep beraber yapalım.''

''Bencede,'' diyerek Ceren'de Gazel'e katıldığını belirtti.

Pars, ''Sonuçta bu bizim başlangıçımız.'' dediğinde boş gözlerle ona doğru baktım.

''Ve onların sonu.''

Arel'de onlara katıldığında bir yapbozun parçaları tekrardan önüme düştü. Onların piyonları vardı ve benim yapboz parçalarım. 5'te 5 benim yapbozumun parçalarıydı ve o parçalar şu anda kendi istekleriyle bir bütün oluşturmuşlardı.

''Gelmeyi düşünmüyor musun?''

Pars elini bana doğru uzatmış tutmamı bekliyordu. Hafif bir tebessümü dudaklarıma yerleştirerek elini tuttum. Benim aksime sahici tebessümü dudaklarında yer edindiğinde elimi kavradığı gibi neredeyse 10 metre gerimizde kalan tıra doğru yürümeye başladı.

''Ne çizeceksin?''

Gazel'in meraklı sorusu Arel'in kurnazca dudaklarının kıvrılmasına yol açtı.

''Anı yaşa doktor hanım!'' diyerek cevapladığında Gazel gözlerini devirerek Arel'den birkaç santim uzaklaştı.

''Tahmin edelim mi?''

Ceren'in sorusuna Gazel ellerini neşeyle çırparak cevap vermişti. Pars başıyla onayladığında tüm gözler bana döndü. Hatta, henüz çizmeye başlamamış olan Arel bile...

''Olur.'' deyip Ceren'i yanıtsız bırakmadım.

''İpucu alalım Arel Bey?!'' dedi Gazel sesini sabit tutarak.

Arel başını iki yana salladığında Gazel oflamış, Ceren ise eli çenesinde düşündüğünü belirtiyordu.

''Sen ne çizeceğini biliyorsun değil mi?'' dedim Pars'a.

''Bu sefer bende bilmiyorum.''

''Bilmediğin bir şey çıktı desene.''

''Bilmek istemediğim demeyi tercih ediyorum.'' dediğinde başımı kaldırarak yüzüne dikkatle baktım.

Tek bir mimik oynatmıyor doğrudan gökyüzüne bakıyordu. Başını indirip mavilerini, kahvelerime diktiğinde gülümsüyordu.

''Önüne dön Vuslat.'' dedi elimi bırakıp kolunu omzuma atarak.

Yanaklarımı şişirip serbest bıraktığımda Pars alışık olduğum hareketi yaparak elini yanağıma yerleştirip sıkmıştı. Kaşlarımı çatıp ona baktığım sırada Ceren yüksek bir sesle bağırdı.

''Buldum!''

Merakla ona bakarken Pars elini düşürmüş, benim gibi Ceren'e bakıyordu. Sağ avucunu açmış, sol elini yumruk haline getirip çakmıştı.

Arel, tek kaşını kaldırarak Ceren'e baktığında, ''Yaprak çizeceksin.'' dedi.

''Güzel fikirmiş,'' deyip gülümsedi Arel. ''Anlamı nedir?''

''Bizler bir araya geldiğimizde rüzgarı oluşturuyoruz ama sert esen rüzgarı. Çünkü sert esen rüzgarlar, yaprakları yere düşürür. Demek istediğim; Bizler rüzgarız ancak sen yaprağı çizeceksin. Bunun sebebi ise şu: Ağaç örgütü temsil ediyor fakat ağacı oluşturan asıl şey gövdesi ve dallarıdır. Her biri bir araya gelerek gövdeyi, dalları ve yaptıkları işleri temsil eden yaprakları oluşturuyor.''

Şaşkınlığım üzerimde hakim olduğunda aynı hissi benimle beraber Pars, Gazel ve Arel'inde taşıdığını gördüm.

''Neden ağaç değilde yaprak?'' dedi Arel.

''Dediğim gibi işlerini temsil eden yaprak oluyor. İşlerini bozduğumuz içinde ilk yaprağı düşürdük ve yakında çırılçıplak kalacak. Bu yüzden ben tahminimi yapraktan yana kullanıyorum.''

