KENDİMİ KANDIRDIĞIMI SANDIĞIM SAHNELER

KENDİMİ KANDIRDIĞIMI SANDIĞIM SAHNELER

Her gün aynı sahneler de aynı pozu verdiğimi başıma gelen garip olaylardan anlıyordum ya da ben o olayları garip bulduğum için olaylar garipleşiyordu. Anlamadığım şey olağanca bir hayatın içinde olağanca yaşadıklarım . O zaman beni yanıltan neydi? Ya ben yanılgı sandığım bir grup zihin engellerine takılı kaldıysam? Bir sürü soru var aklımda dönüp duran , kendi kendimi yiyip bitirdiğim ve bir türlü cevap bulamadığım . Evrenin tam merkezinde kaybolsam ama bu kayboluşumun farkındayken kaybolmak gibi olsa bu durum. Ait olduğum semti , sokağı , evi , sevdiklerimi gözümde büyüttüğüm insanları bile özler miyim ?  Gökyüzünü sevip büyütenler güneşli günlerde yağmuru aramaya çıkarken mavinin geniş düzlüklerinde güneşin tadını çıkarmak mümkün mü? Ya orada da içimdeki yenilmişliğin alasını yaşayan asık suratlı halime denk gelirsem ? Gerçi durumu da değerlendirebilirim sonuçta yenikte olsa onu o gökyüzüne çıkarabilmiş olmakta başarıydı belki de...

SAHNE 

Ormanın derinliklerinden gelen boğuk sesler sisli geceyi gözlüyordu. Tıpkı bir seri katilin kurbanını uzaktan izlemesi gibi , avlanmaya hazır olan düşünce bulutları yeryüzüne inmiş zihinlere in kurmuş tilkiler ve kuyrukları birbirlerini kovalamaya çoktan başlamıştı. Bu olaya şahit olan gece ve gecenin oyuncuları yukarıdan kargaşanın içerisinde sıkışıp kalan başrolün ne tepki vereceğini merakla beklemeye başladılar. Başrolümüz aitlik hissinin diplerini sıyıran bir gençti ,asıl oyunu sergileyecek olmanın da vermiş olduğu baskıyı bir türlü üzerinden atamıyordu. Ona verilmesi gereken eğitimi vermeden , prova etmeden ,tecrübelerini daha hayata uygulayacak duruma gelmemişken birden kendini bu sahnenin tam ortasında bulmuştu .Ne yapması gerektiğini bilmeyen başrol yanıp sönen ışıklar arasında ilk cümlesini okumaya başladı. 

-Rüzgarın güzün yaprakları savurduğu gibi savruluyorum, bozuk duygularım beni mahvediyor , kaybediyorum , kayboluyorum...

İlk önce karşısında birbirlerini yiyen tilkilere bakar sonra seyircilere , ön taraftan gelen gülüşmeler sinirini bozsa da repliğine devam eder. 

- Yok mu yardıma gelen beni soğuk savruluşlardan kurtarmak isteyen . 

İçindeki sesten kocaman bir kahkahayla karışık bağırtı 

-YOK , der  

Korkuyla sahnenin içinde turlar, endişeli bakışları beynine giden sinirlerle konuşmaya yeltenir . Fakat daha ağzını açamadan seyirciden gelen yumurtayla ne olduğunu şaşırır genç başrol.

-Doğru oyna şu oyunu, der seyirci.

Oyuna dahil olan seyirci diğer seyircileri de fikirlerine alet edince , oyun birden savaş alanına döner. Tüm gücüyle bağırır başrol

-Durun ! der 

-Durun ! ! Burası benim sahnem ,benim oyunum ,benim hayallerim , sizin değil  dahil olmak istediğiniz hayat , ruh benim . Sahip olduğum düşüncelere, oyunlara diyaloglara hatta belki monologlara bile saygı duymak zorundasınız . Kafanıza göre buraya çıkıp söz sahibi olamazsınız ! Tamam benim kafam çok karışık , hangi rolü bazen nasıl oynayacağımı bilemiyorum , karıştırdığım replikler oluyor bazen öğrenmem gereken şeyleri öğrenemiyorum . Soru soramadığım , çekindiğim için beni suçlayamazsınız .Sırf beğendiğim oyunları sevmediniz diye  de beni  karalayamazsınız . Canımı acıtmak için savurduğunuz güz yaprakları benim oyunculuğumdan bir şeyler götürürken , tilkilerimi kovalayamazsınız . Saygı gösterip yeri geldiğinde yanlışlarımı söyleyip uyarabilirsiniz ama yaptığım başarılı işlerin sonunda alkışlamayı da bilmelisiniz . Sanatçının ve oyuncunun en  büyük alıcısı ve destekçisi sizken beni yerden yere vurmanız sizden de güzellikler götürür. Lütfen beni ezmeyin ayaklarınızın altında ,benim sizinle birlikte öğrenmeye ve yükselmeye ihtiyacım var. Durun artık , durun ...

Başarılı bir şekilde oyununu  bitiren genç , sahneden alkışlarla iner . Perde kapanırken uğultular salonu doldururken, gece ve gecenin oyuncuları gencin performansından ne kadar etkilendiklerini ayın ışık gösterisinden belli eder . Genç artık daha umutlu ve gururludur...

                                                                                    SON