''Ben bunun üzerine tahmin etme yetimi bırakıyorum.'' deyip dudaklarını bir birine bastırdı Gazel.

''Al benden de o kadar!''

Pars'ta geri çekildiğini belirtiğinde, ''Şu anda Ceren yanlış bir tahminde bulunmuş olsa bile yaprak çizmelisin.'' diyerek Arel'e döndüm.

Arel bana karşılık gülümsediğinde Ceren heyecanla soludu. ''Doğru bildim mi?''

''Bilemedin ama mantık doğru.''

Ceren omuzlarını düşürdüğünde üzülür sanmıştım ama tam aksine gülümseyerek başını kaldırdı.

''Piyon mu?'' dediğinde şansını son kez deniyordu.

Ceren'in tahmin ederken yaptığı benzetmeler tıpkı Arel'in düşünce yapısıydı ve bir birleriyle uyuşuyordu. Cereni bu anlamda pek tanımadığım için Arel'in iç dünyasına mı girmişti yoksa kendi iç dünyasının hüneri miydi? emin değildim.

''Bence çizsem daha iyi olacak.'' diyerek elindeki beyaz sprey boyayı birkaç kez salladı. ''Sizin tahmininiz var mı? eğer yoksa bilmediğinizi varsayacağım ve ben kazanmış olacağım.''

Gazel,''Ukala!'' deyip dilini çıkarttı.

''Sen kazanırsan ne olacak?''

''Hm,'' mırıltılarla söze atıldı, ''bilmem düşünmedim.'' deyip Pars'ı cevapladı.

''İstediğini söyle ona göre cevaplayacağım.'' dediğinde Pars'ın yüzünde kendinden emin olduğunu belirten ifade hakimdi.

''Film gecesi yapalım.'' bende dahil hepimizin gözlerine teker teker baktı. ''Eskiden olduğu gibi.''

Eskiden olduğu gibi... O eskide bende vardım ama Ceren, Pars ve belki de Gazel'le bütün değildim.

''Faris'i okeylersek ben tamamım!''

Ceren oldukça mutluydu ve bu fikir en çok onun hoşuna gitmişe benziyordu.

''O iş bende Kaptan!''

Arel, güven aşılayarak Ceren'e bakıp cevaplamıştı.

''O zaman cevabı bilsem de söylemiyorum.''

Pars'ta film izleme fikrini sevmişti ve bunun için vereceği cevaptan her ne kadar emin olsa da söylememekte karar kılmıştı. Onunda hep beraber bir şeyler yapma fikrine sıcak batığını anlamıştım.

''Hani bilmiyordun?'' dediğim sırada bunu soracağımı bekler gibi anında yanıtladı.

''Bilmiyorum sadece Arel'in isteğini merak ettim.'' düşündüğünü belli eden mırıltılarla, ''Blöf yaptım anlayacağın.'' dediğinde bakışlarımı ondan aldım.

Arel tekrardan sırtını bize döndürüp tırın siyahlığına zıt düşerek beyaz spreyi hızlı fakat dikkatle savurdu. Şeklin ilk önce gövdesini çizdiğinde tahmin etmeye bu kez bende başlamıştım. Pars'ın kolu omzumdan kayıp telefonuna giderken Gazel ve Ceren dikkatle çizime bakıyorlardı.

Siyahlar içindeki tıra beyaz sprey boyayla kelebek figürü çizilmiş, altına ise büyük harflerle 'SONUN BAŞLANGICI' yazılmıştı. Kahvelerim, her birinin gözlerine değindiğinde hepsinin gözlerinde bir çok ortak duygu bir birlerinden güç alarak duygularını ortaya döküyorlardı. Mutluluk, hırs, tatminlik..

Arel büyük bir ihtişamla bize gülümseyen kelebeğin altına yazdığını Sonun Başlangıcına iki nokta bırakarak devam etti. Kendini geriye attığında birkaç adım atıp yazdıklarını görmeye çalıştım.

''SONUN BAŞLANGICI:

Kelebek Kozadan çıktı.

1.PİYON YENİLDİ.''


Yutkunarak yazıya baktığım sırada neden bu yazıları yazmış ve kelebek figürünü çizmişti anlayamamıştım. Kelebek sadece ben ve Arel'dik. 5'te 5'in bütün olduğu, karanlıktaki gölgeleri yok etmek için çıktığımız bu yola neden sadece ikimizi temsil etmişti?

''Neden kelebek?'' dedim doğrudan Arel'e bakarak.

Yüzümdeki ifadesizliğin aksine gözlerime serpilmiş merak Arel'e ulaştığında yine kurnazca gülümsedi.

''Tırtıl sonunun geldiğine inandığında kelebek oldu. 5'te 5 kanayan yaralarının kabuk bağlamayacağına inandığında birbirini buldu.''

''Kader ağlarını bizim üzerimize atıp ördü. Bizler, her birimiz şu ana kadar kozadaydık ancak bu gece kozalarımızdan belki bir bütün olarak belki de yarım kanatla çıktık!'' dedi Gazel.

''Hayat bizi yaraladığında her birimiz birer tırtıldık ve inancımızı yitirdik fakat inancın bittiği noktada kader bizi koza altına aldı ve sıra bu kez bize geçti.'' dedi Pars.

''Yok oluşlarının başlangıcı biz kozamızdayken ağaçlarının yapraklarını oluşturmuştu. Kozadan çıktığımızda ise Sonun Başlangıcını başlatmış ve ilk piyonu devirerek yaprakların düşeceğini sinyalini vermiş olduk.'' Dedi Ceren.

''Anlayacağın kelebek biziz. Biz kelebeğiz hemde her birimiz.'' deyip son noktayı bıraktı Arel.

İfadesizliğim, İçimdeki büyülenmiş ifadeye ters düşerek yok olduğunda, ''Bu fikri ortaklaşa mı düşündünüz?'' dedim.

''Hayır bu figür sadece bir figürden ibaret değil ve buradaki herkes bunu anlayacak insanlar. Farkındaysan herkes içinden gelen düşünceleri kelimelere dizdi. Ben resmettim onlarsa hislerime kulak verdi.''

Yutkunarak Arel'in kahvelerine baktığımda aralarında ne kadar yabancı kaldığımı ilk kez bu kadar derinden hissettim. Onlar bir birlerini yapbozun parçaları misali tamamlıyordu ve bense o yapboza zorla takılan parçanın ta kendisiydim. Düşüncelerim sadece Arel için değil hepsi için geçerliydi ve ben onlara hiçbir zaman kulak veremeyecektim. Çünkü onlar arasında yalan dolan yoktu ancak her birinin bana karşı takındığı duvarları ve perdeleri vardı. Tüm bunlara rağmen gerçek benliklerini bana gösterseler de özlerindeki ruhlarına hiç bir şekilde ulaşamayacak ve onların belki de kimi zaman söyledikleri yalanlara inanacak, göz yumacaktım.

Pars elindeki kibrit kutusunu havaya kaldırıp, ''Devam edelim.'' diyerek bakışlarını üzerimize tehditkar biçimde salladı.

Ceren bira şişesinden yudum alırken başını geriye atıp kıkırdadı. Neler olacağını çözmeye çalıştığım sırada Arel arabanın içinden çıkardığımız sahte uyuşturucuların üzerine benzini dökmeye başlamıştı.

Gazel yanıma doğru gelip kollarını önünde bağlarken Pars fısıltıyla, ''Sessizliğinizi koruyun.'' dediğinde cep telefonunu çıkartıp kamerayı açtı.

O esnada Arel, sahte uyuşturuculardan oluşan 5 koliyi ateşe vermek için kibriti çaktığında yüzümüze arabaların farlarından ve gökyüzünden oluşan ışık haricinde ilk defa farklı bir ışık kaynağı yüzlerimizi aydınlattı.

Ateşin çıtırtısı etrafa yayıldığında huzurun yerine ruhlarımızın öfkesini sunuyordu. Ve içten içe her birimize tatmin olmuş ifadeyi yüzlerimize yerleştiriyordu.

Pars cep telefonuyla olanları kaydederken herkes sessizliğini koruyordu. Kameranın odağı Arel'i veya bizleri göstermiyor sadece yanan uyuşturucuları çekiyordu. Pars başını iki yana sallayıp sırıttığında odağı bu kez Arel'in çizimine çekti ve o anda siyah ekran bizlere gülümsemeden önce tek bir yazıya odaklandı.

''SONUN BAŞLANGICI:

Kelebek Kozadan çıktı.

1.PİYON YENİLDİ.''


İçimde filizlenen intikam, adrenalin ve daha nice duygu yangının körüklenmesiyle beraber ruhumu körüklüyor ve zihnimin dönme dolaplarının aşağı inmesine izin vermiyordu. Israrla benliğimi ateşe yansıyan yüzüme vuruyor unutmamamı diliyordu. Unutmayacaktım! Çünkü ben kelebektim tıpkı onlar, sizler gibi. Bizim dönencemiz, kaderimizin ağlarının kalktığı, dönüm noktamızın oluştuğu gün, bugündü. Bugünü asla unutmayacaktım! Geçmişimin izlerine takılıp düşsem dahi ben, bugün karanlığın gölgelerinden birini; geçmişim izlerinden gelen aydınlıkla, yok etmiş, şimdiki zamanımın Vuslat'ının gücüyle alt etmiştim. Tüm bunları yaparken 5'te 5 ruhuma ev sahipliği yapmış, zafere giden yolumda bana yoldaşlık etmişlerdi ve edeceklerdi de.

İşte o an anlamıştım. Herkes birer kelebekti ve herkesin kozasından çıktığı birer evre vardı. 5'te 5 bugün kozasından çıkmış ilk piyonu yenmişti ve sizlerde birer kelebektiniz. Artık hepimizin piyonlarımızı avuç içlerimize almamızın vakti gelmişti. Mat yapma sırası bizlere, sizlere, hepimize geçti. Sonun başlangıcı başladı ve asla durmayacaktı.

Bugün tarihin dönüm noktası çünkü bugün kozalarından yarım kalmış tüm kelebekler çıktı. Bizler kelebektik ve asla yere çakılmayacaktık. Çünkü bizler yalanlarımıza ve hatta tüm gerçeklerimize rağmen birer bütündük. Her ne kadar onların yapbozun da yerim olmasa da benimde kendime ait bir yapbozum vardı ve kanatlarımı ait olduğum yer için çırpacaktım. Ait olduğunuz bir yapboz varsa eğer ona daha sıkı tutunun ve bozulmasına imkan vermeyin. Eğer yoksa benim gibi ait olduğunuz yapboz için kanatlarınızı çırpın ve yoldaşlarınıza tutunun. Unutmayın bu hepimizin başlangıcı ve onların Sonunun Başlangıcı!

*

•Bölüm hakkında neler düşünüyorsunuz?

•Karakterler hakkındaki görüşler nelerdir?

•Kitap için kelebek kelimesinin asıl anlamını yavaştan yavaştan ortaya çıkarttım. Umarım memnun kalmışsınızdır:) düşünceler nelerdir?

•Bende dahil her birimizin dönüm noktaları vardır. Büyük küçük fark etmeksizin.. ancak dönüm noktalarının sonunda kozamızdan çıkıp yeni kararlar eşliğinde ilerleriz. Benim tabirimle kelebeğe dönüşürüz;)

•Unutmayın! Bu Hokus Pokus'un Hikayesi.
Bu bizlerin hikayesi.
Bu 5'te 5'in kozadan çıkıp kelebek oluşunun hikayesi.
Bu kozasından çıkamayan insanların, satırlarımda kelebeğe dönüştüğünü haykıranların hikayesi.
Bu bizim Hikayemiz!

•Sizin kitap ile ilgili teorileriniz nelerdir?

Hesaplar:

Instagram: Kişisel hesabım Edanuryd
Kitap içeriği olan hesabım _kozaa

Youtube: Edanur Yeşildağ.

Takipte kalın ve yıldızımıza dokunmayı yorumalrda fikirlerinizi belirtmeyi unutmayın ????????????

Hoşça Kalın????